GDO: Bilim kurgu gerçek olursa!

H. Gül KOLAYLI 10 Kasım 2015 Salı, 08:34

Kadın doğum hastalıkları uzmanı bir hekimle sohbet ediyorduk...
"Bugün ne yazacaksın?" diye sordu...

"Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) içeren tavuk yemlerinin ithalatı söz konusu, sakıncalarına yönelik bir açıklama var... Belki onu yazarım" dedim...

Anlatmaya başladı:

"Bakın, bundan 8 yıl önce bize ayda bir ya da iki kadın kısırlık vakası gelirdi. Şimdi her gün birkaç kadın kısırlık şikâyeti ile polikliniklerimize başvuruyor!"

Kısırlıkta son on yıldır gözle görülen bir artış olduğunu anlattı...

"Neden?" diye sordum; "GDO'lu, hormonlu gıdalar... Bir de aşılar!" dedi.

Geçmişte Sağlık Bakanlığı'nın domuz gribi aşısı ithal ederken, o dönemde Başbakan olan Tayyip Erdoğan'ın kesin bir dille karşı çıktığını anımsattı; "Çok da haklıydı zira kısırlık yaptığını biliyordu" dedi...

 

GDO'LAR HASTA EDİYOR!

Doğal yollarla asla oluşmayacak bitkisel ya da hayvansal mutasyonlara, yani laboratuvar ortamında üretilmiş ürünlere GDO deniyor...

Bazı bilim insanlarına göre, insan sağlığına zararlı...

Kanıtlanmış sağlık sorunlarından biri de alerji...

Bir diğer iddia ise kanser riski taşıması... İnsanların binlerce yıldır oluşturduğu bir besin zinciri var. Şimdi o zincir kırılıyor.

Pek çok uzman, Türkiye'de sigara bırakanların sayısının çok artmasına karşın kanser vakalarındaki artışın sürmesini gıda ve çevre kirliliğine bağlıyor.

Prof. Dr. Kenan Demirkol'un açıklamalarına göre, GDO'lu gıdalarla beslenen deney farelerinde böbrek ve karaciğer yetmezliği, ölüm doğum ve düşük artışları, düşük kilolu doğumlar ve 3. nesilden itibaren ise kısırlık çıkıyor...

Artı karnabahar mozaik virüsü gibi genetiği değiştirilmiş virüs DNA'sının da bağışıklık sistemini baskılayarak kanserlerin oluşumunu kolaylaştırdığına dikkat çekiyor...

Korunma yollarından biri de işlenmiş gıdalardan uzak durmak. Pazar ve manavdan alışveriş etmeye bakmak...  Ve bebekleri anne sütüyle beslemek...

 

 

GDO'LU YEM İTHALATI

Gelelim zurnanın zırt dediği yere!

GDO ticaretinin yüzde 99'u pamuk, mısır, kanola ve soya ile yapılıyor. Bunların yüzde 90'ı tek bir dev küresel Amerikan şirketi tarafından üretiliyor...

Öte yandan...

Biyogüvenlik Kurulu Beyaz Et Sanayicileri ve  (BESD-BİR) başvurusu üzerine, GDO'lu 6 mısır, 2 soya çeşidi ve ürünlerinin hayvan yemlerinde, yem veya yem ham maddesi olarak kullanılmasını ve ithalat yapılabilmesini onayladığını bildirdi. Resmi Gazete'de de ilan edildi...

Bunun da anlamı şu:

Tavuklar ucuz ithal GDO'lu ham maddelerden üretilen yemleri tüketecekler. (Büyük ve küçükbaş hayvanlarla çiftlik balıkları için de aynısı geçerli olabilir!)
 

Ve biz GDO'lu yemle beslenen tavukları ya da diğerlerini çoluk çocuk tüketeceğiz!

(Halkın çoğunluğunun ucuzluğu nedeniyle en çok tükettiği şey beyaz et ve tavuk yumurtası!..)

Ziraat Mühendisi olan CHP Milletvekili Orhan Sarıbal kararın iptali için her türlü yasal yola başvuracaklarını belirtiyor ve diyor ki:

 "Yemlerden hayvan dokusuna geçen GDO'lar hayvanlara önemli zarar verirler. GDO'ların insan sağlığına da başta alerjiler, antibiyotiğe direnç vb. olmak üzere çeşitli şekillerde zarar verdiği ortaya çıkmıştır.

GDO'lu ürünler ithal etmek yerine ülkemizde GDO'suz ürünlerin üretimi teşvik edilmelidir.

 Ülkemizin kaynakları yabancı tarım şirketlerine değil; kendi çiftçilerimize aktarılmalıdır."

 

BİLİM BİLİMLE ÇARPIŞIYOR!

GDO tartışmalarından hareketle, yıllar önce Shane Ellison tarafından yazılan  "Batı Tıbbı Sağlığınızın Altını Nasıl Oyar" isimli kitabı okuduğumda hayretler içerisinde kaldığımı anımsadım...  

Ellison içeriden bir ses olarak  "Modern tıbbın 10 büyük yalanı" dediği konuları bir bir teşhir ediyordu...

Yazar ilaç şirketlerinin, FDA; bilim dünyası,  medya ile nasıl bir ilişkiler ağı içerisinde olduğunu da aktarırken bazı örnekler de veriyordu.

GDO'da da Frankeştayn ürünler yine bilim insanları tarafından üretiliyor...

Yani... Bilim bilimle çarpıştırılıyor...

Ellison'un en çok eleştirdiği ilaçlardan biri de kolesterol ilaçlarıydı... Çok ilgimi çekmişti... Zira kolesterol ilaçlarını ben de kullanıyordum. Doktorum bu iddialara uyduruk gözüyle bakmıştı.

Ama şimdi sakıncaları bilim çevrelerinde dillendirilen bir konu, artık

Bakın...  Bazı bilim insanları salam, sosis gibi işlenmiş gıdaların kanserojen ya da alerjen olduğu konusunda uyarıyorlardı...

Nihayet, 2015 yılında kanserojen olduğu kabul ve ilan edildi...

 

HASAR RAPORLARINI GÖREMİYORUZ!

Yani bir şeylerin eğriliği ya da doğruluğu eninde sonunda ortaya çıkıyor...

Ama hasar raporlarını asla göremiyoruz!

Ve... GDO'lu ürünler... Muhtemelen, on yıl sonra onların da insanları nasıl hasta yaptığı resmen ilan edilecek...

Zaten AB ülkelerinde yaşayanların canı bizimkiler gibi patlıcan olmadığından çoktan kısıt getirmişler!

GDO'yu savunanlar, açlığa karşı tek çözüm olduğu tezinden hareket ediyorlar!

Bazı bilim insanları ya da pratikteki uygulayıcılar (kadın doğum doktorları gibi) kısırlığın giderek yaygınlaştığına dikkat çekerken, kısırlığın yanında kanser ve başka pek çok hastalığa yol açtığını da iddia ediyorlar...

Bu gidişle, en fazla bir asır ya da daha kısa bir sürede, insanoğlunun artık üreyememesi konusunda üretilen bilim kurgu kitapları/filmleri gerçeğe dönüşecek...