‘Böyle gelmiş, böyle gitmesin!’

H. Gül KOLAYLI 20 Aralık 2017 Çarşamba, 06:07

Kadına yönelik şiddetin olmadığı gün geçmiyor! Ya sokakta taciz, tecavüz, yaralama, dövme ya da kadın cinayeti... Dün Bursa'da üniversite öğrencisi genç kız son yolculuğuna uğurlandı...

Öte yandan, kadına yönelik artan şiddet olaylarına karşı pek çok kesimde toplumu bilinçlendirmeye yönelik çalışmalar var...

Görsel medyada yani televizyon kanallarında kadına şiddet konusunda toplumu bilinçlendirmeye yönelik kamu spotlarını son derece yerinde buluyorum...

Kadına yönelik faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları da kadına yönelik şiddetteki bu önlenemez artış nedeniyle saha çalışmalarına ağırlık vermeye başladı...

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Bursa Şubesi geçen gün ağır şiddete maruz kalmış kadınları ağırladı.

Şube Başkanı Türkan Araş, bireysel olarak ona yakın kadının sorunlarını dinledi...

Kadınların can güvenliği olmadığı için isimlerini yazmak mümkün değil...

BİRİNCİ KADIN:

35 yaşında 8 çocuklu bir anne. Kendi de 18 kardeşe sahip. Babası iki eşli. Henüz 16 yaşındayken, hiç tanımadığı kendisinden 15 yaş büyük bir adamla evlendiriliyor... Evlendirilme nedeni ise erkeğin maddi durumunun iyi olması.
Babası da annesine şiddet uyguladığından, aynı şiddeti kocasının kendisine yapıyor olmasını olağan kabullenmiş.
Ta ki eşinin uyuşturucu bağımlısı olup, ekonomik sıkıntıya düşmesi ve aldatmasına dek. Orada direnci kırılmış. Sonuç olarak her kavgada dayak yiyerek susturulan kadın 8 çocukla evi terk edip kaçıyor. Şiddet sona eriyor. 

 

İKİNCİ KADIN:

27 yaşında. İki çocuk sahibi. Anne ve babası boşanmış. Kimi zaman annesinin kimi zaman da babasının yanında kalarak büyüyor. Babasının yanında üvey anne ile sorunlar yaşıyor ve şiddete maruz kalıyor.

16 yaşındayken 19 yaşında işsiz bir gence kaçıyor. Önceleri eşinin ailesiyle birlikte oturuyor. Ancak kayınvalidesiyle şiddetli geçimsizlik yaşıyor. Eşinin işi olmadığı için ayrı eve de çıkamıyorlar.

Kadın kuaför yanında çalışmaya başlıyor. Ayrı eve çıksalar da ekonomik sıkıntıları sürüyor ve eşinden şiddet görüyor. Boşanıyor, ancak iki çocukla gidecek yeri yok! Üvey anne istemiyor, annesi de zaten başkasıyla evli olduğundan yanına almak istemiyor. 

ÜÇÜNCÜ KADIN:

Henüz 24 yaşında. 7 yaşında ikiz annesi. Kendisi de bölünmüş aile çocuğu. Babası alkolik. Ailesiyle ilgilenmiyor. Evin geçimini ev temizliklerine giden annesi sağlıyor. 16 yaşında lisede okurken pazarcılık yapan bir gence kaçıyor.

Eşinin madde bağımlısı olduğunu sonradan öğreniyor. Ekonomik sıkıntılar yaşıyorlar. Eşi erkek arkadaşlarını toplayıp evde uyuşturucu kullanıyor. Eşinin eve getirdiği adamlar kadını taciz ediyor. Bu durumu eşine anlatıyor, ancak eşinin tutumunda değişiklik olmuyor, yine adamları eve getiriyor ve kadını dövüyor. Boşanıyorlar. 

