Casus gübreler toprağı bozuyor!

H. Gül KOLAYLI 30 Nisan 2017 Pazar, 08:45

Gazeteci Cem Seymen, LÖSEV'in İstanbul Dedeman panelini yönetirken, açılış konuşmasında çarpıcı açıklamalar yaptı...

(Toplantıya LÖSEV Başkanı Dr. Üstün Ezer, Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, Yemek Uzmanı Sahrap Soysal ile Gazeteci Yazar Mustafa Sönmez katılmıştı... Dünkü yazımda Dr. Üstün Ezer'in paylaştığı çarpıcı bilgileri aktarmıştım...)

Mehmet Reis


Açılış konuşmasını yapan Cem Seymen  "Kendi kendine yeten ülke. Ancak bugün tarım yetmiyor" diyerek çekincelerini şöyle paylaştı:

"Cumhuriyet'in bir hayali vardı, kendi kendine yeten bir ülke. Türkiye üreten, büyük bir ülke. Bir tarım ülkesi. Ancak son 20, 30 yılda sanki gelişmenin anahtarı tarım değil de sanayiymiş gibi anlatıldı. Benim mücadelem, tam tersi olduğunu anlatmak.

Amerika, AB ülkeleri gerçekte bir tarım ülkesidir..."

 

DEVLETLERİ ŞİRKETLER YÖNETİYOR!

Beş yıldan beri Anadolu'yu gezdiğini anlatan Cem Seymen, köylünün komisyoncuya, tefeciye, aracıya emeğini çaldırmadan üretmek ve kazanmak istediğine dikkat çekti:

"Siz köylüye bu kadar pahalı mazot, tohum, gübre, tarım ilacı satarsanız, köylüyü desteklemezseniz üretim durur. Çiftçiler, topraklarını bırakıp şehre göçüyorlar..."

Artık dünyayı devletlerin değil küresel şirketlerin yönettiğini vurguladı:

"Artık Amerika'yı, AB ülkelerini, Asya'nın kaplanlarını devletleri yönetmiyor. Küresel şirketler yönetiyor. Ne yiyeceğimize, giyeceğimize hangi müziği dinleyeceğimize, neyi üreteceğimize ve nasıl hastalanacağımıza onlar karar veriyor..."

Cem Seymen

Cem Seymen 

 

Ve Türkiye'de tarımın artık dışa bağımlı olduğunu söyledi:

Tarım ülkesi olan Türkiye'de artık ithalata dayalı bir tarım var. Ham maddesini, tohumunu aldığımız, canlı hayvanı bile ithal ettiğimiz bir tarım. 

Oysa binlerce yıldır tarım yapan Anadolu bunu dünyaya öğretti. Bizim kendi gen haritamız, geçmişimiz, hikâyemiz var. Bu yıl 709 bin canlı hayvan aldık. Ukrayna'dan, 5 milyonluk Çekoslovakya'dan, okyanus ötesinden Güney Amerika ülkelerinden küçükbaş hayvan getirdik...  Bakliyatın neredeyse tamamı Kanada'dan geliyor."

 

GÜBRE: UZAY TEKNOLOJİSİ GİBİ!

Cem Seymen ithal gübrelerin 'Casus gübre' olduğunu ve toprağın yapısını değiştirdiğini savundu:

 "Toprağa attığımız her ithal gübre casustur. Küresel iklim değişikliği var. Hava ısısı, su, toprak şartları değişiyor. Bakanlık diyor ki: "En büyük tohum bankasına sahibiz..."

 Gübre casus! Toprağı tanıyor, dönüştürüyor. Muazzam bir teknoloji, uzay teknolojisi gibi! Hangi boyda mandalina istiyorsunuz, armudun, elmanın lezzeti, boyu... Hepsine karar veriliyor. Casus gübre 5 yıl sonra hangi hastalığın çıkacağını biliyor. Tohumunu üreten gübresini veriyor. Gübresini üreten bitkideki o hastalığın ilacını da satıyor.

10 yıl içerisinde kuraklık, kıtlık başlayacak. Diyelim ki kıtlık var ya da savaş çıktı ne yapacağız? Beş, on yıl sonra karanlıktan çıkan tohumu toprak tanımayacak. Tohum bankasından çıkardığımız tohumları toprağa ekeceğiz. Ama casus gübrenin şekillendirdiği o toprak onu tanımayacak..."

