Günümüzün DDT'si 'Glifosatlı tarım ilaçları'

H. Gül KOLAYLI 17 Mayıs 2019 Cuma, 03:50

Amerika'da yaşlı bir karıkoca aynı lenf kanseri türüne yakalanınca kansere yol açan hangi aynı kimyasala maruz kaldıklarını araştırdılar ve bahçelerinde yabani ot öldürücü tarım ilacı Roundop'u fark ettiler.  Roundop'un içeriğinde glifosatlı herbisit vardı...

 Yargı yaşlı karıkocanın bu ilaç yüzünden hastalandığına karar verdi ve üretici / satıcı firmayı 2 milyar lira tazminata mahkûm etti...
Böcekleri öldüren  tarım ilacını dünyanın en büyük GDO'lu tohum üreticisi, satıcısı olan Monsanto üretiyor.... Monsanto'yu ise insan ilacı da üreten Bayer satın almıştı... Dolayısıyla tazminatı ödeyecek olan da o!

Ne yaman çelişki değil mi?  Haberlerde glifosat nedeniyle açılan 11 bin dava olduğu, 3 davada tazminata mahkûm edildiği de yer aldı.

Bu glifosat ne mi? 21. Yüzyılın DDT'si... Gençler bilmez de benim kuşağa sesleneyim; DDT'yi hatırladınız mı? Hani herkesin evinde vardı... Beyaz bir tozdu, çok keskin bir kokusu vardı (kokusunu bildiğime göre, benim de koklamışlığım var!) Böcek öldürüyordu.

İnsanları da kansere neden olarak öldürdüğü ortaya çıkınca 1970'li yıllarda ABD'de ve Avrupa ülkelerinde kullanımı yasaklandı. Bizde ise 1983'ten sonra!..

NOBEL ÖDÜLLÜ OLSA DA ÖLDÜRÜYOR

Bu DDT var ya, mucidine Herman Müller'e 1948 yılında 'Yeşil Devrim' diye Nobel Ödülü kazandırmıştı... 22 yıl sonra bir başkası Rachel Carson'un mücadelesi sonrası insanları da öldürdüğü anlaşıldı ve yasaklandı, ama Carson'a Nobel filan verilmedi!

Demek ki neymiş; önümüz Nobel ödüllü faydalı bir şey diye kakalanana bile kanmayacağız; 22 yıl sonra dünyanın en kitlesel seri katili olduğu ortaya çıkıveriyor... Misal Afrika'daki açlığa çare diye kakalanan GDO! Bir kısım bilim insanları uyarırken, bir kısmı ise ne mucize bir şey olduğunu anlatıp duruyor...

Şimdi... Glifosata gelince... Şimdinin DDT'si de glifosattır...

2015 yılında Dünya Sağlık Örgütü glifosatın insanlarda olası kanser yapıcı etkilerine işaret etmişti...

Çocukluğumuzda çok keskin kokulu bir DDT vardı; böcek ilacı olarak her eve girmişti, bizim evde de vardı... Sonrasında çok ölümcül olduğu çıktı ortaya... Ama hâlâ doğadan yok olmadı, Kuzey Kutbu civarında bile DDT izine rastlanıyor...

TÜRKİYE'DE KANSER VAKALARINDAKİ ARTIŞ

Ve 2017 Nisan ayı sonunda LÖSEV'in İstanbul'da düzenlediği "Yerli Malı" kampanyasını ve söyleşiyi hatırladım... Dr. Üstün Ezer 2017'deki o konuşmasında yılda 144 bin, günde 500 kişinin kanserden öldüğünü söylemişti... Dehşete düşmüştüm...

Ve demişti ki:

"2014 Sağlık Bakanlığı verilerine göre yılda 163 bin 500, günde 450 kişi kansere yakalanıyor. Kendi tespitlerimize, kamuoyu araştırmalarımıza göre ise; 2016 yılında yaklaşık 180 bin kişi, günde 500 kişi kanser oldu... Bütün bilimsel araştırmalara göre, kanser hastalarının yüzde 60'ı ilk bir yıl, yüzde 20'si ise sonraki yıllarda yeniden metastaz, tedavi komplikasyonları gibi nedenlerle ölüyor. Buna göre 180 bin kişi kanser oluyor. Kanserden yaklaşık yıllık kayıp 144 bin kişi. Her gün 400 kişi kanserden ölüyor."

