“Erkek adalet / gerçek adalet”

H. Gül KOLAYLI 16 Temmuz 2015 Perşembe, 12:55
Bursa Barosu Kadın Komisyonu Başkanı Nevin Canbaz'ın bir süre önce evinin kapısına, içinde 2 kurşun ve "Biri sana, diğeri kıza" yazılı mesajın bulunduğu zarf atılmıştı... Ertesi gün de Beşevler'deki evi kurşunlanmıştı... Nevin Canbaz, tecavüz iddiasıyla süren bir davada mağdurenin savunmasını üstlenmişti... Ve oldukça da sıkıntılı bir davaydı... Zira, kızın tehdit aldığı, babasının dövüldüğü iddiaları vardı... Ve duruşmalar sürüyor... Dün de duruşma günüydü... Duruşmalara katılmayan zanlılardan birisi için yakalama kararı çıktı... Duruşma ertelendi... Dava konusu olay, iş başı yapmak üzere gelen sekreterin ilk iş gününde içeceğine etanol katıp cinsel istismar iddiası... Bir önceki duruşmada Nevin Canbaz kendi kişisel imkânlarıyla koruma sağlamıştı... Ancak bu defa Bursa Valiliği ve Emniyet işi sıkı tutmuş... Canbaz'ın etrafında kuş uçurtmuyorlar... En azından can güvenliği önemli ölçüde sağlanmış durumdaydı... Duruşma öncesi Bursa Kadın Platformu sözcüsü bir açıklama yaparak "Erkek adalet değil, gerçek adalet istiyoruz" mesajı verdi... Nevin Canbaz ise aldığı tehdidin etkileri üzerine bir soruyu "Yıldırmadı, daha da güçlendirdi" diyerek yanıtladı... Canbaz şöyle konuştu: "Sonunda mahkeme karar verecek... Bu kararın doğru çıkması yönünde beklentilerimiz var... Bakın, Bursa'da kadına yönelik erkek şiddetinin, tecavüz, taciz ve cinsel saldırıların oldukça yoğun bir rakama ulaştığını görüyoruz... Hâlâ Aynı suçlar işleniyor ve sanıklar tutuksuz yargılanmaya devam ediyor. Ne yazık ki kadınlar suçlanıyor..." 'Mini etek giymişti, gece o saatte sokaktaydı, pantolon giymişti' gibi gerekçelerle saldırganlar kendilerini haklı göstermeye çalışıyor. Hiçbir kadın tecavüzü, tehdidi, tacizi hak etmez. Hiçbir kadın şiddet nedeniyle polise başvurduğunda sorgulanmamalıdır. 'Kocandır, döver de sever de' denilerek evine gönderilmemelidir... Kadın bakış açısı hâlâ kollukta ve resmi makamlarda oluşmadı. Sanki kadın bunu hak ediyor, gibi bir bakış açısı ve uygulama var... Biz kadın avukatlar olarak bu bakış açısını değiştirmek için mücadele edeceğiz..."   ***** ALEVİ-SÜNNİ ÇATIŞMASI DEĞİL! ALAKASIZ BİR HUSUMET... Dün, sosyal medyada ve bazı internet sitelerinde hızlı bir şekilde paylaşılan bir haber kent gündemine bomba gibi düştü: "Kestel'de Alevi Sünni çatışması"; "Aleviler'e oruç tutmuyor diye saldırıldı!" Kestel'de Alevi ve Sünni vatandaşlar uzun yıllardır bir arada kardeşçe yaşıyorlardı... Başka bir şey olabilir miydi? Hemen araştırmaya başladım... İlk adres elbette Alevi kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileriydi... Ardından Kestel'de tanıdığım insanlarla görüştüm... Ve ne oruç tutma ile ne de Alevi Sünni çatışmasıyla yakından uzaktan alakası olmayan bir tablo çıktı ortaya... Olayın aslı, iddialara / çok sayıda kişinin aktardığına göre şöyle: 10 yaşında bir çocuk dondurma almaya gidiyor. Birkaç gün önce de aynı yerde bir sorun yaşamış. Tezgâhın başındaki de dondurmacının oğlu, cep telefonunda oyun oynuyor. Dondurma vermekte gecikince "Niye bekletiyorsun, versene" diyor. Dondurmacının oğlu da "sana dondurma yok" diyor... Çocuk anasına şikâyet ediyor. Kadın geliyor hesap soruyor. Dondurmacının oğlu da iddialara göre küfrediyor ve ardından da baba (D.G.) geliyor. Dondurmacının oğlu tartaklanıyor. O da babasını yardıma çağırıyor. Baba ve bir kişi daha geliyor, yolda aileyi görüyorlar ve kavga başlıyor. Biri de inşaattan aldığı demirle D.G.'yi başından yaralıyor... D.G. Şevket Yılmaz Hastanesi'nde yoğun bakımda... Keşke olmasaydı... Biz çocuk kavgasına erkeklerin karıştırılmaması gerektiğinin öğretildiği bir kuşağız... Yaşlılar hep derdi: "Kadınların, çocukların kavgasına erkekler karıştığında cinayet çıkar. Karıştırılmaz..." Aynen de öyle... Kadınlar car car car kavga ederler... Ama nadiren şiddete yönelirler. Ama kavganın içine erkekler girdi mi, sopa, bıçak, silah da girer devreye ve kan akar... Mesele bu işte... Bildik çocuk kavgası... Gün boyu sosyal medya paylaşımlarının tek doğru yanı da yaralının Alevi olması... Yaralıya şifa diliyorum... Öte yandan kulaktan dolma bilgilerle haber olmaz. Hele de böyle toplumda çatışma yaratacak hassasiyetteki konularda her zamankinden daha titiz davranılması gerekir...