DOSAB Termik Santrali dünya biliminin gündeminde

H. Gül KOLAYLI 30 Haziran 2016 Perşembe, 07:00

Dün Bursa Akademik Odalar Yerleşkesi önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı...  Boğaziçi Üniversitesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen Enerji Çalıştayı'nın 3 gün oturumu Bursa'da gerçekleşti.

Gündem DOSAB Termik Santrali'ydi ve Bursalılar'ın termik santrale karşı verdiği mücadele...

DOSAB Termik Santrali ÇED raporu mahkemece iptal edilmişti.

Ancak dünkü toplantıda DOSAB yönetiminin yeni bir ÇED Raporu için başvuruda bulunduğu açıklandı.

Toplantıya dünyanın çeşitli üniversitelerinde enerji üzerine çalışan sosyal bilimcilerin katıldı...

Enerji gibi konuların, teknik bilimlerin yanı sıra sosyal bilimlerin de kapsama alanına girdiğini öğrenmiş olduk.

Çalıştay'a katılan bilim insanlarının DOSAB Yönetim Kurulu ile bir araya gelerek bilgi aldığını öğrendik.

BAOB ortak salonunda düzenlenen ve DOSAB Termik Santrali'ne Hayır Platformu'nun bileşenlerinin de katıldığı etkinlikte Prof. Dr. Kayıhan Pala oturumları yönetirken...

BAOB Dönem Sözcüsü Ali Uluşahin ise süreci kısaca özetledi...

Ardından en başından itibaren DOSAB Termik Santrali'ne Hayır Platformu'nun yürüttüğü mahalle toplantıları, yürüyüşler, broşür dağıtımları, basın açıklamaları, panel, konferans ve forumlar gibi mücadele sürecini yansıtan Türkçe İngilizce bir film paylaşıldı.

Prof. Dr. Kayıhan Pala da mücadele sürecini özetledi ve

"Hukuksal mücadele başlattık. Ve iptal kararı aldık. Türkiye'nin 4 büyük kentinde 3 milyon insan zehirlenmekle kalmayacaktı, tüm Türkiye'de sanayi bölgelerinde termikli kömür santrali yapılmasının yolu açılacaktı..."

Prof. Dr. Kayıhan Pala bir bilgiyi daha paylaştı:

"DOSAB Yönetimi, mahkeme iptal etmesine karşın, yeni ÇED için başvuru yaptı. Biz insanı, sağlığı ve çevreyi savunmayı sürdüreceğiz..."

 

İNGİLTERE KÖMÜRÜ SIFIRLAMIŞ!

Boğaziçi Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanı Prof. Dr. Begüm Özkaynar ise  bugüne kadar enerji konusunda mühendislik biliminin konuştuğunu, sosyal bilim insanlarının da söyleyecek çok şeyi olduğunu belirtti.  Ve şunları söyledi:

"Termik santrallerin halka etkisi ne olacak. Mühendislik alanı, evet. Ama konuyu bütünleyen alanlar var..."

Prof. Dr. Begüm Özkaynar, akademi ile aktivist ilişkisine atıfta bulunarak şu saptamayı yaptı:

"Her zaman hareketler akademinin önünde gitmiştir. Çevre hareketlerini haritalandırıyoruz. Ben maden hareketlerini inceledim. Mücadelede sizin gibi önleyici hareketler önemli, yani yapılmadan işin başında durdurabilmek. Tam başarı mümkün değil. Tüm ağların daha fazla birbiriyle konuşması, deneyimlenmesi önemli. Dünya haritasında yüzde 20 başarı var..."

Ardından İngiltere Manchester Üniversitesi öğretim üyelerinden Gween Brich söz aldı... Sunumdan çok etkilendiğini belirterek süreci "Çok ilham verici, çok yaratıcı" olarak nitelendirdi...

Enerjinin insan refahı ve çevre için önemine değindi. Enerji altyapısının politik bir mesele olduğunu söyledi. Sosyal bilimciler olarak halkın bu sistemle ilişkisini ve enerji sistemlerinin kime hizmet ettiğini sorguladıklarını anlattı...

Ve ardından 100 yıldır kömür yakıt kullanarak elektrik üreten İngiltere'nin Mayıs 2016'da elektrik üretiminde kömür yakıt kullanımını sıfırladığını söyledi:

 "1999 yılında elektriğin yüzde 99'u kömürden elde ediliyordu. Kısa sürede sıfıra ulaşması öne çıktı, kömürden olmayan elektrik üretimi başarıldı."

Ardından da özetle bunda doğal gazın daha ucuz olmasının, ülkenin enerji politikalarının ve uluslararası anlaşmaların ve AB direktiflerinin yanı sıra iklim bilimcilerinin, aktivistlerin kömür karşıtı hareketinin, ısrarlı ve inatçı bir şekilde mücadele etmelerinin de etkili olduğunu söyledi...

 

İKLİM ADALETİ

Sabancı Üniversitesi öğretim üyelerinden Ethem Can Turan ise çevre mühendisi olduğunu, "Politik Ekoloji" alanına yöneldiğini anlattı...

"İklim Adaleti" kavramını gündeme getirdi ve dedi ki:

"Fosil yakıtlardan dolayı artan ve küresel ısınmaya yol açan sera gazlarından herkes aynı derecede sorumlu değil. Sonuçlarından da herkes aynı derecede etkilenmeyecek. Etkilenim, sosyal yapıya, eğitime, etnisiteye göre değişecek. En çok sorumlu olanlar en az etkilenirken, en az sorumlu olanlar ise en çok etkilenecek..."

Bulgaristan'dan söz alan akademisyen ise 7 yıl önce 2 nükleer santral kapatılırken, yerine alternatif yatırımların yapıldığını, halen mart ve eylül ayları arasında güneş ve rüzgâr enerjisinden yararlandıklarını, ancak ülke kamuoyunda kömürün arz güvenliği açısından iyi olduğu, diğerlerinin ise yabancı şirket yatırımları olduğu yönünde bir tartışma yaşandığını söyledi...

Amerika'dan gelen bilim insanı ise ABD'deki kömür sektörünün kaya gazlarının bulunmasından sonar iflas ettiğini söyledi.  Wall Stret gibi dünyanın önde gelen borsalarında yatırımlar açısından kömürün finansal risk olarak görüldüğünü anımsattı.

 

KÖMÜRLÜ TERMİKLE HAVA TEMİZLENMEZ!

Toplantının son oturumu karşılıklı soru cevap olarak geçti...

Bilim insanları DOSAB Termik Santrali'nin 103 boyahanenin kirliliğini önleyeceği yönündeki iddiaları sordular.

"Bursa Türkiye'nin havası en kirli şehirlerinden birisi. 524 bin ton kömür yakıldığında Bursa'nın havası solunamaz hale gelir. 

Size soruyorum, dünyada kömürlü termik santral yapılarak havanın temizlendiği bir örnek var mı? Bilim insanları böyle bir şeyin mümkün olmadığını kesin bir dille söylüyor..." Boyahanelerden sadece 3'ünün kömür yakıt kullandığı, ayrıca 103 boyahanenin, kendileriyle ilgili bir OSB'ye 2 yıl içinde taşınmak zorunda olduğu açıklandı...