BAYŞAD Edebiyat Buluşması (1)

H. Gül KOLAYLI 22 Kasım 2017 Çarşamba, 06:08

Bağımsız Yazarlar ve Şairler Derneği Bursa Şubesi tarafından Ördekli Kültür Merkezi'nde düzenlenen söyleşiye Bursalı yazar ve şairler katıldı...

Şiirin, romanın, öykünün, denemenin velhasıl edebiyatın coğrafyasında Bursalı yazar ve şairlerle çıkılan hoş bir gezintiydi...

Toplantının moderatörlüğü bana aitti... Konuşmacılara gelince Nursel Aras, Halime Yıldız, Songül Yılmaz, Sibel Yılmaz ve Toğan Kuter Eren'di...

Toplantının açılış konuşmasını BAYŞAD Bursa Şubesi Başkanı Şair Ferit Bilge Gültekin yaptı... Kapanış konuşmasını ise bursaarena.com'un sahibi Hüsamettin Taşdemir... Müzik dinletisinin de olduğu etkinlikte, Gültekin'in yanı sıra konuşmacılar da kendi şiirlerini okudular...

NURSEL ARAS

Yazar ve Şair Nursel Aras, Iğdır doğumlu. Babasının memuriyeti nedeniyle Van Kız İlköğretmen Okulu'nu bitirerek 15 yaşında öğretmen oluyor ve daha sonra da ön lisansını tamamlıyor...

Uzun yıllar İstanbul'da yaşadıktan sonra Bursa'ya yerleşiyor...

Nursel Aras'ı ilk öykü kitabını yayımladığı zaman tanımıştım. O günden bugüne izlediğim, takdir ettiğim bir yazardır...

Kara Üzüm Salkımı Hüzünler ve "Yalnızlık da Yorar" adlı öykü kitaplarının yanı sıra Azize adıl romanı ile iki şiir kitabı olan Nursel Aras'ın çok sayıda edebiyat dergisinde eserleri yayımlandı ve çeşitli yarışmalarda ödüle layık görüldü...

Yazın serüveninin öykü ile başladığını ve daha sonra da romana geçtiğini anlatan Nursel Aras sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kara Üzüm Salkımı Hüzünler ilk öykü kitabım. Kitabı CD formatında sesli kitap haline getirdim. Romana geçişimin öyküsüne gelince...

İlk kitapta çok heyecanlı oluruz. Basına koşturuyoruz, 'kitabı nasıl anlatırız' diye. Gül Kolaylı'ya da gittim. Hiç beklemediğim bir süre zarfında okudu ve ocak ayının 1'inde kitabı yazdı. Şaşkınlık geçirdim.

Bir eleştirisi vardı, 'Öyküler çok güzel, yazarın naifliğini inceliğini hissediyorsunuz, ama ben olsam Feraye'nin Çeyiz Sandığı'nı roman yapardım' diye yazmıştı. Tekrar okudum.

 Ben roman olması gereken bir kadının tüm hayatını bir öyküye sığdırmışım. İki roman daha çıkabilirdi. Daha sonra öyküye başlamak için oturduğumda o yazacağım kişinin de hayatı çok uzundu. Azize oldu.

Azize'yi büyük bir zevkle 5 yılda yazdım. O bittikten sonra şiire geçtim. Yeni bir romana başlamıştım. 'Senin sözcüklerin şiir gibi derlerdi.' Kalem kendiliğinden şiire gitti. İki şiir kitabım çıktı. Tekrar romana döndüm..."

Bir konunun üzerini çizdi:

"Ben toplumcu gerçekçi bir yazarım. Şiirlerimde ve kitaplarımda, öykülerimde böyleyim. Bana göre yazar, şair, ressam, her kimse sanatçının bu topluma karşı sorumlulukları vardır. Nerede zulüm, açlık, işkence varsa ya da doğa katlediliyorsa, kötü yönetiliyorsa o sanatçının itiraz etmesi gerektiği kanısındayım... Bunlar arasında en çok kadınlara ve çocuklara sahip çıkıyorum. Azize bir baba romanıdır. Babaya kadın ve çocuk üzerinden bakar..."

