BUFSAD 30 yaşında

H. Gül KOLAYLI 30 Ocak 2017 Pazartesi, 06:13

Bursa Fotoğraf Sanatçıları Derneği (BUFSAD) kuruluşunun 30. yıl dönümünü çeşitli etkinliklerle kutluyor...

Bursa'da fotoğraf sanatçılarını bir araya getiren dernek 1986 yılında kuruldu...

O tarihlerde dijital makineler elbette yoktu. Fotoğraf çekebilmek hele de CLR makinelerde teknik bilgi artı ilgi gerektiriyordu...

BUFSAD fotoğraf sanatı adına Bursa'da önemli bir açığı kapatırken, kent belleğinde iz bırakan işler yaptı, fotoğraf sanatçıları yetiştirdi, fotoğraf sanatında kentte en önemli katkıyı yapan kuruluştu...

Şimdilerde pek çok kuruluşun kendi bünyesinde fotoğraf çalışmaları var... Mesela Akademik Odalar bünyesinde yürütülen çok sayıda kurs var... 30 yıldan bu yana kent büyüdü, fotoğraf sanatı odaklı dernek ve platformların sayısı da çoğaldı...

Ama başlangıç adresi BUFSAD'dır... Hatırlarım, eskiden gazete yöneticileri, muhabir olmak isteyen gençleri BUFSAD'a yönlendirirlerdi. Çekim tekniklerini öğrenebilmeleri için.  Elbette muhabirliğin gazetelerin temel direği olduğu yıllardı. Şimdi gerek yok, eline makineyi alan otomatik ayarda her türlü çekimi yapabiliyor.

BUFSAD'ın halen başkanlığını Serpil Savaş yürütürken, yönetim kurulunda ise şu isimler yer alıyor:

" M. Ali Küllü, Şerif Borand, Zuhal Özdemir, Şenol Demir, Bahar Borazan, K.Hakkı Arca, Alper Keskin, Ahmet Sungur, Tarık Akkurt, Veysel Kaya, Çiğdem Yılmaz, Deniz Köse, Abit Kullebi..."

BUFSAD, 30. yıl dönümü nedeniyle bir dizi etkinliği hayata geçirdi...

Etkinliklerin bir kısmını izleyebildim...

İlk etkinlik Konak Kültür Merkezi'nde "Mahallelerin Kaybolan Fısıltıları" fotoğraf sergisiydi... Kaybolan değeri, kültürü, yaşam biçimi fotoğraf karelerinde ölümsüzleşti.

25 Ocak ise Nikon günüydü... (Ben de Nikoncuyum!) 

Tarık Aker "İsviçre'de Sonbahar", Bülent Işılman "Tömbeki"; Havva Osman Önder "Lahit", Murat Sait Tuban "İran", Ahmet Çetin "Kış Zamanlarında Bursa" fotoğraf sunumlarının yanı sıra yapay ışık kaynakları, yapay ışık kaynaklarıyla portre çekimi, sensör temizliği ve güncelleme konularında ücretsiz eğitim verildi...

26 Ocak ise Oliympus Günü'ydü... Ayşe Ayna "Senfoni", Önder Turacı "Işıltılar", "Hayri Yıldırım "Örümcekler ve Adam", Furkan Taşçı ise "Karma" adlı sunumları gerçekleştirdi.

Senfoni çok dikkatim çekti. Bursa Devlet Senfoni Orkestrası provalarında 15 günlük bir çalışma ile gerçekleştirilmiş... İlk kez bu alanda böyle özgün bir çalışma izledim...

Bursa Filarmoni Derneği'nin dikkatine sunulur. Destek verilirse, güçlü bir fotoğraf sergisi ve kataloğu oluşabilir...

Zoon İthalat Firması sahibi Jirayr Gamsaragan bir sunum yaptı... Aile olarak 1925 yılından beri fotoğraf sektöründe olduklarını söyledi... Fotoğraf makinelerini ve çeşitli aparatları tanıttı...

100 MB'lık fotoğraf çeken cihazlar olduğunu öğrendim. Elbette çok pahalı! 30, 35 bin avro! Türk parasıyla 120 bin lira filan! Compakt Olimpus T63'ü tanıttı.

Ardından Fotoğraf Sanatçısı ve Eğitmeni Cenk Gençdiş söz aldı. Mevcudu sorgulayan insanları takdir ederim. Gençdiş de onlardan biri. 28 yıldır fotoğraf sanatında olan bir isim. Kitapları, birkaç yüz fotoğraf gösterisi, 32 bin eğitim veren ve 4 üniversitede hocalık yapmış birisi..

Uzun bir konuşma yaptı... İlginçti... National Geopraphic dergisinin bir araştırmasına atıfta bulundu:

"Araştırmaya göre insanların yüzde 80'i sadece fotoğraflara bakıyor. Yüzde 20'nin bir bölümü altyazıları, çok azı da yazıyı okuyor. Bu nedenle dergilerde az fotoğraf kullanılıyor..."

