Camiler depreme hazır değil!

H. Gül KOLAYLI 28 Eylül 2019 Cumartesi, 06:06

Marmara Denizi'nde meydana gelen son 5,8 büyüklüğündeki deprem Türkiye'yi yeniden deprem gerçeği ile yüzleştirdi.

Bu defa farklı üniversitelerden bilim insanları; depremin, büyük depremi yaklaştırdığı konusunda birbirine benzer açıklamalarda bulunarak, kamuoyunu durumun vahametiyle ilgili uyardı. Son deprem ise bir kez daha depreme hazır olmadığımızı gösterdi.

 Halkın toplanacağı, yardıma ulaşabileceği alanlar bilinmiyordu! Depremde en çok gerekli olan iletişim sistemi kilitlendi. İstanbul'da bazı binalarda çatlaklar oluştu; metruk birkaç binanın cami minareleri yıkıldı.

Şimdi... Depremlerde hep hastane, okul, yurt gibi insanların toplu bulunduğu binalar konuşulur.  Ancak insanların 5 vakit namaz kıldığı, kutsallarımız arasında yer alan camiler hakkında tek kelime edilmez. 

Son yıllarda yeni yapılan mahalle camileri arasında adeta minare uzunluğu yarışı yaşanıyor. Minarelerin yapılış amacı ezanın, namaza çağrının insanlar tarafından duyulmasını sağlamaktı. Şimdi teknoloji gelişti, hoparlörler var; müezzinler minareye bile çıkmıyor!

TARİHSEL DEPREMLERDE YIKILAN CAMİ VE TÜRBELER

Şimdi İstanbul depremi deniyor ya; aslında Marmara depremidir. İstanbul'un içinden geçen fay yok! Oysa Bursa'nın içinden geçen faylar var.

Bursa'da 1674, 1795 ve 2 Mart 1855; 12 Nisan 1855 tarihlerinde yıkıcı depremlerin olduğu biliniyor. 1855 yılındaki depremlerde camiler, medreseler, türbeler, çok sayıda ev, fabrika, köprü yıkılıyor büyük yangınlar çıkıyor. İlk depremde hasar gören binalar, ikinci depremde yıkılıyor, büyük yangınlar çıkıyor. 

1855 depreminde Ulucami büyük hasar alıyor. İki minaresi şerefesinden yıkılıyor. 19 kubbesi yıkılıyor, 9 kubbesi de hasar görüyor. Yeşil Camii'nin de kubbesi hasar görüyor, minareler şerefesine kadar yıkılıyor ve çatlalar oluşuyor. Çoğu kargir 125 cami ve mescit deprem etkisiyle hasar görüyor. 

Şimdi... Önceki gün İstanbul'da yaşanan depremde Avcılar'da caminin minaresi yıkıldı. Edinilen bilgilere göre başka camilerde de hafif hasar var. Bursa'ya dönecek olursak; Bursa hem Marmara denizinde, hem de fay hatlarının geçtiği kent merkezindeki olası büyük depremin yıkıcı etkisini yaşayacak.
Bursa fayının yıkıcılığını 1855'teki depremlerden biliyoruz.

 Peki, Bursa'da insanların beş vakit namaz kıldıkları camiler ne kadar hazır? Depreme dayanıklı mı? Geçmişte okulların depreme dayanıklı olup olmadığına yönelik inceleme yapıldı, hatta iki yıl önce bu yüzden 13 okul yıkıldı, yerine yenileri de yapılmadı. Öylece duruyor. 

MÜFTÜLÜK ENVANTER ÇIKARMALI!

Zübeyde Hanım Doğumevi, Bursa Devlet Hastanesi depreme dayanıksız olduğu için boşaltıldı, Şehir Hastanesi'ne taşındı. Peki, camilerde okul ya da hastanelerde benzer bir inceleme yapıldı mı?


Bu soruyu İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Mehmet Albayrak'a sordum...

"Önemli bir noktaya parmak bastınız" dedi ve ekledi:

"Dünkü minare yıkılma görüntülerini izledim. Enteresan bir yıkılma şekli var. 1999 depreminde Küçüksanayi'deki cami hasar görmüştü, orada inceleme yaptık. Güçlendirme yapıldı. Ulucami'yi kontrol ettik, 'hasar var mı?' diye.

Ama Bursa'daki camilerle ilgili bir çalışmamız olmadı. Mühendislik hizmeti alan camiler de  vardır ama elimizde öyle bir envanter yok. Müftülük'te de olduğunu sanmıyorum.

