Günden kalanlar…

H. Gül KOLAYLI 26 Haziran 2016 Pazar, 07:00

 

İngiltere halkının "AB'ye hayır" demesi Avrupa'da zaten mevcut olan sosyal fayları hareketlendirdi...

Yeni kırılmalar olabilir...

Eee... İngilizler AB'yi veto etti, olan yine bize oldu... Borsa düştü, dolar ve altın değerlendi!

Kapısında yarım yüzyıldır beklemeye alındığımız AB, en önemli ortaklarından birini yitirdi...

En üzücü olanı da, "AB'ye hayır" kampanyasının Türkler ve Müslümanlar üzerinden yürütülmüş olması...

Zaten son yıllarda AB ile ilişkilerimiz hiç iç açıcı değil...

Ve zaten başta sınır komşusu ülkeler olmak üzere pek çok ülke ile ilişkilerimiz de hiç iç açıcı değil...

Haa... İsrail ile ara epeyce düzeltildi...

İsrail yetkililerinin yaptığı açıklamalar dün yaygın medyada yer aldı; IŞİD'in yenilmesini istemiyorlarmış...

Neden istesinler ki!

İran başta olmak üzere Şii hattına karşı müttefik olarak görüyorlar...
Terör saldırılarıyla insanları katlediyormuş, kafa kopartıyormuş, insanları bin türlü işkence ile, aklı zorlayan yöntemlerle infaz ediyorlarmış... Kız çocuklarına, kadınlara tecavüz ediyor, pazarlarda köle olarak satıyorlarmış...

Hiç umurları değil!

Siyonizm böyle bir şey işte...

IŞİD, El Kaide gibi terör örgütlerinin birer Neocon projesi olduğu biliniyor...

Terör saldırılarından sonra Avrupa ülkelerinde güvenliğe ve silahlanmaya ayrılan bütçeler artırıldı...

Eee... Küresel silah tacirleri para kazanacak...

AB'nin Türkiye'yi üye almayacağını biliyorduk...

AB ile Türkiye'nin ilişkileri giderek geriliyor...

Ancak çeşitli sektörlerdeki firmaların en önemli müşterileri arasında yer alıyor AB ülkeleri...

Yani ekonomik olarak bir göbekten bağlılık hali var.

Zaten Rusya ile uçak krizinden ve terör saldırılarından sonra turizm sektörü de yerle bir oldu...

Bu durum döviz girdisini ve cari açığı olumsuz etkileyecek...

Böyle giderse, turizm sektöründe ciddi iflaslar yaşanır... Bu da on binlerce kişinin işsiz kalması demektir...

Her şey birbirine bağlı...

Bir şeyi diğerinden bağımsız düşünemiyorsunuz...

Düşünürseniz de; başa geleceklere katlanmanız gerekiyor...

AB'ye gelince...

Uzun süredir, bazı bilim insanları AB'nin ömrünü doldurduğunu, çökeceğini söyleyip duruyorlardı...

Bu konuda çok sayıda panel, konferans izledim...

İngiltere'de işaret fişeği atıldı...

Başka Avrupa ülke halkları da benzeri taleplerde bulunmaya başladı bile!

Bize demokrasi ve insan hakları havarisi olarak tanıtılan AB nedir peki?

Avrupa sermayesi bir araya geldi ve 1950'li yıllarda Avrupa Kömür ve Çelik Birliği'ni kurdu...

Daha sonra Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) dönüştü...

Emperyal bir örgüttü aslında...

Ve siyasi birliğe dönüşme sürecinde "E" gitti; Avrupa Topluluğu kaldı...

Bir nevi cila...

Ardından AB'ye dönüştü, tek para EURO ve tek Merkez Bankası... Ortak Parlamento ve Gümrük Birliği...

