Artık kaçarı yok! Faylar planlara işlenecek

H. Gül KOLAYLI 02 Aralık 2019 Pazartesi, 06:07

1 Ocak'ta yürürlüğe giren Bina Deprem Yönetmeliği yeniden değişiyor. 2020 yılının ilk aylarında yürürlüğe girmesi beklenen yeni yönetmelikte fay hatlarının 1/1000'lik planlara işlenmesi mecburi kılınıyor!

Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi Başkanı Engin Er yıllardır haykırır durur; "Bursa, içinden üç fay geçen tek şehirdir. Fay hatları artı heyelan ve taşkın alanları planlara işlensin; olası depremde can kaybı en aza insin, en az hasarla atlatılsın" diye... Şehri yönetenler yıllardır Engin Er'e bir nevi 'Afet velisi' muamelesi çeker!

Eskisi, yenisi yerel yöneticiler gazetecilerin fay hatlarının planlara işlenmesine yönelik sorularını da (Defalarca sormuşumdur) meselenin imkânsızlığı üzerinden anlatır dururlar. En naifi  "Engin Bey abartıyor" diyerek geçiştirir.

Velhasıl, kenti yönetenlere göre; fay hatlarının şehrin planlarına işlenmesi olmayacak bir iştir ve Başkan Engin Er de yıllardır "olmayacak duaya amin" demektedir...

Gün geldi, devran döndü...  Başkan Engin Er'in "Olmayacak duası" kabul oldu...

Yönetmelik değişiyor! Artık kimsenin "Bu iş imkânsız" deme lüksü yok! Üstelik de Engin Er'in verdiği bilgiye göre; bu işin maliyeti atla deve değil.

DOĞAL AFET SELEKSİYONUNU BEKLEMEYİN!

Ne olacak şimdi? Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yeni yönetmeliği yayımlandıktan sonra belediyelerin "Ben fay hatlarını planlara işlemeyeceğim. Bu imkânsız bir iş" deme lüksleri yok...

Üstelik bu işin maliyeti de öyle abartılacak gibi değil. Başkan Engin Er'in dediğine göre bir ilçenin fay hatlarının plana işlenmesinin maliyeti bir daire parası!

İsteyen rahatlıkla MTA'nın sitesine girip görebiliyor. Yerel yönetimler fayları planlara işlemekten kaçındı bugüne dek; peki insanlarımız ne yapıyor sevdikleri ve kendisinin tatlı canı için? Hâlâ ev alırken 'mutfağı geniş mi, banyosu güzel mi, lüks mü, mevkisi iyi mi?' diye bakmaktan fay kontrolünü depreme bırakıyor.

(Fay haritasına nasıl bakacağınızı adım adım anlatayım; mta.gov.tr tıkla; sayfa açıldıktan sonra haber portalı'nı tıkla; okudum yazısı gelecek onu da tıkla. Aktif Fay Hattı'nı tıklayın; harita gelecek, büyütün;  şehrinize, ilçenize, mahalle ve sokağınıza gidin; evinizi bulun. Yanından yöresinden fay geçip geçmediğini göreceksiniz!)

Türk işi doğal afet seleksiyonu mu bekleniyor?

Tedbir alınmazsa; güçsüzlerin elendiği doğal seleksiyon gibi, doğal afet olan deprem; dayanıksız, çürük, kaçak ya da ne kadar kaliteli yapılırsa yapılsın fay üstünde olduğu için yüksek risk taşıyan yapıların içindeki insanlarla birlikte ayıklayacak; yani yok edecek.

Dün Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi üyeleri Başrol'deki kahvaltıda buluştu. Bandırma İl Temsilcisi Aysun Aykan da oradaydı.

