Gürcü işçi kadınlar buluştu

H. Gül KOLAYLI 19 Ağustos 2017 Cumartesi, 06:00

Ülkemizde ortalama insan ömrü gitgide uzuyor. Yaşlılık beraberinde kronik hastalıkları da getiriyor.

Hasta ya da yaşlı yakınlarının çalışıyor olması nedeniyle "bakım" bir soruna dönüşüyor.

Ailelerin bir kısmı huzurevleri ve özel bakımevleri gibi olanakların yanı sıra evde bakımı yeğliyor. Bazı aileler ise evde bakımı yeğliyor.

Kızılay Bursa Şubesi, Bursa'da yaklaşık on yıldır çeşitli kuruluşlarla iş birliği yaparak dezavantajlı kesimlerin meslek sahibi olmasına yönelik "Evde hasta ve yaşlı bakımı" kursları açıyor.

Ancak Türk aile yapısı ve gelenekler nedeniyle çoğunluğu kadın olan eğitimli Türk bakıcıların neredeyse tamamı yatılı çalışmayı tercih etmiyor.
İşte bu noktada, beyaz yakalı işsizliğin had safhada olduğu Gürcistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Özbekistan gibi Asya ülkelerinden kadınlar devreye giriyor ve Türkiye'ye yatılı olarak çalışmaya geliyor.

İstihdam ofisleri aracılığıyla gelen yabancı kadınlar çalışma izniyle Türkiye'de hasta, yaşlı ve çocuk bakıyor, bazıları ise temizlik hizmetlerinde çalışıyor.

Ev hizmetleri kategorisinde çalışanların büyük çoğunluğu ise Gürcistan'dan gelen kadınlar.

Hepsi en az lise mezunu, aralarında makine mühendisi, pedagog, öğretmen, avukat, hemşire, doktor gibi meslek sahibi olanlar da var. Kazandıkları her kuruşu Gürcistan'daki yakınlarına gönderiyorlar.

Gürcistan'dan gelen kadınların burada yaşadığı sorunların başında, Türkçe ve Türk yemekleri adet ve geleneklerini bilmeyişleri geliyor.

Bursa'da bu açığı kapatmak adına Gürcü İşçiler Sosyal Yardımlaşma Derneği (Gürder) kuruldu.

Derneğin amacı, Gürcü kadınları hasta ve yaşlı bakımı, Türkiye'de onları ilgilendiren yasalar, yasal hakları, Türkçe ve Türk yemekleri gibi konularda bilgilendirmek, eğitmek...

Öte yandan, kadınların çalıştıkları iş ortamlarındaki yaşam koşullarını da korumayı hedefliyorlar.

Mesela düzenli yemek ve yatacak yer verilmesi, haftada bir gün izin kullanmaları, ücretlerinin düzgün ödenmesi, çalışma izni alınarak sigortalı yapılması gibi...

Başkanlığını Meryem İpek'in yaptığı Gürder üyeleri dün Ganita'da düzenlenen etkinlikte bir araya gelip hem dayanıştılar hem de Gürcü ezgileri eşliğinde stres attılar.

Gürcistan ve Türk bayraklarının birlikte yer aldığı etkinlikte, her iki toplum arasındaki tarihi ve kültürel ilişkiler gündeme getirildi.

Toplantıda konuşan Meryem İpek, şunları söyledi:

 "Biz hem Gürcistan'dan gelen kadınların hem de işvereni konumundaki Türk ailelerinin işlerini kolaylaştırmayı, hizmet kalitesini artırmayı hedefliyoruz.

Düzenlediğimiz buluşmalarla da ülkelerinden binlerce kilometre uzaklıkta olan kadınlarımıza moral vermeyi, yanlarında olduğumuzu hissettirmeyi ve deneyim paylaşımını hedefliyoruz. Önümüzdeki süreçte, Gürcistan'dan gelen işçilerin oturma, çalışma izinleri gibi yasal konuların da yer aldığı broşür ve kitapçıklar hazırlayacağız."