Ama... 20. yüzyıl sonrası ve 21. yüzyıl başlarında eski kıta Avrupa'sı 4-5 asır öncesinden 20 yüzyıla dek geçen sürede olduğu gibi yeni / açık sömürgeler bulamadı...

Velhasıl...

AB krizde...

Korkum şundan yana...

Dünyada, emperyalizm ne zaman krize girse, onlarca milyon insanı kanata kanata krizden çıkmıştır...

 

 

ŞEHİT ATEŞİ

Önceki sabah internette haber sitelerini gözden geçirirken, 6 şehit verildiğini okudum...

Öğleden sonra tekrar internet sitelerine giriş yaptığımda bir sürü sitenin manşet ya da sürmanşet akışında şehit haberi yoktu.

Haber akışında sabitlenmemişti bile... Yeni gelen haberler itelemişti... Misal birinde Game Of Thrones'un kamera arkası ile magazin haberleri manşetteki yerini koruyordu.

İngilizler'in AB vetosu, MHP kongresi, eczacı cinayetleri ağırlıklı olarak yer alıyor. Bir de futbol ve magazin haberleri...

Şehit haberleri çoktan rutine düşmüş! Artık şehitlerin acısı Türkiye'ye düşen ateş olarak algılanmıyor belli... 

Gündelik haberler arasında kaybolanlardan olmuş çoktan...

6 ocağa ve bizim gibilerin içine ateş düşüren, o gencecik vatan evlatlarının adlarına gelince:

Hakkari'de şehit olan Uzman Çavuş Kerim Örtücü (Ünye), Uzman Çavuş Ali Daniyar (Antalya), Astsubay Mustafa Gevrek (Kırşehir), Mardin'de ise Uzman Çavuş Oğuz Emre Erkoç (Çorum), Jandarma Astsubay Üstçavuş Mustafa Ayna (Muğla)...

Rahmet diliyor, terörü, teröristleri, her türlü destekçilerini lanetliyorum...

 

 

HERKES GAZETECİ DEĞİL AMA 'MEDYA'CI

Kendisi yokken odaya giren bastonlu bir yaşlıya bağırıp çağıran, hakaret eden, hırsızlıkla itham eden bir kadın doktorun görüntüleri sosyal medyada infial uyandırmıştı...

İzmir Tabip Odası talihsizlik ve iletişim kazası olarak nitelendirirken, Aile Hekimleri Derneği yetkilisi ise hastanın sağlık bilgilerini deşifre eden vatandaşın suç işlediğini söylüyor...

Ben size bir şey diyeyim mi?

Eskiden gazetelerde muhabirlik diye bir kurum vardı. Mesleğin miladından önce (10, 15 yıl öncesine dek)... Haber merkezlerinde onlarca muhabir çalışırdı...

Ve muhabirler genelde hiç sevilmezlerdi; "Haber" yaparlardı zira!

Hah! İşte o muhabirleri mumla arayacaksınız...

Artık herkes muhabir, herkes gazeteci! Herkesin elinde android telefon var ve 18-200 objektif işlerliğine sahip 5, 6, 7 megabaytlık yani yüksek çözünülürlü fotoğraf ve HD kalitesinde video çekiyorlar...

Çevremdeki herkesi uyarıyorum. Kamuya açık alanlarda başkalarının ya da yasaların nezdinde suç teşkil edecek konuşmalar yapmayın. Metroda, kahvede, orada, burada... Özellikle de kalabalık toplantılarda konuştuğunuza dikkat edin diye...

Herkes nöbetçi gazeteci, daha da ötesi nöbetçi muhabir!

Ve diğer olay... Bir imama yapılan tıbbi operasyonun medyaya düşmesi! Yanlıştır. İzmir Tabip Odası'nın verdiği tepki çok yerindedir.
Herkesin bin türlü sağlık sorunu var, sağlığa erişim en tabii insan hakkıdır, yasaldır ayrıca. Hastanın tıbbi durumu, hasta ile doktor arasında sırdır.