'Ekonomik kriz yok! Resesyon var!'

H. Gül KOLAYLI 04 Mayıs 2016 Çarşamba, 08:21

YeniDönem gazetesi olarak kurumsal ziyaretlerimiz sürüyor. Bu hafta da Kutlucan Holding Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Kutlucan, Genel Müdür İbrahim Öge, gazetemizin köşe yazarları ve yazı işleri kadrosunun da olduğu bir ekip ile Türkiye Etkin Sanayici İş Adamları ve İş Kadınları Federasyonu'na (TESİAD) konuk olduk...
Seyami Usta'da TESİAD'ın ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmada,  Genel Başkan İlyas Muhammet Bozkurt ile Genel Başkan Yardımcısı Kadir Aygün de hazır bulundu...

TESİAD Başkanı İlyas Bozkurt aynı zamanda Türkiye Ekonomik, Siyasal ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin de (TESAM) Genel Başkanı...

Başkan İlyas Muhammet Bozkurt, TÜSİAD ve MÜSİAD'dan sonra Türkiye'nin en büyük 3.  iş insanları örgütü olduklarını söyledi...

TESİAD, görüldüğü üzere iş dünyasında "İş adamı" ile sabitlenen örgütlere göre bir farklı bir bakış açısı geliştirmiş. Kuruluşun adında "İş adamları"nın yanına "İş kadınları" da eklenmiş durumda...

Başkan Bozkurt, alanında akademik birikime sahip biri... İş dünyasına, Türkiye'ye ve dünyaya belli bir entelektüel birikimle bakıyor.

İNŞAAT SEKTÖRÜ OLMASA

Başkan Bozkurt'a ekonomide kriz olup olmadığını sordum. Çok net yanıtladı:

"Ekonomik kriz yok. Resesyon var..."

Resesyonun anlamı ekonomideki durgunluk ve büyümenin durmasıdır... Başkan Bozkurt konuya şöyle bir açılım getirdi:

"Büyümede kamunun payı yüzde 1,8... Yüzde 1,4'ü inşaat sektöründe... Reel sektörün payı yüzde 1 bile değil.

TÜİK verilerine göre büyüme hızı yüzde 4 civarında. Devlet büyüyor ama inşaat sektöründe, ihaleler, otoyollar, havaalanıyla.

Özel sektör ise müthiş bir boğulma içerisinde. KOBİ'lerde yatırımlar durdu. Türkiye'deki firmaların yüzde 99'u KOBİ... Üretimin yüzde 60'ını KOBİ'ler gerçekleştiriyor. Almanya'da KOBİ esasına göre yasal bir denge sistemi var..."

Ardından Türkiye'deki sisteme atıf yaptı:

"1980'lerden sonra ihracat başladı. Başlangıca göre iyi durumdayız. Sanayi üretiyor. Dünyanın 16. ekonomisi olduk. Üretiyoruz. Bizim işçimiz de çalışkan, işverenimiz de..."

Gelişmiş ülkelerde sanayiciye yüzde 2 gibi düşük faizle 15, 20 yıllık kredi verildiğini, SGK primlerinin Türkiye'ye göre yarı yarıya düşük olduğunu anımsattı.

 'SÜBVANSE YANLIŞ ANLAŞILIYOR!"

Türkiye'de sübvansenin yanlış anlaşıldığına dikkat çekti.  Petrol fiyatlarının düşmesine karşın benzin ve mazot fiyatlarındaki yüksekliğe dikkat çekti. Tarımda ve sanayide maliyetin etkilendiğini söyledi:

"28 AB ülkesi  2014 yılında çiftçilere 20 milyar avro sübvanse yardımı yaptı. Sübvanse, çiftçinin üretim fazlası düşük kalite ürününü alıp denize dökmek değildir. KOSGEB kredileri de değildir. Teşvikler, iktidarlara yakın olanlara para dağıtılan bir sisteme dönüşüyor.

Bu her iktidar döneminde böyle. Oysa Batı'da destek  ürüne değil kaynağına verilir. Sübvanse tarım için ise  gübreye, tohuma, mazota destek yapılır. Bunu yaptığınızda tarım gelişir. 'Gel şu ürünü alayım', dediğinizde işin içine siyaset giriyor..."

