Bir yangının ardından…

H. Gül KOLAYLI 01 Eylül 2015 Salı, 05:30
Tek bir ağacın yok olmasına itiraz ederken... 50 hektarlık alanda binlerce ağacın yanıp kül olmasını seyrettik... Seyrettik derken... İtfaiye, köylüler, AFAD ve AKUT hariç elbette... Yangının çıkış saati hakkındaki bilgiler muhtelif... 16.00 deniyor... 16.30... 17.30... Göynüklü'den başlayan yangın Nilüfer, Aksungur, Çağrışan civarındaki ormanlık ve ağaçlık alanlara da sıçradı... Öte yandan bir haftadır Mudanya'da poyraz esiyordu... Şiddetli rüzgâr yangının yayılmasını hızlandırdı... Allah'tan saat 22.00 sularında rüzgâr yavaşladı... Yangın gece yarısını geçtiği saatlerde kontrol altına alındı... 14 saatin sonunda 50 hektarlık bir alan kül olmuştu... Sadece orman değil, bölgede yaşayan köpek, sincap, tilki,  kaplumbağa, yılan, kuş gibi orman canlıları da telef oldu... Bursa'da dağ eteklerinde büyük yangınlar olmuştu... Son hatırladığım Doğancı köyünü de etkisi altına alan büyük yangındı... Ama... Ova tarafında, bu denli büyük bir yangın hiç hatırlamıyorum... Mudanya yolu civarındaki ormanların büyük kısmı yok oldu... Çıkışına dair rivayetler de öyle... Göynüklülerin dediğine göre çıkış noktası 'karaçam' diye anılan ve hafta sonları piknikçilerin uğrağı olan yer... Muhtemelen cumartesi günü de çok sayıda piknikçi vardı... Ama bu saate dek, "Ben de oradaydım" diyeni hiç duymadım... Deseler orman yangını üstlerine kalır zira... Öte yandan... Göynüklü ve civar köylerde yaygın bir şekilde konuşulan bir başka mevzu da plakasız bir beyaz aracın geçiş yaptıktan kısa bir süre sonra yangının başladığı yönünde... Güvenlik güçleri araştırmalara başlamış... Civarda çok sayıda villa ve güvenlik kameraları var... Belki onlardan bir şey çıkartabilirler... Kamuoyunda yaygın kanaat birilerinin ya terör ya da rant uğruna yaktığı yönünde... Yangın kentte duyulmaya ve görülmeye başladığı andan itibaren sosyal medyada rant için yakılmış olabileceği gündeme geldi... Zira... Yangının olduğu bölgenin değeri sahiden de çok büyük... Civar villalarla dolu... Kent elitlerinin yaşadıkları yerler... Ama... Bu kadar kentin gözü önünde gerçekleşen bir yangın sonrasında... Yanan orman alanlarının 4 B mi, ne karın ağrısıysa yani orman vasfını yitirilmesi bahane edilerek birilerine devredilmesi... Hukuken mümkün değil... Bu kadar herkesin gözü önünde... Göz göre göre yapılması... Hiç de öyle kolay olmaz... Niyetlenenin balık kılçığı gibi boğazına takılır... Artı Bursa Valiliği'nin yanan orman alanlarını ağaçlandırma kampanyası açması... Bu tartışmaları bir nebze olsa da durdurdu... Çok yerinde bir girişim... Ve kentteki sivil toplum kuruluşlarından Bursa Gazeteciler Cemiyeti ve Çağdaş Gazeteciler Derneği başta olmak üzere gazeteci örgütlerinden de destek geldi... Uludağ Üniversitesi ve iş adamı dernekleri de destek veriyor... Gerçi teknik olarak ağaçlandırma için yangın sonrasında geçmesi gereken bir süre var... Sonrasında o ağaçların büyümesi... Yıllar alacak... Yine de kampanyanın başlatılması, rant kaygılarına karşın yüreklere su serpti... ****** Öte yandan... Yangının duyulmasından itibaren... CHP milletvekilleri sahadaydı... Zaten hep sahadalar... Ön seçimin artısı olarak değerlendiriyorum... Zira, hepsi kendini üyeye artı seçmene karşı sorumlu hissediyor... Diğerleri ise sadece kendilerini listelere atayan Genel Merkez'e, daha doğrusu Genel Başkan'a sorumlu hissediyor... Bu çok net bir şekilde milletvekillerinin saha çalışmalarında görülüyor... Mesela MHP milletvekilleri yangın alanında değillerdi... Ama bazı il yöneticileriyle, Selçuk Türkoğlu gibi sendikalar  sahada, yangın alanındaydılar... Ve... Yangın gecesi... CHP'nin 5 milletvekili Lale Karabıyık, Ceyhun İrgil, Orhan Sarıbal, Erkan Aydın ve Nurhayat Altaca Kayışoğlu yangın kentte duyulduktan itibaren gün ışığıncaya kadar yangın bölgesindeydiler... Söndürme çalışmalarını izlediler. Endişe içerisindeki köylülerin yanında oldular... ***** Dün düşündüm... Bu kent eğer Mudanya sırtlarında yanan bu orman alanlarının ranta açılmasına izin verirse... Bu kadar derin bir ihaneti yüreğim kaldırmaz... İşte o zaman başka bir şehre göçerim... İşte o zaman bu şehre de insanlarına da tahammülüm kalmaz... Diyeceksiniz ki... Gideceğin ilde rant yağması olmayacak mı... Bu coğrafyada rantın olmadığı yer mi kaldı... Elbette olacak... Ama korteksimde milyonlarca anının kayıtlı olduğu şehre bu zulüm de yapılırsa yüreğim kaldırmaz... Başka şehirde anım yok... Mevcutla idare ederim...