Bulgaristan’dan 1989 göçü kitaplaştı

H. Gül KOLAYLI 17 Eylül 2015 Perşembe, 00:50

Her ne kadar şu ya da bu il dernekleri Bursa nüfusunun neredeyse yarısını kapsadıklarını zaman zaman iddia etseler de...

Gerçek şudur:

Bursa göçmen şehridir...  Eski adıyla Yugoslavya, Yunanistan, Bulgaristan'dan Rus harbi döneminden bu yana çok yoğun göç almıştır...

Aynı şekilde Kırım, Gürcistan başta olmak üzere Kafkaslar'dan da yoğun göçmen gelmiştir...

Şehrin yarısı göçmendir...

(Mesela Asyam'ın 5 kuşak öncesinde Selanik, Priştina, Saraybosna, Kırım, Azerbaycan  göçmenleri (artı Manav ve eski Bursalı) vardır... )

Göç Bursa'da çok önemli bir olgudur, özellikle de Balkanlar'dan olanlar...

Son kitlesel göç ise 1989 yılında yaşandı... Bulgaristan'da asimilasyona tabi tutulan Türkler göçe zorlandılar...

Geçen sene Nilüfer Belediyesi, BAL-GÖÇ ve Uludağ Üniversitesi, Büyükşehir Belediyesi ve Mümin Ceyhan Kütüphanesi iş birliğiyle, "Bulgaristan'dan 1989 Göçünün 25. Yılı" adlı bir forum düzenlenmişti...

Şimdi de Nilüfer Belediyesi'nin katkılarıyla forum kitaplaştırıldı...

Ve dün Mümin Ceyhan Bursa Kültür Kaynakları Araştırma Kütüphanesi'nde düzenlenen etkinlikte kitabın tanıtımı yapıldı...

Kitap 1989 yılında yaşananları hem yazılı hem de fotoğraf desteği ile görsel olarak gelecek kuşaklara aktaracak önemli bir belge niteliği taşıyor...

Toplantıya Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Mümin Ceyhan, kitabın editörü Yrd. Doç. Dr. Seher Boykoy, siyasiler, meclis üyeleri, muhtarlar ve kitapseverler katıldı...

EMPERYAL TUTKULAR YÜZÜNDEN

Suriyeli mültecilere atıfta bulunan Mümin Ceyhan konuşmasına şu sözlerle başladı:

"Günümüzde en çarpıcı örneği gözümüzün önünde yaşanıyor. Milyonlarca insan emperyal tutkular yüzünden ülkelerini terk ediyor. Büyük bir travma yaşanıyor. 

Çocuklar ölüyor, aileler dağılıyor. Bu insanlar normal hayatlarını sürdürürken, savaş nedeniyle yurtlarını terk ediyorlar.  Benzeri bir durum da 1989 yılında yaşanmıştı..."

Ve... 1826'da Yunanistan'ın bağımsızlığını kazanmasından sonra Anadolu'ya başlayan göç dalgasının yaklaşık 200 yıldır devam ettiğine değindi...

Ardından da ekledi:

"Bizim için göç yürek sızlatan bir konudur. Ama asıl olan bu bilginin altının doldurulmasıdır.

Geçen yıl 8 Kasım'da gerçekleştirdiğimiz sempozyum, bugün sonuçlarının yazıya geçirilmesiyle tamamlanmış ve araştırmacıların hizmetine sunulmuştur..."

Ardından Yrd. Doç. Dr. Seher Boykoy söz aldı...

Boykoy, Balkanlar'dan göçün geçmişini özetledi... 1989'da yaşanan zorunlu göç dramının kayıt altına alınmasının önemine dikkat çekti...

"BEN DE GÖÇMEN ÇOCUĞUYUM"

Ve... "Ben de bir göçmen çocuğuyum" diyerek söze başlayan Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, oldukça uzun ve siyasetten uzak, yürekten gelen bir konuşma yaptı...

"Göç eşittir aile parçalanması ve dramdır. Ama zorunlu göçler daha fazla dram içerir. Lozan'da Anadolu'da ve Balkanlarda yaşanan zorunlu göçler...

 Günümüzde başka bir yere sığınabilme ve hayatını kurtarabilme adına göç eden, ama maalesef ölen insanlar yaşanan dramın örneğidir.

 İnsanlık adına bunları yaşatanları lanetliyorum"

"GÖÇ TARİHİNİ YAZIN!"

Göçmenlerin geldikleri coğrafyada yaşadıkları uyum sorunlarına da değinen Bozbey,  Avrupalı göçmenlerin kendi göç tarihlerini kayda aldıklarını, ama Asyalıların yazmadığına vurgu yaptı...

Yunanistan'da göç edenlerin Türkiye'deki yaşantılarını en ince ayrıntılarına kadar yazdıklarını, hatta köylerini, ağaçlarını, kiliselerini resimleyip gelecek kuşaklara arşiv olarak bıraktıklarını, bu belgeleri gözleriyle gördüğünü anlattı...

"Zaman zaman derneklerde yaptığım konuşmalarda onlardan tek bir şey istiyorum. Yaşadığınız olayları kaleme alın.

 Biriktirin. Derneklerin ana amaçlarından biri de bu olmalı. 150, 200 yıl sonra bunlar merak edilecek..."

Ve 1989 göçünü yakın tarihin "En dramatik ve en acı çektiren göçlerinden biri" olarak niteleyen Bozbey, 2012 yılında Bulgaristan Parlamentosu'nun, 1989 göçünün bir etnik temizlik göçü olduğunu kabul ettiğini de anımsattı...