Aybars Yılmaz: Bir Bursa Rüyası

H. Gül KOLAYLI 08 Ağustos 2019 Perşembe, 06:19

Aybars Yılmaz'ı 19 yıldır tanırım... İlk tanıştığımızda Uludağ Üniversitesi Makine Mühendisliği'nde okuyordu. 2000'li yıllardı. Ben de bir gazetenin üniversite ekini hazırlıyordum... Her gün sabahtan akşama kadar Görükle Yerleşkesi'ndeydim. Öğrenci topluluklarının, fakültelerin haberlerini yapıyordum...

İşte o yıllarda Aybars Yılmaz, Dağ Yöresi Üniversite Öğrencileri Ünidağ topluluğundaydı... İlk tanışmamızda Q değil de F klavyenin, yani Türkçe klavyenin kullanılmasına yönelik taleplerini dile getirmişti... Doğup büyüdüğü Keles'ten ve Bursa'dan konuşurken bana Kazım Baykal'dan söz etmişti... 

(1905-1994 yılları arası yaşayan Kazım Baykal Bursa'nın tarihine, kültürüne dair çok sayıda eser bırakan araştırmacı, yazar ve öğretmendi. 1945 yılında Bursa Eski Eserleri Sevenler Derneği'ni kurmuştu. Uzun yıllar Bursa Erkek Lisesi'nde öğretmenlik yapan Kazım Baykal'ın Bursa'ya dair yayımlanmış çok sayıda araştırması, kendisinden sonraki nesillere kaynak oluşturmuştur.)

Kazım Baykal, Bursa için çok önemli bir isimdi... Ancak gencecik, üstelik de 'Makine Mühendisliği' gibi bölümde okuyan bir öğrencinin Kazım Baykal'ı telaffuz etmesi beni çok şaşırtmış, bir o kadar da memnun etmişti...
Ve demiştim ki; "Kazım Baykal'ı biliyorsun ya, seni ömrüm boyunca unutmam..." Dün YeniDönem gazetesini ziyaret eden Aybars Yılmaz bu sözlerimi hatırlattı... O da unutmamış demek ki...

Aybars Yılmaz ile yollarımız hep kesişti. Mezun oldu; Makine Mühendisleri Odası Bursa Şubesi seçimlerinde yönetim kurulu üye adaylıkları oldu... Sosyal medyada Kayı Beyi ve Şeref Bey mahlası ile Bursa kent sorunlarının bire bir takibini yaptı. Gündeme dair kaçırdığımız ayrıntıları kimi zaman onun paylaşımlarında yakaladık ve hep haberleştik.

KIZININ ADI BİLE BURSA!

Aybars Yılmaz dün tam bir hanımefendi olan eşi Emine Yılmaz ve dünya tatlısı kızları Sare Dila Yılmaz ve Bursa Eda Yılmaz ile birlikte ziyaretimize geldiler; sağ olsunlar, günümü aydınlattılar... 
En küçük kızın adını yanlış okumadınız, Bursa Eda! Şehrimizin adını taşıyor.

Aybars Yılmaz, Bursa'ya dair sevdasını bir adım öteye götürerek bir kitap yazmış; "Bir Bursa Rüyası"...

Kitabı neden yazdığını sordum; "Sevdiğimiz insanların, akrabalarımızın, arkadaşlarımızın nesillerinde yer bulabilmek, sahip olduğumuz değerleri, güzellikleri gelecek kuşaklarla paylaşmak istedim. Bursa'da ne var, ne yok diye baktığımızda ya tarih kitabı, ya da çeşitli araştırma makaleleri vardı. Kitapta biraz da kendi gerçeklerimizi, içimizdeki Bursa sevgisiyle şehrimize bakış açısını ortaya koyuyorum. Kitabı kendi imkânlarımla bastırdım. Bursa'ya hasret ya da şehri tanımak isteyen insanlara sıkılmadan kendilerini Bursa'da bulabilecekleri bir kitap yazmak istedim. Sunduğumu düşünüyorum" dedi.

Hemen ardından da ekledi; "Ben bir edebiyatçı değilim, makine mühendisiyim. Sadece Bursa'yı çok seviyorum..."

Aybars Yılmaz doğma büyüme Kelesli, uzun yıllar teknik öğretmenlik yapan babası Metin Tekin Yılmaz. Ailenin geniş bir kısmı hâlâ Keles'te yaşıyor. Kızları yaz tatilini Keles'te geçiriyor...