 

DENETİM ŞART!

İlyas Bozkurt, "Yasama, Yürütme, Yargı" üçlemesinin yanına denetimi de ekledi:

"Ancak denetim bağımsız olmalı. Sistemi yönetenler, denetleyemez. Dünya bu sorunları yaşamış, denetimi özerkleştirerek aşmış. Devlet Denetleme Kurulumuz var. Kurum yapalım. Bağımsız kurum olsun..."

Ardında reel sektör ve istihdama yönelik sıkıntıları gündeme getirdi.

"Türkiye ekonomisi inşaat ağırlıklı büyüyor. Devlet lokomotif, çekiyor. Devlet eleman alıyor. İstihdam sorunu böyle çözülmez. İstihdamda sıkıntı var. Yapay istihdam patlar. Reel sektörde sıkıntı var. Gıdacı, galerici, sanayici inşaat sektörüne geçiyor. Bu ekonomik modelin iyi tarafı şu: Devlet 486 milyar vergi tahsil etmiş, 515 milyar lira harcamış. 3. havaalanı çok doğru bir yatırımdır. 3. köprü sadece geçiş için kullanılırsa doğrudur. Duble yollar, santraller yapılıyor."

Bozkurt çok ilginç bir saptama yaptı...

"Erkek yatırım ve dişi yatırım..." Ve şöyle örnekledi:

"1 milyon lira para geçti elinize. Daire alırsınız. O doğurmaz, erkek yatırımdır. 1 milyona 5 makine alırsınız, 8 yılda o paranın 5 katını kazanırsınız. Bu da dişi yatırımdır..."

 

İMO'NUN ZİYARETİ

Genel kurul sürecini 2 ay kadar önce tamamlayan İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu üyeleri Ayşe Asena Bişbudak, Mustafa Er, Ali Kamil Göral ve Başkan Mehmet Albayrak gazetemizi ziyaret etti.

Kutlucan Holding Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Kutlucan'ın da hazır bulunduğu toplantıya gazetemiz köşe yazarları da katıldı...

Mehmet Albayrak'a, Necati Şahin ile kentte duyarlı bir profil çizen İMO Bursa Şubesi'nin yeni dönemde kent sorunlarına duyarlı olup olmayacağını sorduk...

Başkan Albayrak, Şahin'in 10 yıl oda başkanlığı yaptığını söyledi ve "Bizi Necati Şahin ile mukayese etmeyin. 1994 yılından beri Çalışma Grubu olarak yönetimlerde yer alıyoruz. Biz de kentin sorunlarını yetebildiğimiz kadar dile getireceğiz. Yanlışlara yanlış diyeceğiz" dedi.

Geçmişte İMO, Şehir Plancıları Odası ve Mimarlar Odası ile birlikte planları inceleyen bir komisyon oluştuğunu anımsattım...

Albayrak "Bu komisyonun devam etmesi gerektiğini, ŞPO Bursa Şubesi Başkanı Füsun Uyanık'a söyledim. Bir şeye itiraz edeceksek, planlama aşamasında olsun" dedi...

Ardından da ekledi:

"Her plana itiraz etmek de bizim görevimiz değil. Belediye meclislerinde siyasi partilerin temsilcileri de var. Siyasiler de etsin!"

İMO Bursa Şubesi'nde serbest çalışan mühendislerin belediyelerde proje denetimi gerçekleştirdiğine atıf yaptı, bunu yaygınlaştırmak istediklerini söyledi...

Bursa'da şu anda Nilüfer ve Mudanya belediyelerinin projelerini denetliyorlarmış.

Ardından da depreme ve kentsel dönüşüme atıf yaptı:

"Bizim çok önemli konumuz depremsellik ve kentsel dönüşüm. 0,50 emsal artışına bakıyorsunuz. 2012'de çıkan Kentsel Dönüşüm Yasası düşük faiz, kira yardımı içeriyor. Belediyeninki de buna destektir.

Belediye meclisinden 20 bina onaylanmış. 400 bin çürük bina var. Dönüşüm planlaması parsel bazında olmaz. Dönüşüm planlama bazında olmalı. Okul, yol, sağlık ve diğer donatı alanları olmalı..."