Geçmişten günümüze iz bırakan Türk kadınları

H. Gül KOLAYLI 22 Mart 2019 Cuma, 06:10

Azerbaycan Kültür Derneği Bursa Şubesi'nin katkılarıyla Bursa Uludağ Üniversitesi Azerbaycan Kültür ve Sanat Topluluğu tarafından 'Türk Dünyasında Kadın Hareketi' söyleşisi Görükle Yerleşkesi Eğitim Fakültesi Uğur Mumcu Salonu'nda düzenlenmişti...

Toplantıya konuşmacı olarak Azerbaycan Kültür Derneği Bursa Şubesi Başkanı Handan Askeran Ton ile Bursa Uludağ Üniversitesi Kadın Araştırmaları Merkezi (UKAM) Müdürü Prof. Dr. Handan Asude Başal katılmıştı.
Söyleşide Handan Askeran Ton'un anlattıklarını daha önce yazmıştım. Prof. Dr. Handan Asude Başal'ınkini ise sonraya bırakmıştım...

Prof. Dr. Handan Asude Başal'ı tanımıyordum, ilk kez bu söyleşide karşılaştım. Dürüst olayım, bu kadar iyi bir sunum beklemiyordum. Siyasetin bunalttığı bugünlerde, biraz da konuyu değiştirmek adına Prof. Dr. Başal'ın iç açan, kadını, insanı yüreklendiren anlatısına yer vermek istedim.

KADINI SOSYALLEŞTİREN ŞAİR SULTAN

Prof. Başal, Adile Sultan'dan günümüz genç bilim insanına dek 8 birbirinden farklı kadının yaşam öyküsünü paylaştı... İlki Adile Sultan'dı; hiç bilmiyordum, öğrenmiş oldum. Paylaştığı bilgiler oldukça çarpıcıydı:

"Osmanlı sarayındaki tek kadın şair Adile Sultan, 1826-1899 yılları arasında yaşıyor. II. Mahmut'un kızı. 1826'da Topkapı Sarayı'nda dünyaya geliyor. Adile Sultan, yaşadığı dönemde kadınların sosyal hayata katılmasında önemli rol üstleniyor. Sık sık arabayla şehir gezilerine, mesire yerlerine giderken yakınındaki kadınları da götürüyor.

Ramazan ayında sarayda düzenlenen davetlere eşlerini ve kızlarını da çağırarak kadınların katılımını sağlıyor. Kadınların davetli olduğu, alaturka saz heyeti ile alafranga orkestraların olduğu konserler veriyor. Adile Sultan'ın sarayı dönemin müzisyenleri, siyasetçileri ve edebiyatçılarına açık oluyor. Sade bir dille yazılar şiirlerinin ise büyük kısmı dini-tasavvufi nitelik taşıyor. Ayrıca besteleri de bulunuyor..."

Prof. Dr. Handan Asude Başal'ın verdiği bilgilere göre Adile Sultan çok hayırsever; İstanbul'da, sübyan mektepleri, sarnıçlar, namazgâh, cami, itikat odaları yaptırıp vakfediyor. Yoksullara yardım ediyor. Pek çok okul, hastane, aşevi tamir ettiriyor.  

NENE HATUN'UN CESARETİ

İkinci olarak anlattığı kadını biliyoruz; 1854-1955 yılları arasında yaşamış olan Erzurumlu Nene Hatun...

 "Günümüzde Aziziye denilince akla gelen ilk isim Nene Hatun'dur. Erzurum Taşmescit'te dünyaya geliyor. Babasının adı Hüseyin, annesinin adı ise Zeliha Hanım. Soyadları Kırkgöz. 16 yaşındayken Erzurumlu Mehmet Efendi ile evleniyor ve 6 çocuğu oluyor. Nene Hatun uzun boylu, biraz sinirli çok cesur bir kadın. 1877-1878 yılları arasındaki Osmanlı Rus Savaşı'nda, Aziziye Tabyası'na büyük bir cesaretle hücumu onun kahramanlık öyküsüdür. Bir gece yarısı Rus askerleri Aziziye Tabyası'na girmişler. Bunun üzerine silahını, taşını, sopasını alan Tabya'ya doğru koşmaya başlıyor. Nene Hatun yeni gelin, bir gece önce de kardeşini öldürmüşler. Evde bulunan satırı alıyor ve savaşa katılıyor, yaralanıyor, diğer yaralılara bakıp onların yaralarını sarıyor..."

