Bursa'da bir Yılmaz Akkılıç vardı

H. Gül KOLAYLI 07 Haziran 2019 Cuma, 06:06

Bayramın birinci günü Bursalı duayen gazeteci, araştırmacı, yazar Yılmaz Akkılıç'ın oğlu Abdülhalim Akkılıç da son yolculuğuna uğurlandı. Yılmaz amcanın eşi Sevgili Güner Akkılıç'a, kardeşi Yener Akkılıç'a ve tüm aileye baş sağlığı ve sabır diliyorum...

Yılmaz amca ile Güner ablanın muhteşem bir ilişkileri vardı; ikisini tanıdığım ilk andan itibaren bu saygılı ve sevgili birlikteliğinin tanığı oldum... Onları tanıyan pek çok kişi gibi...

Şimdinin aşkım aşkım sosuna bulanmış çerez ilişkilerinden değildi onlarınki... Yılmaz Akkılıç kimi zaman nefes almakta zorlandığı, zor yürüdüğü zamanlarda bile her daim, bir yere oturulurken, önce eşinin sandalyesini çeker, oturtur, sonra kendi otururdu.

Şimdiki gibi "aşkım aşkım"ın bacak kadar çocukların diline düşmediği zamanlarda eşine her daim "Sevgilim" diye hitap ederdi... 

Hiçbir zaman yapmacıklık yoktu, son derece de sahiciydi... Şimdi o güzel ilişkiler de o güzel insanlar da artık çok azaldı...
Yılmaz Akkılıç'tan çok şey öğrendim... Yazılarımı okur, arar, takdirlerini ya da tekdirlerini bildirirdi...
Eskaza e-mail diyecek olsam; elini kulağına götürür, birden sağırlaşır, "Ne, ne, ne" diyerek anlamadığını söylerdi... Ta ki elektronik posta diyene kadar! Türkçenin kullanılmasına özen gösterirdi.

YALÇIN KÜÇÜK İLE TARTIŞMASI

Eski askerdi; Yön hareketine yakındı. Doğan Avcıoğlu'nu iyi tanırdı. Hiç unutmam, bir gün Bursa'ya bir konferansa katılmak üzere Bursa'ya gelmişti. Bir ortamda karşı karşıya geldiler, ben de vardım... Yılmaz Akkılıç, Küçük'e kırgın ve kızgındı. 40, belki de 50 yıllık bir hesabı sordu Yalçın Küçük'e... Sanki dün olmuşçasına tartıştılar; Ankara'da bir otelin lobisinde Yalçın Küçük'ün bir konuşmasıydı sorun olan.

 Yılmaz Akkılıç, kelimesi kelimesine Yalçın Küçük'ün orada söylediklerini hatırlatmıştı. Küçük, net bir yanıt vermese de Yılmaz Akkılıç rahatlamıştı...
Sonrasında sormuştum; "Yılmaz amca, yıllar öncesine dair bir hesaplaşma yaptın. Aradan çok zaman geçti. Söz konusu olan çoğu kişi hayatta değil... Bundan çıkarımın nedir?"  diye...

"O tarihte benim için çok önemli bir durumdu. Benim tavrımda, bakışımda etkisi olmuştu o konuşmanın. En azından sordum, öbür tarafa içimde bu konuyla gitmem hiç olmazsa" demişti...

BURSA DEFTERİ

Bursa Defteri'nde birlikte çalışmıştık. O zamanlar Bursa'nın bugününü, dününü kayıt altına alan başka süreli bir dergi yoktu. İlçelere geziler düzenlenirdi. Gezi programını titizlikle hazırlar, ardından da yörenin tarihine yönelik yazılı metin oluşturur, hepimize dağıtırdı.

Gezilere akademisyenler, edebiyatçılar, bürokratlar, gazeteciler, kent tarih ve kültürüne meraklı olan herkes katılırdı. En büyük destekçisi Mümin Ceyhan'dı.

Akatalpa edebiyat dergisi grubundan Melih Elal, avukat şair ve yazar Ali Aksoy da düzenli katılırdı kültür ve tarih gezilerine... Her ikisi de bu dünyadan erken ayrıldı.

Orhangazi, İznik, Gemlik, İnegöl, Mudanya, dağ yöresi pek çok yer gezdik. Gittiğimiz yerlerde köyleri de mutlaka gezer, her birimize verilmiş olan konularda sözlü tarih çalışması, söyleşiler yapar daha sonra da bunlar yazıya aktarılır ve Bursa Defteri'nde yayımlanırdı... 

İNALCIK VE AKKILIÇ BULUŞMASI

Uludağ Üniversitesi'nin, Cumhuriyet'in ilk yıllarında dağ yöresine düzenlenen 'Cumhuriyet Gezi'sine atfen düzenlediği Cumhuriyet gezileri vardı. 2003 ya da 2004 yılıydı. Geceleri Kirazlı Otel'de konaklıyor, gün içerisinde Orhaneli, Harmancık, Büyükorhan, Keles'in ilçe merkezlerine ve köylerine gidiyorduk.