Seymen acilen tarıma, toprağa, verimliliğe yatırım yapılması gerektiğini, yerli üretimin canlandırılmadığı takdirde herkesin hastalanacağını söyledi:

"Bundan sonraki nesiller hastalanacaksa, küresel mekanizmaya karşı koymak adına ne yapacağımıza karar vermek zorundayız.

Yerli tohumlar 6 bin yıldır üretiminin yapıldığı bu ülkenin hazinesidir. Kendi gen haritamıza yatırım yapmalıyız. İnsana, bilime, geleceğe yatırım yapmalıyız... Yeniden "Yerli malı yurdun malı" demeliyiz..."

 

ÇİFTÇİ ÜRETİMİ BIRAKIYOR, İTHALATÇI KAZANIYOR!

 

Bakliyatın insan beslenmesindeki yerinin çok önemli olduğunu belirten Reis Gıda sahibi Mehmet Reis, Mustafa Kemal Atatürk'e atıfta bulundu:

"1923'te İzmir İktisat Kongresi'nde 'Gazi Mustafa Kemal Atatürk  'Üreticilerinden yoksun olan ülkeler üretenlerin esiri olur' dedi.

Türkiye 1980'lere kadar kendi kendine yetebilen ülkeydi. 80'li yıllarda ürün fazlası mercimeğin tüketimi için Ayşe Baysal televizyonda mesaj veriyordu. Bugün Türkiye'nin ürettiği mercimek 3 ay yetiyor. Bizimkiler böcekli, ithal böceksiz geliyor.

Nohut, fasulyede gümrük vardı, kalktı. Hasat döneminde 'ne kadar ürettik, ne kadar ihtiyacımız var' denebilirdi. Fasulye üreticisi için, şimdi tohum atma zamanı. Şimdi fasulye ekecek, ne yapacak? Yerli nohut bitti. Kanada, Meksika üzerinden alıyoruz..."

Biz gümrüğü indirdik, onlar 250 dolar zam koydu. Değişen bir şey olmadı. Gümrük indirimi tüketiciye yansımıyor! Fiyatların düştüğünü hiç gördünüz mü? Çiftçi kazanamadığı ürünün üretimini bırakıyor, ithalatçı kazanıyor..."

Bir zamanlar Türkiye'nin tarımda dünya lideri olduğuna dikkat çekti:

"1990 yılında kişi başına mercimek tüketimi 9,2 kilodan 7 kiloya inmiş. Kırmızı mercimek üretiminde 1988 yılında dünyada birinci, nohutta ise ikinci sıradaydık.

Şimdi nohut üretimi yok! Ayrıca bakliyat toprağı besler. Anadolu'da, İnönü Kanlı Höyük'te 10 bin yıl öncesine ait buğday, arpa siloları var. Hattuşaş'ta taneler inceleniyor, kırmızı mercimek olduğu çıkıyor. Anadolu'nun siyez buğdayı. Kastamonu üresinde üretiliyor. Biz bu tohumları yok etmemeliyiz. Bilim insanları nüfus artışına göre üretimi planlamalı."

 

BU BİR DÜNYA MESELESİ

Gazeteci Mustafa Sönmez ise konuşmasında, tüm gelişmekte olan ülkelerin aynı sorunla karşı karşıya geldiğine dikkat çekerek özetle şunları söyledi:

"Sadece Türkiye değil, Afrika başta olmak üzere gelişmekte olan tüm ülkeler aynı sorunla karşı karşıya... Bu bir dünya meselesi. Küresel şirketlerin her ülkede yerli işbirlikçileri var. Genelde hastalığı konuşuyoruz, öncelik koruyucu hekimlikten geçer. Kanserle mücadele korumakla başlıyor.

Tarım gözümüzün önünde yok oldu. İthalat, çözüm mü? Para var mı? Borçlanılmış, ithalat yapılmış. Cari açık ortada. Tarım ortada kaldı. Çiftçi toprağını bırakıp şehre kaçtı. Eskiden Süt Endüstrisi Kurumu, Et Balık Kurumu vardı, özelleştirildi. Dış mihrak arayarak kendimizi rahatlatmayalım. Gözünü kâr bürümüş az sayıda firma ve mağdur ettiği dünya halkları var. Küresel dünyanın küresel mağdurları bir araya gelmeli..."