CHP’nin seçmene ulaşma hedefi

H. Gül KOLAYLI 23 Mart 2016 Çarşamba, 09:11

Dün CHP İl Başkanı Şadi Özdemir ile Yönetim Kurulu üyelerinden Ahmet Çimen, Orhan Aslan ve Ahmet Özdemir'den oluşan bir heyet gazetemizi ziyaret etti..

Fatih Kutlucan, İbrahim Öge ile köşe yazarları ve yazı işleri ekibinin de katıldığı toplantıda Özdemir çeşitli bilgiler verdi...

Sorularımızı yanıtladı...

Antalya'daki il başkanları toplantısında dış politikayla ilgili sunum yapıldığını ayrıca partideki performansa dayalı örgütlenme kapsamında çipli üyelik kartlarının gündeme geldiğini, böylece üyenin çalışmalarının kayıt altına alınacağını aktardı...

İlginç bir yöntem...

Verdiği bilgiler arasında, mayıs ayında Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun da katılacağı sivil toplum kuruluşları başkanlarıyla toplantı yapacağı da yer aldı...

"Genel Başkanımız özellikle partili olmayan STK başkanlarıyla buluşmak istiyor. Genel Merkez'deki buluşmada Genel Başkan Anayasa, yargı, medya gibi 14 başlık gündeme getirmişti. Bu defa sivil toplum kuruluşu temsilcilerini dinleyecek..."

Ankara kaynaklı, parti içerisinde ulusal ve sol kesim arasındaki ayrışmanın bölünmeye kadar gidebileceği yönündeki soruma ise "Öyle bir tartışmanın olmadığı" yönünde yanıt verdi...

Sosyal demokrat partilerde görüş ayrılıkları yaşanabileceğini, dünyada da bunun böyle olduğunu söyledi...

Eyvallah da... İkna olmadım.  Zira CHP Genel Merkezi'nde çok tartışılan bir konu. Biliyorum.

Özdemir'in yanıtı da doğaldır. Bir il başkanı olarak siyaseten diyebileceği budur...

Ve Bursa il örgütü olarak hayata geçirecekleri çalışmalardan söz etti.

"Seçmenle bire bir ilişki kurmak gerekir. AK Parti, devlet pozisyonuna geçti. Sermaye, medya, kamu bürokrasisi bağımsız değil.

Biz halka televizyon kanallarından, medyadan ulaşamayız. Annem bile Kanal 7 seyrediyor.  Bakın anneme gidip gelen bir partili olması lazım. Bire bir ilişki kurmak lazım..."

Ve önümüzdeki pazar günü (27 Mart 2016) saat 14.00'te Bursa Akademik Odalar Yerleşkesi'nde büyük bir buluşma hedeflediklerini ve tüm partililere çağrı yaptıklarını anlattı...

Projenin adı; "Masanı seç, harekete geç"

50 masa ve altında 160 izleme masası oluşacak. Yönetmeliği, yönergesi, işleyiş formları olan sistemli bir çalışma hedefleniyor...

İzleme masalarından hukukçu ve uzmanların yer alacağı kentsel dönüşüm, işçi ve memur masaları gibi çeşitli yapılanmalar olacak... Hatta fabrika örgütlenmelerine gidilecek...
Şadi Özdemir'in bire bir seçmenle temas projesi ise her sandık bölgesi için 3 kişi olmak üzere 21 bin CHP'liye ortalama 35 aileyi zimmetlemek...

5 ailenin oyunu değiştirebildikleri takdirde önümüzdeki seçimlerde yerel yönetimleri alabileceklerini savunuyor.

Yöntem doğru... Uygulanabilir mi?  Yanıtı önümüzdeki süreçte göreceğiz...

İlginç saptamaları var Özdemir'in:

"Oy alamadığımız seçmen üzerinde bir CHP fotoğrafı var. Kendimden biliyorum. Ön seçime girdiğimde onca yıllık partili olarak üyenin beni tanıdığını düşünüyordum. Ama üye beni başkalarının anlattığı fotoğrafa göre tanıyordu.

 14. sırada çıktım. 2 seçim kampanyasına katıldım. CHP üyesi ve seçmeniyle buluştuk o zaman. Bakın...  Seçmen AKP'nin dayattığı CHP'yi tanıyor.

 Seçmendeki fotoğraf ekmek karnesi ve CHP. Oysa savaşa girilmedi, 50 milyon insan ölmüştü, 100 milyon yaralı ve sakat kalan vardı. Biz fotoğrafın bu yönünü anlatamadık. İnsanlara '2 ekmeğin varsa, birini stoklayalım' denmişti.

Ama tek kişinin burnu kanamamıştı.  Keşke şimdi de iki ekmeğin birini versek ve kimsenin burnu kanamasa. Biz bunu anlatmalıyız. Sokaklarda örgütlenmeden olmaz..."

 

BELÇİKA'DA KRİZ YÖNETİMİ

 

Küresel terör bu defa Belçika'yı hedef aldı...

Hangi ülkede olursa olsun... Terör kabul edilemez bir durum... Dünkü patlamayı duyar duymaz hemen Belçika'da yaşayan bir arkadaşımdan haber almaya çalıştım. Zira işi gereği çok sık seyahat eden biri...  Bursa'daki ablasından iyi olduğunu öğrendim...

Sonra Belçika'da devletin terör sonrası nasıl refleks gösterdiğini, yani krizi nasıl yönettiğini araştırmaya başladım...

BBC'nin sitesinde tam da aradığım bilgileri içeren haberi buldum...
Habere göre;

Belçika'da terör saldırısından sonra facebook, twitter başta olmak üzere sosyal medya ve internet yavaşlatılmadı...

Tam tersine, halkı bilgilendirme, uyarma ve haberleşme ağı olarak öne çıkartıldı...

Televizyon kanalları, haber siteleri ve sosyal medyada bilgi ve uyarılar paylaşıldı. Kamuoyu sürekli bilgilendirildi.

Belçika kriz merkezi twitter hesabı aracılığıyla Flamanca, İngilizce, Fransızca uyarılar yaptı...

Başbakan dahil ilgili kamu kurumları ölü ve yaralı sayısı hakkında bilgi verdi.

Kızılhaç, saldırı bölgelerinde yaşayanların güvende olduğunu bildirmek için  ikbenveilig.rodekruis.nl/brussel sitesini aktifleştirdi...

Tüm telefon şirketleri de hotspot bağlantısındaki şifreyi kaldırdı; yani telefonlardaki interneti / sosyal medyayı ücretsiz kullanıma açtı...

Böyle işte...

Fazla söze gerek var mı?

Haa... Bir dipnot düşmek istiyorum...

Türkiye'deki telefon şirketlerine gelince... Kendimden biliyorum...

Sadece Türkcell, Kızılay'daki patlama bölgesindeki abonelerine 100 dakikalık konuşma, 100 MB internet ve 500 mesajlık ücretsiz paket gönderdi...  Çok takdir ettim. Zira kontörü biten ya da yetersiz olan mutlaka vardı.  

Artı insanların bir terör saldırısı ortasında kaldığında en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri haberleşme.