O tarihte mülkiyeti Uludağ Üniversitesi'ne ait Kirazlı Otel'de dünyaca ünlü duayen tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık da kalıyordu. Yayına hazırladığı bir kitap üzerinde son çalışmalarını yapmak üzere Uludağ'ın hoş serinliğindeki, çamların arasındaki oteli tercih etmişti. (Kirazlı Otel, veremin can aldığı yıllarda şehre ve tüm bölgeye sanatoryum olarak hizmet etmişti.)

Hoş bir tesadüftü. Prof. Dr. Halil İnalcık da büyük bir ilgi ve istekle, dağ yöresine dair tüm gezilere katılmıştı. Daha önce tanışmadıkları Yılmaz Akkılıç ile gün boyu uzun uzun sohbet etmişti...
O gezinin benim için en büyük kazançlarından biri de Halil İnalcık'ı yakından tanımak olmuştu. Prof. Dr. İnalcık, gittiğimiz yörede köylülerin anlattığı kadim gelenekleri geçmişle bütünleştirerek ayrıntılarıyla yorumluyordu...
Mesela... Bir köyde süregelen yağmur duası anlatısını hâlâ hatırlıyorum.

Ortaya genç bir anne ve küçük erkek çocuğu alınıyor, etrafına halka oluşturuluyor. Küçük çocuğun önüne bir torba dere taşı konuyor. Her insan halkası birbirinin tersine yürüyerek dua ediyor. Sonra taşları dereye atıyorlar. Yaşlılardan birisi "Uzun bir kuraklık olmuştu. Yağmur duası yaptık. Dereye taşları attık. Sonra da ortalığı sel götürdü, ertesi gün dereden taşları topladık" demişti.
Geçilen yollarda güya tamir edilerek sıfırdan yeniden yapılan türbeleri gördükçe Prof. Dr. Halil İnalcık çok yazıklanmıştı; çok iyi hatırlıyorum; "Tamir diye tarihi tahrip etmişler!" demişti...
 

İNALCIK'TAN RAİF KAPLANOĞLU'NA ÖVGÜ

Yine çok iyi hatırladığım bir başka şey de şuydu: Prof. Dr. Halil İnalcık, birlikte Osmanlı tarihine dair kitap yazdıkları tarihçi araştırmacı yazar Raif Kaplanoğlu'ndan övgüyle söz etmiş, birlikte İpek Yolu'nu gezdiklerini anlatmıştı. İşin bu yanı Yılmaz Akkılıç'ın pek de hoşuna gitmemişti. Bursa'daki iki önemli araştırmacı Yılmaz Akkılıç ile Raif Kaplanoğlu arasında tatlı bir rekabet vardı.

Akademisyen değildi ama Osmanlı tarihi üzerine Prof. Dr. Halil İnalcık ile birlikte yazdığı kitap Raif Kaplanoğlu'nun tarih araştırması kimliğini tescillemişti...  
Sonraki yıllarda yerel ve idari yönetimler de şehrin tarih ve kültürünü konu alan yayınlar yapmaya başladı. Ve Şehrengiz dergisi... Bursa'da kent kültürü ve tarihi üzerine yayın yolculuğunu 9 yıldır sürdürüyor. Son 4 yıldır zaman zaman benim de yazı yazdığım bu dergi, Bursa'da eşsiz bir yayıncılık yapıyor. Yerelden Harvard Kütüphanesi'ne girebilmeyi başaran Şehrengiz, birbirinden değerli araştırmacıların yazılarına yer verirken, gelecekte kent kültür ve tarihini kayıt altına almayı, üretmeyi sürdürecek yeni genç isimlerin de yetişmesine, ortaya çıkmasına vesile oluyor.
Şehrengiz yazarları arasında en önde gelen isimlerden birisi de Kerim Bayramoğlu... Şehrengiz'in her sayısında karşımıza sürpriz konularla çıkıyor... Kazım Baykal, Yılmaz Akkılıç, Raif Kaplanoğlu gibi sivil kent tarihçilerine Kerim Bayramoğlu da eklendi...

AKKILIÇ'IN YERİ DOLDURULAMAZ

Ama yine de Yılmaz Akkılıç'ın yeri ayrıdır. Akkılıç sadece kent kültür ve tarih araştırmacısı değildi. Bugüne dair de görüşleri vardı. Atatürkçüydü... Atatürk ilke ve devrimlerinin savunucusuydu, yurtseverdi; hayata, insana dair görüşlerini yazabildiği sürece köşe yazılarına taşıdı. İnatçı ve mücadeleciydi... 

Bu yönü de katıldığında yerinin doldurulamaz olduğunu düşünüyorum... Uzun yıllarca çalışmanın ürünü olarak şehre bir Bursa Ansiklopedisi kazandırdı.

Atatürk ve Bursa, Askerin Romanı, Kurtuluş Savaşı'nda Bursa gibi önemli kitapların yazarı Yılmaz Akkılıç 28 Nisan 2010'da aramızdan ayrıldı. Adı kütüphanesini bağışladığı Bursa Gazeteciler Cemiyeti, Akkılıç Ailesi ve Nilüfer Belediyesi'nin ortaklaşa yönettiği Akkılıç Kütüphanesi'nde, Akkılıç Parkı'nda ve sevenlerinin kalbinde yaşıyor... Rahmetle ve saygıyla anıyorum.