Prof. Dr. Başal, Nene Hatun'un öndeki erkeklere "Kırın kâfirleri. Sizlerin arkasında bizler de varız. Sizi bu gün için doğurduk" diye haykırdığını aktardı. Halkın direnişi sonucu afallayan Rus askerleri geri çekiliyor ve bir daha Aziziye Tabyası'na taarruza cesaret edemiyor. Türk Ordusu'nun annesi ilan edilen Nene Hatun, 1955 yılında da yılın annesi seçiliyor.

KÖYLÜ MİLLETVEKİLİ SATI KADIN

Prof. Dr. Handan Asude Başal'ın anlattığı kadınlardan biri de ilk kadın milletvekili Hatı Çırpan (Satı Kadın) oldu:

"1890 yılında doğan Satı Kadın 8 Şubat 1935 tarihinde TBMM'ye giren 17 kadın milletvekili arasında yer alıyor. Satı Kadın, Kurtuluş Savaşı'na destek olan bir ailenin kızı. Babası köy muhtarı Kara Mehmet Bey, ailesi köyün varlıklı ailelerinden.

İbrahim Çırpanoğlu ile evleniyor. Eşi Balkan Savaşı'nda gazi olduğundan evi Satı Kadın çekip çeviriyor.  Milletvekili seçildiğinde en küçük çocuğu 3, en büyüğü 21 yaşında olmak üzere 6 çocuk annesi. Çok çesur, genç bir kadınken kaybettiği babasının mirası için köyün zorbalarından Kara Yusuf ile mücadele ediyor, kazanıyor ve köyde artık Satı Ağa deniyor.

İstiklal Savaşı'nda orduya malzeme yetiştirmek için uğraşıyor, Atatürk'ün isteği üzerine okuma yazma öğreniyor. 1933 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınmasından sonra köyüne muhtar oluyor. Atatürk'ün köylerine geleceğini öğrenince tüm köy evlerini beyaza badanalatıyor, temizlettiriyor. Atatürk Bitik nahiyesine gelince muhtar olarak Satı Kadın ile tanıştırdıklarında Atatürk 'Peki kadınların da erkekler gibi çalışıp çeşitli mevkilere yükselmesi konusunda ne düşünüyorsun?' diye sorunca Satı Kadın şu cevabı veriyor:

'Şüphesiz doğrudur. Ve kadınlarımız Cumhuriyet'in gölgesi altında bunu başarmak azmine sahiptir. Biz kadınlar hedefe yürüyecek ve Cumhuriyet meşalesini her alanda taşıyacağız Paşam...'

Atatürk dönüş yolunda yanındakilere "İşte mebus olacak kadın" diyor ve Nuri Conker'e adını, köyünü kaydettiriyor. 8 Şubat 1935 seçimlerinde Satı Kadın 5. Dönem Ankara Milletvekili olarak TBMM'ye giriyor. Satı Kadın köyünde nasıl giyiniyorsa, Meclis'e de öyle gidiyor. Köylerle ve tarımla ilgili her konuda çalışıyor. Kadın TBMM'de köyü ve köylüyü temsil ediyor."

HALİDE EDİP ADIVAR

Dördüncü kadın ise 1882-1964 yılları arasında yaşamış olan Halide Edip Adıvar; özetle şöyle:

"Halide Edip Adıvar'ın annesi Bedrifem Hanım, babası ise sarayda çalışan bir katip. Annesini erken yaşta yitirince, çocukluğu anneannesinin evinde ve geleneksel bir yaşamda huzurlu bir şekilde geçiyor. Babası Mehmet Efendi ise kızının İngiliz usullerine göre büyümesini istiyor. Üsküdar Amerikan Koleji'ne gönderiliyor. Buradan ilk mezun olan Türk kızı Halide Edip Adıvar. Daha sonra evleniyor ve yabancı kitapları dilimize çeviriyor. Halide Edip, 1909 yılında yazdığı yazılardan dolayı önce Mısır'a sonra da İngiltere'ye gidiyor. Dönüşte ilk romanı Seviye Talip'i yazıyor ve öğretmenlik yapıyor.
1919'da İzmir'in işgali onu derinden etkiliyor. Türk Ocağı'nda toplantı yaparak mitingden söz ediyor ve ilk mitingde konuşmacı oluyor. 6 Haziran 1919 tarihli Sultanahmet mitinginde Halide Edip'in konuşması büyük yankı uyandırıyor. İstanbul'un işgalinden sonra eşi Adnan Adıvar ile birlikte milli mücadeleye katılıyor. Mustafa Kemal'in yabancı devletlerle yazışmalarını yapıyor. Halide Edip, onbaşı, çavuş ve başçavuş rütbeleriyle görev yapıyor. Halide Edip, kadınların farklı sorunlarını neredeyse tüm romanlarında dile getiriyor."

Prof. Dr. Başal'ın anlattığı kalan 4 kadını da yine başka bir günde yazacağım...