Şube Başkanı Engin Er yaptığı konuşmada "Biz sadece deprem olduğunda hatırlanmak istemiyoruz!" dedi. Çok da haklı. Zira jeoloji mühendislerinin mesleki olarak en önemli işlevi deprem öncesine yönelik. Ama hep yumurta kapıya gelince, yani bir deprem olunca koştur koştur JMO'ya başvurup bilgi almaya bakıyoruz!.. (Kişisel olarak deprem olmadığı zamanlarda da görüşlerine başvurduğumdan hiç üstüme alınmadım!)

Başkan Er, Ocak 2019'da yürürlüğe giren Yapı Deprem Yönetmeliği'nin sorunlu olduğunu, aynı ilde bile belediyelerin farklı uygulamalara gittiğini, yönetmeliğin yetersiz olduğunu anlatıp duruyordu...

Dün dedi ki; "En sonunda AFAD sorunu gördü, yeni bir yönetmelik hazırlanıyor. İstişare kurulunda Jeoloji Mühendisleri Odası da var. İnşallah 2020 yılının ocak, şubat ayında yürürlüğe girecek..."

Toplantıdaki üyelere hitaben kısa bir konuşma yaptı. Daha sonra kendisiyle görüşüp şu fayların planlara işlenmesi meselesini ayrıntılandırmasını istedim; Engin Er dedi ki;  "En önemli olay yönetmeliğin değişmesidir. Yeni yönetmelik çıkıyor. AFAD eksiği gördü. Yeni yönetmelikte 1/1000'lik planlara fayların işlenmesi mecburiyeti geliyor. 10 yıldır söylüyoruz, duyan yok!" dedi...

Peki, hiç uygulayan olmuş muydu? Olmuş. İnegöl'de, Cerrah Belediyesi iken fayları plana işlemiş, dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da onaylamış. Yani bugün Bakanlığın zorunlu kılacağı işi 10 yıl önce öngörerek hayata geçirmiş. İlericilik aslında ileriyi görmektir. Tam da böyle bir şey işte.

Ardından da ekledi; "Zaten Bakanlık plan değişikliklerinde fay hattını görünce onaylamıyor. Paleosismolojik etüt yapılmadan 1/1000'lik planlar onaylanmıyor..."

3 SONDAJ YERİNE 2 SONDAJ!

Ardından da başka bir konuyu gündeme getirdi:

"Şu anda Büyükşehir Belediye Meclisi bir karar aldı. Bu mevcuttaki yeni Bina Yönetmeliği'ne bile aykırı bir karardır. Bir parselde zemin etüdü yaparken zemini üç boyutlu görmek için mutlaka 3 adet sondaj yapılır. Bina Yönetmeliği ve formülü vardır. '2 sondaj yeterli!' diye karar aldılar. Bursa gibi deprem ve heyelan riski olan bir şehirde bu yanlış uygulamadır. Düzeltilmezse yargıya başvuracağız. Bazı belediyelerin iki sondaj uygulamasına karşın bazı belediyeler ise kamera sistemi getirdiler, bu da 2 sondaj değil 4 sondaj maliyetinde bir şeydir..."

"Sondaj neden önemli?' diye sordum Engin Er'e; şöyle yanıtladı:

"Sondaj demek yer altının 10, 20 metre altını görmektir. Zemin deliniyor, alınan malzeme laboratuvarlarda inceleniyor. Bunu yaparsanız o bölgenin ne kadar yük taşıyacağını bilirsiniz..."

Bugün pek çok hastalığın teşhisi için biyopsi şart. Bu da zeminin biyopsisi gibi bir şey!

SİSMİK HAREKETLERDE 40 YILDA YÜZDE 1000 ARTIŞ!

Son günlerde Balkanlar'da olan depremlerin Türkiye'deki fay sistemlerine etkisi olup olmayacağını sordum; "Arnavutluk'taki sistem farklı. Türkiye'de Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı ve Ege Fay sistemi üzerinde deprem bekliyoruz.

Ama Türkiye'ye baktığınızda sismik artış anormal! 1980 yılından bugüne kıyasla sismik hareketlerde yani depremlerde yüzde 1000 artış var. Tarihsel depremlere bakıldığında Marmara'da 7,6; Bursa'da ise 7,2 büyüklüğünde deprem olasılığı var."