 

HALİME YILDIZ

Bulgaristan Şumnu doğumlu olan Halime Yıldız, 1978 göçüyle Türkiye'ye geldi. Halen öğretmenlik yapan Halime Yıldız, şiirle başladığı yazın hayatını çocuklara yönelik iki deneme kitabı ve masallarla sürdürdü. Aynı zamanda masal anlatıcısı da olan Halime Yıldız'ın Udumbara adlı kitabında 14 dile çevrilmiş olan şiirleri yer alıyor... Çok sayıda ödülü olan Yıldız'ın kitaplarından bazıları şunlar:

 "Sensizlik Yüreğimin Deprem Kuşağı, Kadın Suretleri; Udumbara. Yorgun Atlar Tekkesi, Uçurtmayla Balık Tutmak,  Kertenkelime ve Sudanya Gezegeni: Şehzadenin Sırrı..."

Halime Yıldız ise şunları söyledi:

"Ben kendimi çocukluğumda buldum. Bir yazarın, şairin şifresi çocukluğunda gizli. Benim çocukluğum da Balkanlar'da geçti. Bana şiirler sunan, masallar sunan bu coğrafya benim kalemime de bulaştı. Şiir, edebiyat geçmişini okudum. Çocukluklarımdan beri biriktirdiklerimi yazmaya başladım..."

Önce şiir okumaya, ardından da yazmaya başladığına değindi... Ardından da anneannesinin anlattığı masalların onu masal edebiyatına yönlendirdiğini anlattı. İlk çocuk deneme kitabı sahiden de bir azim öyküsü:

 "2011'de ilk önce çocuklar için düşünülmemiş deneme türü ile girdim. 'Çocuklar sevmez, öykü anlatın' dediler... Güvendiğim bir yayınevi 'Çocuklar deneme okumaz' dedi... Sonrasında kitap 4 baskı yaptı. Demek ki çocuklar deneme türünü severmiş..."

Halime Yıldız daha sonra masallar anlatmaya başlıyor:

"Yeniden masallar anlatmaya başladım. Kendi kurguladığım Sudanya Gezegeni: Şehzadenin Sırrı... Çocuklar masalları da sevdi. Büyükler bana 'Masal anlatma' diyor ya! Masallar bilgelik kültürünü içerir. Masalları küçümsedik. 7'den 77'ye herkesin masal dinlemesi gerektiği, iletişimin koptuğu bir dönemde yaşıyoruz. Eskiden insanlar ateşin etrafında toplanırmış, yeniden toplanmaya ihtiyacımız var. Kendi hikâyeniz de bir masaldır. Akşamları televizyondan yüzümüzü çevirirsek daha iyi şeyler olabilir..."

Not: Konu 2 yazıya sığabilmiştir. Devamı diğer yazıda olacaktır.

 

 

MUDANYA'DAKİ PUZZLE DAĞITIMI ÜZERİNE


Geçen gün Mudanya Belediyesi tarafından hazırlanan Atatürk ve Andımız Puzzle'ının okullarda dağıtılmadığına yönelik iddiayı yazmıştım...

Gelen bilgilere göre okullara verilen puzzle'da, Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz ile Atatürk resminin üzerinde Andımız yer alıyormuş...

İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılan görüşmelerde Belediye Başkanı'nın resminin kapatılması gerektiği konusunda mutabakata varılmış. Anladığım kadarıyla İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, iktidar tarafından kaldırılan Andımız'ın Atatürk resminin içine gömülmesini de pek doğru bulmamış... 

(Muhtemelen Atatürk üzerinden siyasi mesaj olarak algılanmıştır...)

Ve belediye yetkilisiyle de dağıtılmaması konusunda mutabakat sağlanmış. Atatürk'ü anlatan kitapçık ise dağıtıma uygun bulunmuş.

Anladığım kadarıyla sonradan Mudanya Belediyesi'nin dağıtmak istediği bilgisi gelince de İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü puzzle'ların  "İzinsiz dağıtılmaması"nı talimatlandırmış...

Mesele bundan ibaret...  Zaten ben yazımda "İddialar" demiştim... Dolayısıyla da yanıt hakkı doğmuştu...

Bir de şu var; hendeklere gömülen açılım döneminin uygulaması olan Andımız ile ilgili çekincelere kişisel olarak katılmasam da...

 Başkan Türkyılmaz'ın resminin olduğu puzzle'ın okullarda dağıtılması bana da doğru gelmedi...