Kitabı okuyanların tepkilerini sordum; "Genelde insanlar farklı masalsı bir anlatım olduğunu, Bursa'yı geziyormuş gibi hissettiklerini ve beğendiklerini söylüyor" dedi...

ULUCAMİİ'NDEN MAHFEL'E, YEŞİL TÜRBE'YE

Kitabı bir solukta okudum. Doğru, masalsı, naif ve şiirsel bir anlatımı var. Yazılar deneme ile gezi güncesi arasında bir yerlerde. İlk bölümlerde, bir kısmımızın doğup büyüdüğü bir kısmımızın ise doyduğu şehir olan Bursa kent merkezini, geçmişi bugünle harmanlayarak anlatıyor...
Mekânlar, sokaklar hep bildik. Ulucamii'nden Mahfel'e, Irgandı Köprüsü'ne, Yeşil Türbe'ye yürüyoruz; Bursa'nın hanlarında, sokaklarında, çarşılarında dolaşıyoruz birlikte...

 "Tarihin ana rahmine düşmüş 'kut'lu yolculuğun zaman ve mekânı terk ettiği 'vatan'dır Bursa"  diyerek başladığı Bir Bursa Rüyası'nda, Aybars yazıya dair yolculuğunu şu sözlerle sürdürüyor:

"Bu keyifli konvoy eşliğinde varıyorum Mahfel'e. Yorulmuşum. Dere kenarının verdiği serinlikte bir yudum çay yorgunluğumu alır diye düşünüp bulduğum ilk boş sandalyeye oturuyorum. Alıyorum karşıma dünyanın ilk köprülü çarşısı Irgandı'yı ve uzun uzun seyre dalıyorum. Sonra söyleniyorum kendi kendime 'Kazım Baykal buraya sevdalı olmakta, Tanpınar ise üzerine şiirler yazmakta ne kadar haklıymış'. Hem çayımı yudumluyor, hem de kendi kendime mırıldanıyorum bildiğim kadarıyla 'Bursalı mısın kadifeli gelin?' diye başlayan türküyü..."

Bir başka bölümde ise "Huzur ve güven arayan insanoğlu için her köşe başında nice sığınaklara sahiptir Bursa" diyerek şunları yazıyor:

"Ve yine döndüm sana ey huzur sultanı. Her başım ağrıdığında veya içim daraldığında mı arar oldum sadece seni acaba/ Bu kadar mı vefasız oldum; sadece ihtiyaç anında hissedecek kadar.  Ya da sende ramazan ayının verdiği sakinlik ve huzur mu aradığım hep."

RÜYAYI KÂBUSA ÇEVİRMESEK KEŞKE!

Gölyazı, Orhaneli, Gemlik, Kestel, Karacabey, İnegöl, İznik, Mustafakemalpaşa, Yenişehir, Mudanya, Gürsu, Orhangazi ve doğup büyüdüğü yer Keles'i de "Bir Bursa Rüyası"nın içine dâhil ederken, finali ise Bursaspor ile yapmış...

Bursaspor'un şampiyonluğunun da anlatıldığı "Bir Bursa Rüyası" şu satırlarla sona eriyor:

"Rüyaydı, hayale yol aldı ve sonunda gerçek oldu tüm ümitler tam da burada. Ve dilimde yine, yeni bir beste bitti;

"Babamın omzunda gelmiştim yanına,

Âşık olmuştum ben sana Atatürk Stadı'nda,

Çubuklu formanla, efsane Teksasınla,

Şampiyonluk yakışır o kutsal yeşil beyaza..."

Aybars Yılmaz "Bir Bursa Rüya"sını anlatmış... O rüyayı kâbusa çevirmesek çok iyiydi!.. Kestel ile ilgili bölümü, suları, çamları okurken, Uludağ'daki derelerin neredeyse hepsinin kuruduğunu anımsadım. Bursa'ya dair betimlemelerde ise şehrin tüm girişlerinden görülen, Uludağ silüetini kapayan  ucubeleri!..

 Bizim çocukluğumuzun, gençliğimizin Bursa'sından geriye çok az şey kaldı.

Eğer kalanları, mevcutları koruyamazsak, Aybars Yılmaz'ın "Bir Bursa Rüyası" da gelecek kuşaklar için masalsı anlatımdan çıkıp masala dönüşecek!..