Eski bayramları özlüyorum

H. Gül KOLAYLI 05 Temmuz 2016 Salı, 08:38

Eskiden... Hele de çocukken bayramlar daha bir başkaydı...  

Artık bayramlar tatil olarak algılanıyor...

Çalışanların, beyaz yakalıların büyük çoğunluğu soluğu tatil beldelerinde alıyor...  Varsılların çoğu yurt dışına gidiyor...

Gelir seviyesine ve sosyal statüdeki yerine göre insanların bayrama bakışı çeşitleniyor...

Kent yoksulları, dar ve orta gelirliler ya kentte kalıyor ya da denklediği üç beş kuruşla aile büyüklerinin olduğu kentlere doğru yola çıkıyorlar...

Yani bayramlar eskisi gibi yaşanmıyor...

Çocukken, büyük bir heyecanla bayramın gelmesini beklerdik.

Günler geçmek bilmezdi... 

Her bayram, bayramlığı olan talihli çocuklardandım. Mahallemizin terzisi vardı, Muzaffer Hanım...

Bayramlıklarımızı o dikerdi...  Şimdiki gibi hazır giyim yoktu, olanlar da çok pahalıydı...

Rahmetli Muzaffer Hanım çok iyi bir terziydi...

Annem İkinci Dünya Savaşı'nın yokluğunu yaşayan kuşaktandı. Elbiselerimizi sadece bayramda, bir de düğünlerde giydirirdi... 
O yüzden doğru dürüst giyemeden küçülür ve birilerine verilirdi...

Bayramın ilk günü çocuklar aile büyüklerinin elini öptükten sonra, tüm komşuları tek tek dolaşırdı...

Para toplamak için değil ama saygı ve sevgi nedeniyle!  Zaten mendil verilirdi çocuklara, bir de şeker...

Biz birilerine giderdik, birileri bize gelirdi...

Kalabalıklar, misafirlikler, misafir ağırlamaklar... Kimse bezmezdi birbirinden...

Şimdi öyle mi?

Her dini bayram öncesinde içimi derin bir hüzün kaplar...

Eski bayramları, insanlarla dolup taşan Kayhan Kirişçi Kızı Çıkmazı'ndaki evimizi hatırlarım...

Yitirdiğim tüm sevdiklerim aklıma düşer bir bir...

 Annem bayram öncesi börek açardı, tepsi tepsi börek, tatlı yapardı...

Şimdi o iş bana kaldı... Bayram sabahı erkenden kalkıp böreği yapıyorum...

Sahiden de büyüklerin sayıldığı, küçüklerin korunduğu günlerdi...

Şimdi ne büyükler sayılıyor; ne de küçükler korunuyor...

Bir şiddet sarmalındayız...

Bir türlü çıkamadığımız bir döngü!

Artık sokaklar çocuklar için güvenli değil...

Zaten apartman ve sitelerde kimse kimseyi tanımıyor...

İnsanlar çocuklarını komşularından bile esirgiyor... Bence de çok haklılar. Kimin ne olduğunu bilemiyorsunuz ki!

Birkaç yıl önce sapığın biri şeker toplayan çocukların ırzına geçip öldürdü!

Her gün bir sapık haberi duymaktan helak olduk!

Yaşam alanlarımız güvensizleşti...

Terör saldırıları yaşanıyor...

İnsanlık düşmanı yaratıklarca insafsızca canlar katlediliyor...

Çevreyi, doğayı, toprağı, suyu... Yaşam alanlarımız yok ediliyor...

Eskiden biz gazeteciler için yolunda gitmeyen bir şeyleri bulup çıkartmak çok zordu...

Şimdi ise işi bir şeyleri bulup insanlara biraz umut, biraz moral vermek için adeta tırmalıyoruz...

Yine de...

Hayata, insana dair umudu, yaşam sevincini asla yitirmemek lazım...

Değerli okur...

Bayram tadında bir bayram geçirmenizi diliyorum...

 

 

 

 

 

 

 

 

BAYRAMINIZ ZEHİR OLMASIN!

 

Öte yandan...

Her bayram tatili öncesinde ve sonrasında "Yollar kan gölüne döndü" haberlerini izliyoruz...

Sanki bir bayram klasiği... Onlarca kişi yollara kazalarda ölüyor...

Ateş ise düştüğü ocağı yakıyor...

Geçen gün Makina Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı İbrahim Mart, uzun yola çıkacaklara uyarı ve önerilerde bulundu...

Önerilerinin başında; mümkünse toplu taşıma araçlarının kullanılması özel araçla gidilmesi halinde de araçların bakımının yaptırılması ve trafik kurallarına uyulması geldi...

Resmi verilere göre,

2014 yılında kara yollarında yaşanan 1 milyon 199 bin 10 kazada; 3 bin 524 kişi yaşamını yitirirken, yaralananların sayısı ise 285 bin 59...

Başkan Mart'ın verdiği bilgilere göre, kazaların yüzde 88,62'si sürücülere; yüzde 9,38'i yayalara; yüzde 0,95'i yola; yüzde 0,58'i ise araçlara ait kusurlardan kaynaklanıyor... Kazaya karışan araçların çoğunluğu otomobiller ve sürücüye ait kusurlar arasında ise araç hızını yol, hava ve trafiğin gerektirdiği şartlara uydurmama; hatalı sollama; arkadan çarpma yer alıyor...

Başkan Mart mutlaka uzun yol bakımının yapılmasını, soğutma sisteminin gözden geçirilmesini öneriyor.

Yolculuk sırasındaki önerilerine gelince; bazıları şöyle:

"Klimayı belli aralıklarla dinlendirin...

Yola dinlenmiş olarak çıkın, iki üç saatte bir mutlaka mola verin...

Araca ait tüm belgelerin yanı sıra  kaza riskine karşı, takoz, çelik halatı gibi malzemeleri araçta bulundurun...

Emniyet kemerini takmayı unutmayın. Araçta yük ve yolcu standardına uyun...

Uzun mesafeli yolculuklara mümkünse iki sürücü ile çıkın. Refleksleri etkileyen ilaçlar almayın...

Hatalı sollamadan kaçının. Viraj, kavşak ve tepe üstleri gibi görüş mesafesinin dar olduğu yerlerde hızı düşürüp sabırla araç kullanmaya özen gösterin...

Yüksek hız yapmayın, limitlere, trafik kurallarına, trafik görevlilerine; yol bakımı yapılan noktalarda işaret ve işaretçilere dikkat edin...

Anayolda, kavşaklarda, görüşün olmadığı yerlerde aracınızı park etmeyin, zorunlu ise gerekli emniyet tedbirlerini alın..."