Etkili fotoğraf çekimi için "Ne çekiyorum, neden/niçin çekiyorum, nasıl çekeceğim" sorularına yanıt verilmesi gerektiğine ışık (aydınlatma, ölçüm, enstantane, diyafram) objektif ve kompozisyonun önemine vurgu yaptı...

"Makine gibi düşün" derken, daha iyi fotoğraf çekmenin yolunun çok fazla pratik yapmaktan geçtiğini söyledi...

Bol bol da eleştirdi... 27 Ocak'ta ise Bursa Akademik Odalar Birliği Yerleşkesi'nde Fuji Film Günü düzenlendi. Fotoğraf sunumları ise şöyle gerçekleşti:

 Fatoş Pekseren "Girit İzinde Mudanya", Nurcan Yahşi "Kapadokya'daki Kanatsız Kuşlar", Ali Nuri Sönmez "Türkiyemiz-Oyun Bitmesin", İlknur Akıncı "Doğu Ekspresiyle Kars",

Gül Yıldız "Çizgiler ve İnsan"; Faruk Akbaş ise "Fotoğraf Ülkesi Türkiye" başlıklarıyla sunum yaptılar.

Cumartesi Canon günüydü. Mert Gündoğdu "Canon Teknolojileri"ni, Barış Can Delice "Yemek Fotoğrafçılığı"nı, Kutay Kösem "DSLR Fotoğraf Makineleri ile Video Çekim  Teknikleri"ni, Güner Gülyeşil ise "Manzara Fotoğrafçılığı"nı sunarken...

BUFSAD gösterileri ise şöyle gerçekleşti:

Yıldız Kalkan "Bursa'da Zaman", Ömer Ziya Topsakal "Roma", Melih Can Sarıcak "Yaşam", Bekir Bilbey "Mezar Taşları", Fevzi Yapıcı "Bursa Bitkileri..."

Ve BUFSAD 30. yıl etkinlikleri, 28 Ocak Cumartesi gecesi Gönlüferah Otel'de düzenlenen buluşma ile sona erdi...

Etkinliğe Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Meclis Üyesi Meral Altuntaş, BSMMO Başkanı Ali Hikmet Sönmez, Salih Sincik gibi isimler ile üyelerin yanı sıra eski başkanlar, kurucu üyeler de katıldı...

BUFSAD Başkanı Serpil Savaş konuşmasında fotoğraf sanatı aracılığıyla kent tarihine, kültürüne tanıklık edildiğine dikkat çekti:

"Fotoğraf şehrin tanığıdır. Bursa'nın belleğini oluşturması açısından fotoğraf sanatının önemli bir yeri var..." diyerek BUFSAD'ın bundaki rolünü vurguladı:

"Kalıcı olan fotoğraf sevgisidir. Kardeşliğin, dostluğun çektiği fotoğraflardır. Ne mutlu Bursa'da dört mevsimin ışığı ile fotoğraf çekenlere..."

Başkan Bozbey de sanatın toplumun gelişmesinde önemine dikkat çekti.

"Edebiyattan tiyatroya, müzikten resme, heykele her türlü sanatı destekliyoruz. Fotoğraf sanatı da bizim için çok önemli. Gümüştepe'de bir fotoğraf müzesi faaliyete geçireceğiz. Misi ve Gölyazı'nın geçmişine dair elinde fotoğraf olanlar varsa bize ulaştırsınlar. Tarihi olan bölgelerin geçmişteki güzelliklerini de gelecek kuşaklara aktarmak istiyoruz..."

Daha sonra...

BUFSAD'a emek ve destek veren kişilere, eski kuruculara, fotoğraf sanatçılarına birer plaket verildi...

 

 

(SLR, profesyonel olarak adlandırılan lensi değişen fotoğraf makinesi... Eskiden onlarla çekerdik fotoğrafları. Karanlık odanın önünde ciğerci kedisi gibi beklerdik dia'nın nasıl çıktığını... Motorlu olana sahip olmak ayrıcalıktı. Tüm ayarlarını elle yapardık... Kompakt denilen makineler de vardı, filmi takar, çekerdiniz... Çoğu kişi kendi bile takıp çıkartamaz, aldığı yerde taktırırdı. Onlar da zaman içinde gelişti...

Sonra dijital dönemi başladı. Dijtal SLR çıktı. Lensi değişen dijital fotoğraf makinesi... Kompaktların da dijitalleri çıktı. Sonra da devreye cep telefonları girdi... Sosyal medya hayatımıza girdi,  fotoğraf anonimleşti...  
13 Mart'ta ÇGD Ödül töreni için gittiğim Ankara Kızılay'da patlama olunca boynumdaki Nicon Makine bir yerlere çarptı, objektifi dağıldı... O zamandan beri ben de haberle ilgili konuları cep telefonuyla çekiyorum... Tek sorun, profesyonel makine ile çekim yapmadığınızda, kimi zaman gazeteci değil de amatör konuk muamelesi çekiliyor. Özellikle de mesleğe yeni giren muhabirlerce! Oğlunuz yaşındaki yeni yetme tarafından sert bir şekilde itilip kakılabiliyorsunuz, sonrasında özür gelse de incitici bir durum...