‘Faylar sadece kültürel bilgi!”

H. Gül KOLAYLI 22 Haziran 2016 Çarşamba, 07:00

Önceki gün Kandilli Rasathanesi, Marmara'da 3 yıl süren 8 milyar avroluk araştırma sonuçlarını kamuoyu ile paylaştı...  

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nden Prof. Nurcan Meral Özel, Adalar fayında en çok 7 büyüklüğünde deprem üretecek enerji biriktiğini açıklarken aynı zamanda da uyardı:

"Adalar'daki enerji birikimi son derece yüksektir. Körfez depreminden önce, 99 depreminden önce kaydedilen gerilimden daha fazla bir yüksekliğe ulaşmıştır..."

Bilim insanları çok emin olmadan böyle bir uyarıda bulunmaz...

Kamuoyunda panik yaratmak da var...

İki gündür bakıyorum da kaygıları boşunaymış! İnsanların deprem meprem ne düşünecek, ne de panik yapacak halleri kalmış...

Ülke gündemi öylesine değişken ki! Bu çok ciddi uyarı arada kaynayıp gitti...

Öte yandan herkes İstanbul depremini merak ediyor. Ben de 150 yıllık periyodu dolan en son 1855 Şubat ve Nisan'ında olan, şehri yerle bir eden Bursa Depremi'ni ve fayların durumunu merak ediyorum.

 

KOKLAYACAĞIZ/ ÇANTA HAZIRLAYACAĞIZ

Dünya, Türkiye İstanbul'dan ibaret değil.

Prof. Dr. Hakan Kutoğlu ve ekibi uzay taramalarıyla bulduğu yeni Bursa fay haritalarını kamuoyu ile paylaşmış ve yerel yönetimlerden tedbir almasını istemişti. Zira yüzeydeki deformasyonlar/ kabartılar belirgindi, faylar hareketliydi.

Bursa'da fayların durumuna, yeni fayların aktivitesine yönelik bilimsel bir yer altı sondaj çalışması yok!

1855 yılında ilk deprem öncesi kaplıcalar bölgesinden kükürt kokuları yayılmış şehre. İkinci deprem öncesinde ise gök gürültüsüne benzer patlamalar ve ön sarsıntılar gerçekleşmiş...

Artık onları izleyeceğiz herhalde...

 Ne yazık ki, vatandaş olarak bugünden yarına deprem çantası hazırlamaktan başka alacak bir tedbirimiz yok!

 

AKTİF FAY HARİTALARI VAR!

Jeoloji Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Engin Er diyor ki:

"Bursa kültürel bilgiyi bile kabul etmiyor. Bir fayın olduğunu yüzde 1000 bilmek bile bir şeyi değiştirmiyor. Genel kültür gibi algılanıyor...

Bilinen net faylar var. Her ilçenin adıyla anılan, bilinen faylar var. Basit bir harita var. Hangi evin neresinden geçtiğini gösteren Bakanlığın 2012'de yayınladığı aktif fay hatları haritası var... 

Net bilinen, aktif olarak bilinen, bakanlığın kabul ettiği faylar var. Bunu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da biliyor, Büyükşehir Belediyesi de biliyor. İnternet kullanan herkes biliyor. 2012 yılında Bakan Erdoğan Bayraktar açıkladı.

1/100000'lik haritalarda da yok, 1/1000'lik uygulama planlarında da yok! Yani fay yokmuş gibi yaşıyoruz, genel kültürel bilgi gibi! 10 tane bulunsa ne fark eder? Hiç yok.

İlçe belediyelerin de işi değil, Büyükşehir Belediye planlarında işaretlenmesi buna göre, kentsel dönüşüm yapılması, buna göre imar verilmesi lazım... "

Prof. Dr. Hakan Kutoğlu, MTA'nın yeni bulunan Bursa faylarının MTA haritalarında yer almadığına dem vururken, Engin Er ise yeniler bir yana mevcutların bile sıradan coğrafik genel kültür bilgisi gibi değerlendirildiğine vurgu yapıyor!

Öte yandan MHP Belediye Meclis Üyesi Cemil Aydın ise Büyükşehir Belediyesi'nde fay hatlarını gösteren haritanın olduğunu, konuyu Osmangazi Meclisi'ne taşıdıklarını belirtiyor.

Ancak belediyenin deprem çalışmaları için bütçe ve personel konusunda ciddi çalışmaları olmadığına değiniyor.

 Ve şunları söylüyor:

" Acilen zemin vize uygulamasına geçelim, jeoloji mühendislerinden oluşacak bir komisyon kurulsun teklifinde bulunduk. Bu teklifimizi zaman zaman gündeme getiriyoruz..."

Yani seçilmiş bir belediye meclisi üyesi olarak o da üstüne düşen uyarı görevini yapıyor...

 

 

 

Nestle'de direnişten greve...

 

Nestle, 2 yıl önce işten atılmalar ve açlık grevleriyle gündeme gelmişti...  İşçilerin kendi aralarından seçtiği kişiler benzeri iş yerlerinde daha iyi sözleşme yapılmasından yola çıkarak, toplu sözleşme taslağı hazırlayıp bağlı oldukları sendikaya sunmuşlardı.

Ardından da 28 işçiye fabrika tarafından tazminatsız çıkış verilmiş ve fabrika önüne kurulan çadırda 1 Temmuz 2014'te direniş başlamıştı.

Bu süreçte işçiler açlık grevi yapmış, Ankara İsveç Büyükelçiliği önünde mektup eyleminden tutun da, Nestle'nin İstanbul'daki merkezinde basın açıklamasına kadar pek çok etkinlik gerçekleştirmiş, onlarca kez, polise karşı hiçbir direniş göstermeden sürüklenerek gözaltına alınmış, defalarca nezarette gecelemişlerdi...

Bir yandan da hukuksal mücadelelerini sürdürmüş, yerel mahkemelerden alınan işe iade ve tazminat kararları Yargıtay'ca da onanmıştı...

YeniDönem gazetesi olarak süreci yakından izlemiş ve kamuoyuna aktarmıştık... 

Milletvekilleri ve akademik odalar da dâhil kamuoyu desteği oluşmuştu...

Haklılıkları hukuken tescillenen Nestle işçileri 28 Ağustos 2015'te işbaşı yapmışlardı.

Nestle direnişinin başarıya ulaşmasında Tek Gıda İş Sendikası koordinatörlerinden Suat Karlıkaya'nın büyük rolü vardı.

Ardından Türk İş'e bağlı Tek Gıda İş Sendikası fabrikada üye kaydına başlamış ve 1 Ocak 2016 tarihinde yetkili sendika olarak toplu iş sözleşmesi görüşmelerini başlatmıştı...

Ancak arabulucu da dâhil olmak üzere 10 görüşmede anlaşma sağlanamadı...

Ve yılın en uzun günü olan dün yani 21 Haziran'da Karacabey Nestle işçileri greve çıktı...

Aslında grev kararını veren de işçiler oldu...

Dün yasal sorumluluklar gereği çalışması gerekenler haricinde tüm işçiler greve çıktı.
Dün Tek Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Türkel de Karacabey'deydi.

Türkel sendika olarak uzlaşmadan yana olduklarını, ama uzlaşmayı da teslimiyet gören anlayışı reddettikleri mesajını verdi...

Sendika ile işveren arasındaki görüşmeler dün de sürdü.

Görünen o ki, Nestle işçileri, direniş çadırlarında öğrendikleri hak arama deneyimini greve dek taşıdılar...