Bursa’nın en yüksek bayrak gönderi

H. Gül KOLAYLI 23 Temmuz 2016 Cumartesi, 06:40

Bursa'da en yüksek bayrak gönderi ve bayrağı Dobruca'da...

Ganita'nın sahibi İbrahim Yetim tarafından işletmenin bahçesine dikilen 40 metre yüksekliğindeki bayrak direğinin üstünde, 12 metre eninde Türk Bayrağı dalgalanıyor...

Yetim, Yıldırım Belediyesi'nde 70 metrelik bir bayrak gönderi olduğunu, ancak rüzgârdan yıkıldığını, şimdikinin ise 35 metre civarında olduğunu aktardı...

İbrahim Yetim tarafından Ankara'da yaptırılan gönder, işletmenin bahçesine monte edildikten sonra, özel bir tören düzenlendi...

Ve...

İbrahim Yetim'in bayrak ve vatan vurgusunun olduğu konuşmasından sonra, dualar, saygı duruşu ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrak göndere çekildi...

İbrahim Yetim'e bu süreci sordum...

Anlattı:

"Aslında 50 metre olacaktı. Ama rüzgârdan yıkılma ihtimali yüksek dediler. 40 metrede mutabık kaldık. Yaklaşık 10 yıldır hayalimdi.  Bursa'nın her yerinden görünen bir Türk bayrağı dikmek istedim. 

Epeyce yer araştırdım. Nasip oldu, buranın işletmesini aldık. Dobruca'da yüksekte bir yer. Buraya yapalım dedim ve yaptım... Artık ölsem de gözlerim açıkta gitmez.

Her yeri dolaştım. Şehrin batısından, Uludağ yolundan inişte, Çekirge ve Odunluk tarafında bazı yerlerden görünüyor.

Siparişi önceden vermiştik, hazır oldu. Diktik. Ben 55 yaşındayım. Bayrak için yaşadım. Çocuklarıma 10 yıldır hep diyordum.

Bugün tüm hayalimi gerçekleştirmiş oldum.

Tüm çocuklarımı, damatlarımı, dostlarımı topladım. Biz işletmeciyiz, yarın öbür gün burada olmayabiliriz. Ama bu bayrağı indirtmeyin. Vasiyetimdir..."

Kaç gündür yer gök bayrak...

Dün TV'de izledim, bayrak imalat firması sahibi, tüm personeli 24 saat çalıştırdıklarını, yine de bayrak yetiştiremediklerini anlatıyordu...

Önceden günde en fazla 5 bin üretirken şimdi 100 binin üstüne çıkmışlar...

Bayrak milleti vatanla bütünler...

 

DOLAR ALMIYOR, SATIYORLAR...

Bu ülkeyi, bu şehri seviyorum.

Aidiyetim burası...

Ölülerim de dirilerim de burada...

Atalarımız Osmanlı döneminde Balkanlar'dan Kafkaslar'dan sürülmüş, anayurda sığınmış...

Gidecek başka hiçbir yerim yok...

Bu topraklar yüzlerce yıldır toplayıcı olmuş...

Osmanlının son dönemine, Kurtuluş Savaşı sonrasına bakın...

Balkanlar'dan, Kafkaslar'dan insanlar akın akın Anadolu'ya gelirken...

Anadolu'dan kimse gerisin geriye gitmemiş...

Taşına, ağacına, denizine, dağına, çayırına, çimenine kurban olduğumuz bu topraklar bizim vatanımız...

15 Temmuz'da yaşanan darbe teşebbüsüne, bu güzel vatana, insanına reva görülen zulme baktıkça içim kanıyor...

Şunu da netçe görüyorum...

FETÖ öylesine devlete sızmış ki; bugün olmasa yarın yine 15 Temmuz gecesi yaşananları bu ülkeye yaşatacaklardı...

Dün okuduğum bir haber bir nebze olsun içimi açtı...
Genelde dövizin yükselme trendine girdiği, ekonomik kriz dönemlerinde dövize hücum yaşanır...

Hep böyle oldu...

Ama...

Bu defa tersi yaşanıyor...

Vatandaş dolar almıyor...

Dövize hücum yok!

Burada ekonomi kurmaylarının, Hazine ve Merkez Bankası'nın önlemleri de etkili elbette...

Ama vatandaşın dolar almak yerine dolar satması...

Darbeye karşı topyekûn olarak karşı çıkan insanlarımız, darbe teşebbüsünün ekonomideki yansımasına da karşı koyuyor...

Bu çok sıra dışı bir durum...

Türkiye döviz kurlarındaki dalgalanmalarda ilk kez yaşanılan bir şey...

Görülüyor ki, vatandaş bu kritik dönemeçte dövize saldırmak yerine döviz satarak bir nevi dövizdeki artışa müdahale etmiş...

Her şeye karşın, ülkeye, insana, yaşama dair umutlarımızı yitirmememiz lazım.

Zor günlerden geçiyoruz...

Elbette geçecek...

Çok acı yaşadığım günlerde hep birkaç yıl sonrasındaki kötü günleri atlatan "Ben"i düşünürüm...  Acılar, birkaç zaman sonra ders alınacak anıya dönüşür. İnsan yaşamında da böyle, toplum yaşamında da benzeri bir süreç yaşanır...

Şimdi de öyle yapmaya çalışıyorum...

Ve dua ediyorum; "Ne olur Allah'ım... Bugünümüzü aratma" diye...