Müftülük tarafından camilerin tamamına yönelik, projeli mi projesiz mi, ruhsatlı mı ruhsatsız mı bir listeleme yapması lazım. Camilerin de ruhsatlı ve projeli, denetim altında yapılması gerekiyor.  Camiler konutlardan daha önemli binalardır. Mevcut camiler için acil çalışma yapılabilir. Depreme dayanıklı olup olmadığının kontrol edilmesi lazım. Projesizse depreme dayanıklılığından söz edilemez.

Camiler, cami yaptırma dernekleri tarafından bağışlarla yapılıyor. Yapım süresi uzun olabiliyor. Uzun yapım süresinden dolayı doğan bir sürü sorun var. Korozyon, paslanma, soğuk derzler, yapının konsantrasyonu olabilir. Camilerin hayır olarak yardımlarla yapıldığını biliyoruz. Önce yardımın toplanıp sonra yapımına başlanması gerekiyor."

CAMİLER DEPREME HAZIR HALE GETİRİLMELİ

Albayrak önerilerini şöyle sıraladı:

"Bu anlamda minarelerin yanı sıra aslında camilerin elden geçirilmesi lazım... Bakın şöyle  bir olay oldu. Bir vatandaşımız minaresini çok yüksek yapmıştı, inşaat mühendisine ulaştı, minarenin boyunu kısalttılar. Zaten minarenin boyu, caminin mabet olmasının önüne geçemez.

Minareler, ezanın her yerden duyulması için yapılan cami müştemilatıdır... Artık iletişim teknolojisi olarak o kadar ilerledi ki sembolik olarak kalsa yeter. Küçüksanayi'deki caminin temeli atılmıştı, uzun yıllar yapılmadı, devam edilince de aksları kaydı. Camiler en az okullar kadar önemli binalardır.

İnsanlar içinde günde beş vakit namaz kılıyor. Mutlaka denetimli olarak yapılmalıdır. Yapı denetim firmalarının camileri ücretsiz denetleyeceğine inanıyorum. Minarelerinin bile yıkılmaması lazım. Bursa'da camilerin tamamının projeli olduğunu düşünmüyorum. Mutlaka kayıtları müftülükte vardır, çalışma yapılması, bir sıkıntı varsa giderilmesi lazım. Camilerin de depreme hazır hale getirilmesi, önlem alınması gerekiyor..."

DEPREM ÖNCESİNDE, SIRASINDA VE SONRASINDA

Ardından da Marmara'daki son depreme atıfta bulunan Albayrak, bilim insanlarının fay hatlarını araştırdıklarını, yeni tekniklerle yeni yerler keşfedip, deprem büyüklüklerini tespit ettiklerini ancak insanların güvendiği konutlarda yaşamalarının önemli olduğuna dikkat çekti:

"Deprem olduğunda evinizden kaçmayacaksınız. Yarısı kaçak bir şehirde konut stokunun depreme dayanıklı olduğunu söyleyemeyiz. Konut fazlalığı olduğu söylense de depreme dayanıklı konut sayısı yetersiz. Yeteri kadar toplanma bölgesinin vatandaşa sunulması lazım. Ulaşım sorun olacak. Haberleşme sorun olacak. Deprem oldu, kimseyle görüşemedik, iletişim kesildi. 20 yıldır konuşuyoruz, adım atılması gerek. Afet Eylem Planı üzerinde çalışmalıyız. Rahmetli Ahmet Işıkara vardı, deprem dede. Deprem anında ne yapılması gerektiğini anlatıyordu.  Şimdi anlatan kalmadı.

Depreme hazırlık 3 aşamada olur. Depremden önce yapılması gerekenler, burada çok kötüyüz. Planlı yapılaşamıyoruz. Hâlâ kaçak binalar var. Mevzuata boğulduk. Depreme dayanıklı konut üretiminde sıkıntı var. Her boş alana bina dikmek zorunda değiliz!

Toplanma alanları lazım. Deprem anında yapılacaklar konusunda ciddi bir eğitim gerekiyor. Depremde en çok can kaybı boğulmadan kaynaklanıyor. Hayat üçgeni, deprem çantası, literatüre girmesi gerekiyor. Deprem konteynerleri vardı, unutuldu gitti. Ama deprem sonrası çalışmalarda çok iyiyiz. Yardımsever toplumuz, koşarız, kapımızı kaçarız. Bu anlamda sıkıntı yok, ama hiç olmazsa deprem öncesinde kahramanlar yaratabilsek, planlı konut üretebilsek..."

Herkes birbirine mahallesindeki toplanma yerini soruyor... Ben biliyorum! Emirsultan mezarlığı! En az 6,7 bin kişilik nüfusa İncirli Caddesi'nde Emirsultan mezarlığının önünde dip dibe birkaç yüz kişiye yetecek olan durakları uygun görmüşler. Ölü ya da diri sığacağımız tek yer mezarlık!..