Dayanışmanın kısa filmi: 'Denizin karşısı'

H. Gül KOLAYLI 12 Kasım 2018 Pazartesi, 06:15

Basın İlan Kurumu öncülüğünde Yeni Nesil Gazetecilik Eğitimi düzenlenmişti.  Akademisyenlerin yanı sıra Bursa basınından da deneyimli gazeteciler eğitmen olarak görev almıştı... Benim ders konum da Röportaj ve Söyleşi idi...

Mesleki yaşamım boyunca, bilginin paylaşıldıkça çoğalacağını düşünen biri olarak mesleki birikimlerimi gençlerle, öğrenmek isteyenlerle hep paylaştım...

Gençlerle buluşmak güzeldi. Zaman zaman medyayı eleştirdiler de! Elimden geldiğince yanıtlamaya çalıştım. Dürüst ve samimi olunca gençler sizi anlıyor...

GENÇLER UMUT VERİYOR

Hafta sonunda, iki genç ziyaretçim vardı; Yeni Nesil Gazetecilik eğitiminde tanıştığım Tuğba Çam ve Melike Topuk...

İki pırıl pırıl genç insan... Kendilerini geliştiren, hedefleri olan ve en güzeli de Eğitim'deki tanışıklıklarını kadın dayanışmasına dönüştürebilen gençler;  ki, benim en çok savunduğum konuların başında gelir.

Günümüzde sürekli bireysellik pompalanıyor, bütün gelişim kitaplarının öznesi birey; 'Başkasının sorunlarından, seni üzecek şeylerden uzak dur, hep gül, eğlen, böyle mutlu olursun' deniyor...  Sonuç; 21. Yüzyılın tekno yalnızlığı, bunalım, depresyon!..

İnsan paylaşarak çoğalıyor, başkalarının sorunlarını çözerken, iyilik yaparken, dayanışırken, aslında kendine iyilik yapıyorsun.

Oysa biz çocukluğumuzda öğretmenlerimizden dayanışmayı öğrenirdik. Uygulamalı derslerle. Rahmet içinde yatsın, Gülten Öğretmenim (Erbilgin) ince tahta çubuklar getirtmişti sınıfa... Hepimize birini kırdırmıştı sonra da çubukları demet yapıp kırmamızı istemişti, kıramamıştık.  Bize uygulamalı birlik, beraberlik ve dayanışma dersi vermişti.

'Bir elin nesi var, iki elin sesi var' demiş atalarımız...

HEDEFLERİ, HAYALLERİ VAR

Konumuza dönecek olursak...

Bu iki güzel insan, eğitimlerini aldıkları bir konuda danışmak için gelmişler! Ancak konuştukça hani derler ya, haberin içinden haber çıkar diye, tam da öyle bir şey oldu.

Tuğba Çam Kamu yönetimi mezunu, Din Felsefesi üzerine yüksek lisans yapma yolunda. Yıldırım Belediyesi'nin açtığı Yazarlık ve Sinema atölye eğitimlerine katılmış.

Hedefi senaryo yazarlığı ve film yönetmenliği...
Mersin'de Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın katıldığı sinema kampına da gitmiş... İnegöl yerel gazetelerinde yazı yazıyor.

Ayrıca spor da yapıyor; Tekvandocu... 

Melike Topuk'a gelince... İşletme mezunu; Psikoloji Danışmanlık ve Rehberlik yüksek lisansı yapmış. Formasyon eğitimi de almış.  Hedefi üniversitede akademik kariyer yapmak.

ALES'e hazırlanıyor.

Ancak yazıyla da çok ilgili.  Şiir ve yazılarından oluşan bloğu var, öykü yazıyor. Ayrıca Bursa'da bir yerel gazetede haftada bir yazıları yayımlanıyor. Uzun uzun konuştuk...

Çok yönlü bir kişiliğe sahip ve donanımlı bir genç. Temennim, hedefine ulaşması, ama öykülerini, şiirlerini de kitaplaştırması. Arkadaşına destek olmasını ise çok ama çok takdir ettim.

Bu iki genç insanla konuşurken, belediyelerin,  Gençlik ve Spor Bakanlığı, İŞKUR,  Basın İlan Kurumu gibi kamu kuruluşlarının düzenlediği gençlere yönelik eğitimlerin de ne kadar yerinde ve gerekli olduğunu da görmüş oldum.

Sinema atölyeleri olmasaydı, Tuğba Çam'ın ufku belki sinema yönetmenliğine dek uzanmayacaktı ya da çok daha uzun zaman gerekecekti.

KISA FİLM SENARYOSU
Melike Topuk ile Tuğba Çam'ın dayanıştıkları alanlardan birisi de Çam'ın yazdığı "Deniz Ötesi" isimli kısa film senaryosunun filme dönüşmesi.

Mersin'deki Sinema Eğitim Kampı'nda en iyi senaryo seçilmesi Tuğba Çam'ı cesaretlendiriyor ve filme çekmeye karar veriyor ve Melike Topuk'tan yardım istiyor. Omuz omuza veriyorlar...

Kısa filmi tamamlanıyor.
'Deniz Ötesi'ni İzledim, çok etkilendim, öyle kolay kolay ağlamam, ama gözlerim doldu, kendimi zor tuttum...

Kısa film denilince son dönemde izlediklerim, konusuz, post modern, absürt (konusuz, saçma, zırva) işlerdi...
Tuğba Çam'ın kısa film senaryosunun sağlam bir öyküsü var...
"Nasıl yazdın?" diye sordum...

"Mersin'de eğitimdeydik. Kısa film senaryosu yazmamızı istediler. Orada yazdım. Denizin karşısının Suriye olduğunu düşündüm. Oradan yola çıktım..." dedi...

Öykü Suriye'de ölen, açlıkla boğuşan çocuklar ve Türkiye'deki kız çocuğunun duyarlılığı üzerine kurgulanmış...

Suriye'de patlamalardan etkilenen bir anne ve kız...

Ve Türkiye'de her gün denizin karşısındaki açlıkla boğuşan çocuklara kağıt gemi ile harçlıklarını, harçlık olmayınca da oyuncak ayısını gönderen bir kız çocuğu...

Kısa filmin senaryosunun öykü dokusu çok güçlü.

Filmin senaryosu, kurgusu ve yönetmenliği Tuğba Çam'a, yapımcılığı ve görüntü yönetmenliği Melike Topuk'a ait. Kamerada Salim Serdar Balı varken; sanat yönetmenliğini ise Nergis örnek üstlenmiş...

Oyunculara gelince; Tülay Güler, Nergis Örnek, Zeynep Çam, Bilge Duru Yeşil, Işıl Kula, Şimal Dindar...

Denizin Karşısı'nı çeşitli kısa film festivallerine göndermişler. Bunlardan birisi de AB İnsan Hakları Kısa Film Yarışması...

Deniz'in Karşısı, hem senaryosu, hem de hayata geçirilişi yönüyle ikili bir dayanışma öyküsünü barındırıyor...

Bu örnek iki gencin yolları açık olsun. Hayat hayalleriyle buluştursun...