Aynı toplantıda Cem Seymen çok çarpıcı bilgileri paylaşmıştı... Ben de köşeme 'Casus gübreler toprağı bozuyor' diye almıştım... Seymen toprağa atılan ithal casus gübrelerin toprağı dönüştürdüğünü anlatmıştı...  

Seymen tarım ilaçlarının toprağı, suyu, havayı zehirlediğini, yararlı böcekleri, arıları yok ettiğini, insanları hasta ettiğini de anlatırken; ABD'nin ve AB'nin aslında tarım ülkesi olduğunu da söylemişti...

İşte bu yüzden GDO, glikofosatlı tarım ilaçlarının kanserojen etkilerine yönelik en geniş ölçekli araştırmalar da bu ülkelerden çıkıyor. Zira kendi insanları da bu tarım ilaçlarını kullanıyor, hastalanıyor...

Misal 2018 yılında ABD Washington Üniversitesi'nin 54 bin glifosatlı tarım ilacı kullanan çiftçi denek üzerinde yürüttüğü ve Şubat 2019'da hakemli bilimsel dergide yayınladığı araştırma sonuçlarına göre; glifosata maruz kalanların lösemiye yakalanma oranları yüzde 40! Dünyada hâlâ küresel şirketlerin satın alamadıkları, araştırmalarını saptıramadıkları bilim insanları var!

ABD'DE STK'LARIN GLİFOSAT TEPKİSİ

Yeşil Gazete'de yer alan bir haberde ise ABD Richmond'da bütün tarım ilaçlarının kullanımının yasaklandığı, bal arılarına zarar verdiği bilinen neonikotinoidlerin kullanımının Portland, Oregon'da yasaklandığı yer alıyor...

Yine haberden, ABD'de Moms Across Amerika (Amerika Genelinde Anneler) grubu da dahil 52 ülkede 2 milyondan fazla insanın tarım ilacı kullanımına karşı sokaklara çıkıp yürüyüş yaptıklarını; 'GDO'yu Etiketle Napa'; 'Sağlıklı Çiftlikler ve Aileler için Vatandaşlar (Citizens for Healthy Farms and Families)  gibi etkin sivil toplum hareketleri olduğunu da öğreniyoruz...  

Keza Monsanto'nun Arjantin'de GDO'lu tohum fabrikası inşa planlarının Arjantinlilerin direnişi, protesto gösterileri sonucu askıya alındığını da...

OTİZM VE GLİFOSAT İLİŞKİSİ

Yine aynı haberde ANH'nin 23 Aralık 2014 tarihli bülteninde MIT'den (Massachusetts Institute of Technology) Dr. Stephanie Seneff "2025'te Çocukların Yarısı Otistik Olacak" makalesinde şunları  yazdığına da yer verilmiş:

"Otizm ve glifosat zehirlenmesinin yan etkileri benzerlikler taşıyor. Otizmli çocuklardaki biyo-göstergeler, aşırı glifosat, çinko ve demir eksikliği, düşük serum sülfatı, krizler ve mitokondriyal bozukluklara işaret ediyor..."

Öte yandan... Yüksek çevre hassasiyeti ile bilinen AB Parlamentosu da glifosatlı tarım ilacı satan küresel şirketin lobisiyle başa çıkamıyor. Zira üye pek çok ülkeden gelen yasaklama talebi Alman Tarım Bakanlığı'nın son andaki müdahalesiyle onaylanmadı...

Dünyadaki pek çok akademik araştırmaya göre glifosat aynı zamanda arıları da öldürüyor. Biyolojik Koruma dergisinin 27 yıllık araştırmasına göre, glifosat ve diğer tarım ilaçları yüzünden faydalı böceklerin öldüğüne yer verilmişti. Sadece Almanya'da uçan böcek türünün yüzde 76'sı yok olmuştu...

Einstein "Arılar ölürse, insanlar da ölür" diyerek uyarmıştı.

Türkiye'de ise Bergamalı çiftçiler glifosat kullanımının yasaklanması için harekete geçip Kasım 2018'de Ankara 1. İdare Mahkemesi'nde dava açtı.
Herhangi bir hasta davası yok! Olsa da Türkiye'deki yasalara göre tazminat mağduru zengin etmeyecek düzeyde olmak zorunda! Artı açılsa bile hangi bilirkişi karar verecek? Uluslararası araştırmalar delil kabul edilecek mi? Türkiye'de böyle bir dava açılsa bile kazanma şansı yok!..