Ardından da şu soruyu sordu bana; "Kentsel Dönüşüm Yasası ne zaman gündeme geldi, neden çıktı?"

"Van depremi sonrasında, depreme dayanıksız binaların revizyonu, insan hayatının kurtarılması için çıktı" dedim. Yasa böyle çıktı, ama sonrasında Nilüfer örneğinde olduğu gibi rantsal dönüşüme döndü!..

Engin Er sözlerini şöyle sürdürdü:

"Doğal afetlere hazırlık çok önemli. Bursa'da Yıldırım'dan 3; Osmangazi ve Nilüfer'den 3 fay geçiyor. Büyükorhan, Keles ve Harmancık dışında bütün ilçelerden geçen faylar var. Bursa'nın doğal afetler anlamında bütüncül masaya yatırılması, tartışılması lazım.  Kentsel dönüşümden, afet sonrası ulaşıma dek her şeyin planlanması lazım. Bursa'da sanayi yüzde 100 kontrolsüz. Eğer deprem iş saatinde olursa, Bursa en büyük afeti sanayide yaşar. Hem can kaybı yüksek olur, hem de ekonomi büyük darbe alır. Bursa'nın mahalle bazlı değil, bütüncül planla ele alınması gerekiyor. Bugün '15 dakika sonra deprem olacak!' deseniz, Çarşamba'yı 15 dakikada boşaltabilir misiniz? Bütüncül planı da merkezden dışarı doğru yapmak lazım."

Başkan Er, Bursa'da kentsel dönüşümün merkezden yani Çarşamba, Altıparmak, Yıldırım gibi bölgelerden dışarı doğru yapılması gerektiğini söyledi. Bunun Bursa şehir merkezi için geçerli olduğunu, bütüncül planın Gemlik'te farklı, İnegöl'de farklı ele alınması gerektiğini de hatırlattı.

HEYELAN RİSKİ

Heyelanları sordum; "Salı günü heyelanla ilgili basın toplantısı yapacağız ve yerel yöneticileri uyaracağız. Yağışlar başladı. Şiddetli yağışlar heyelan riskini artırıyor.

Kazıların kontrolsüz yapılmaması gerekiyor. Bursa'nın jeolojisi iyi çalışılmadığı için eski heyelan yerleri bilinmiyor, planlamada yok. Bir parsel kazılıyor. Bütün mahalle kayıyor. 10 yıldır söylüyoruz, belediyelerde zemin vizesi kontrol birimi olmalı. Arazi kazılarında jeoloji mühendisi olması şart!"

Aslında sözlü tarih çalışması ile Bursa yakın tarihindeki heyelan bilgilerine ulaşılabilir. Mesela babam Mollaarap, Temenyeri bölgesinin kaydığını, o bölgede heyelan olduğunu bilirdi. Oralardan ev alacak akrabalar babamı çağırırdı, gider bölgeyi inceler, 'alın ya da almayın' derdi.

O mahallelerin eskilerini ya da yaşayan eski Bursalıları bulduğunuzda onlar sondajsız size Bursa'nın yakın tarihteki heyelanlarını anlatacaktır. Mesela ben Bursa'nın 1855 depremini Kirişçi Kızı Çıkmazı'nın Remziye Hanım teyzesinin annesi Reşide Hanım teyzeden dinlemiştim. Muhtemelen 1885 doğumluydu, eski Bursalıydı. O da muhtemelen annesi ya da ninesinden duymuştu; Bursa'da Ulucamii'nin minarelerinin ve kubbelerinin yıkıldığını, Tophane'den aşağı büyük kayaların yuvarlandığını, Kayhan Çarşısı'nın yandığını filan anlatmıştı. Masal gibi dinlemiştik. 1999'a kadar unutmuştum, Marmara depremi olunca annemle ikimiz hatırlamıştık, rahmetlinin anlattıklarını...