DÖRDÜNCÜ KADIN:

33 yaşında lise mezunu, 3 çocuk annesi. 18 yaşında kendisinden yaşça oldukça büyük biri tarafından kaçırılıyor, resmi nikahı yok. Kaçırılırken kuma olarak götürüldüğünü sonradan öğreniyor. İlk çocuktan sonra şiddet görmeye başlıyor. Ayrıca madde bağımlısı olan adam başka kadınlarla da aldatıyor. En son gördüğü şiddet ve yediği dayaktan, küçük kızının polisi aramasıyla kurtarılıyor.  Çocuklarının biri yanında, ikisine ise çocukların babaannesi bakıyor...

BEŞİNCİ KADIN:

44 yaşında, 4 çocuklu, okuma yazması olmayan, çok zayıf ufak tefek bir kadın. 24 yaşındaki kızı çalışıyor, 23, 18 ve 12 yaşında üç oğlu var. En büyük oğlu madde bağımlısı. Diğer iki oğlu da okumamış...  Eşi tarafından sürekli şiddete uğrayan, hakaret edilen, çirkin diye aşağılanan, öz güvenini yitirmiş bir kadın.

Kendisine yapılan fiziki ve sözlü eziyetlerden bezip amcasına sığınıyor. Ancak amcası da tehdit edilince başka bir şehre kaçıyor. Ne acıdır ki 24 yaşında çalışan kızı da sahiplenmiyor. Kadında sürekli bir utanç duygusu var, kendisinden utanıyor. Devamlı gözleri yerde! Çaresizliğini göz yaşlarıyla ifade eden, hüzünlü, çökmüş bir kadın...

ALTINCI KADIN:

27 yaşında, ilkokul terk, 3 çocuk annesi. 16 yaşında ailesi tarafından kendinden yaşlı biriyle evlendiriliyor. Sürekli dayak yiyor. Kocası tarafından sürekli kafası çalışmasın diye başına darbe uygulanıyor. Hiç söz hakkı verilmiyor. Kendisini ifade etmekte zorlanan, acısını devamlı gülerek bastırmaya çalışan kadın, çocukları babaya bırakıp ailesine sığınmak istiyor. Ama ailesi tarafından kabul görmüyor. 

YEDİNCİ KADIN:

63 yaşında. Hikâyesi değişik, hiç evlenmemiş. Ancak babasının ölümünden sonra alacaklıların tehdidine, şiddetine ve saldırısına maruz kalmış yalnız bir kadın. Başka bir ilde yaşarken Bursa'ya sığınmış...

SEKİZİNCİ KADIN:

3 çocuklu 38 yaşında sigortalı olarak çalışan bir anne. Evin geçimini sağlayan, ancak çalışmayan bir kocanın dayağına maruz kalan bu kadın, çocuklarının isteği ve yalvarışları üzerine boşanmayan ama hâlâ uygulanan şiddete ne kadar dayanacağını bilemeyen fedakâr bir kadın.

DOKUZUNCU VE ONUNCU KADINLAR'a gelince... O kadar çok şiddet görmüşler ki ve can korkusuna sahipler ki! Sinmişler, konuşamadılar bile!..

Başkan Türkan Aras diyor ki:

"Şöyle bir düşünürsek; çocuğu 9 ay karnında taşıyan kadın. Acılar, korkularak yaşayarak doğuran da kadın, emziren, yediren, içiren, altını temizleyen de kadın. Hastalığıyla eğitimiyle uğraşan yine kadın. Evin temizliğinden, yemeğinden, ekonomisini ayarlamasından dahi sorumlu olan kadın baş tacı edilmesi gerekirken, neden dayak yer, neden taciz edilir, neden hakaret görür ya da aşağılanır anlaşılır gibi değil!.. Şimdi bu kadınlar; nereye kadar saklanıp gizlenecekler?..

Bugün mecliste bulunan, iktidarda ya da muhalefette bulunan ve bizleri temsil eden kadınlara sesleniyorum! Lütfen bizlerin sesi olun, empati kurun, parti gözetmeksizin bir araya gelin, görüş birliği sağlayarak, bu gibi zulümlere maruz kalmamaları için caydırıcı yasalar koymaya çalışın ki böyle gelmiş, ama böyle gitmesine dur deyin!.."