 

 

GANİTA: GÜZEL BAHÇE

Uludağ yamaçlarına sırtını dayamış Doburca'nın Karaoğlan deresi yanına kurulu Ganita, şehrin içinde bir saklı bahçe gibi. Mihraplı Parkı'ndan araçla 10 dakikalık mesafede olmasına karşın, bir anda şehrin kaosuyla bağlantınızın kesildiği, kendinizi doğanın içerisinde bulduğunuz bir yer. Görkemli çınarları, çamları ve deresiyle sizi karşılıyor. Özellikle de bu sıcak havalarda müthiş ferahlatıyor.

Ganita tesisleri, işletme mobilyalarından merdivenlere, dere üstündeki köprüye dek özenli doğayla uyumlu bir dekorasyona ve çevre düzenlemesine sahip. Geniş otoparkı, çocuk oyun parkı ile ailelerin tercih ettiği bir mekan.

İşletmecisi İbrahim Yetim Dikkaldırım'ın kurucularından. Trabzon'dan gelmişler; zaten Ganita da Trabzon'da bir yer adı, 'güzel bahçe' anlamına da geliyor.

Ve oldukça geniş olan Yetim ailesinin tüm bireyleri gibi İbrahim Yetim de inşaat sektöründe.

Kendisi Ganita'yı bir aile ve dostlar mekanı olarak tanımlarken, "Öncelikle hedefimiz insan dedik. İnsana hizmet edeceğiz, güzel ilişkiler içinde olacağız, mutlu edeceğiz, güzel hizmet edeceğiz, nasipse, kısmetse de para kazanacağız" diyor.

10 dönüme yakın alanda hizmet veren Ganita'da yöresel kara fırının yanı sıra bağımsız nargile köşesi ile ayrıca kapalı mekanı da mevcut. Menüsünde kahvaltı, pide ve ızgara çeşitleri var.

Ganita'nın bir özelliği daha var; İbrahim Yetim'in "10 yıllık hayalim" dediği ve yaptırdığı Bursa'nın en yüksek bayrak direği bahçesinde.

Olanca görkemiyle yükseklerde nazlı nazlı salınan Türk Bayrağı, bölgede pek çok noktadan görülüyor. Bayrağın ebadı 9 metreye 12 metre ve direğinin yüksekliği ise 40 metre!

 

 

CEMİL AYDIN'DAN SORU

Dün yazmış olduğum  "Neden kuyu suyu içiyoruz?" başlıklı yazıda Doğancı Barajı'ndaki eski isale hattının değiştirilmesi çalışmaları sırasında şehrin susuz kalmaması için yedek su hattı yapıldığını, ancak onun da kot farkı nedeniyle şehre yeterince su veremediği için yüzde 40 oranında derin kuyu yer altı sularının karıştırıldığını yazmıştım...

MHP Osmangazi Belediye Meclis Üyesi ve Grup sözcüsü Cemil Aydın dünkü yazıma atfen bir soru sordu; aynen şöyle:

"Sayın Kolaylı, bugünkü yazınıza istinaden sizin aracılığınız ile BUSKİ'ye veya kim sorumlu ve yetkili ise çok açık, net anlaşılır bir soru soruyor ve aynı nitelikte bir cevap istiyoruz; 'Foseptik kuyuları barajlarımıza niçin akıtılıyor? Selam ve saygılarımla?"

Gerçekten de çok kısa ve net bir soru? Sahi niçin önlenemiyor? O kadar zor mu?

Biyolojik atıklar baraj suları içinde deryada damla olarak algılanıyor, arıtmada temizlendiği düşünülüyor... Uzman değilim öyle de olabilir!

Her şeye karşın yine de içtiğimiz sulara insan atıklarının dahil olduğunun düşüncesi bile mide bulandırıcı...

Her ay kimimiz 30, kimimiz 50 ya da 80 lira su parası ödüyoruz BUSKİ'ye!..

Bursa'da suyla ilgili bu tür çekincelerin olmaması gerekir!..