Güvenli gıda için gıda mühendisi şart!

H. Gül KOLAYLI 24 Ekim 2016 Pazartesi, 18:03

 

Türkiye'de 500 bin, Bursa'da 25 bin gıda işletmesi olduğunu belirten Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Lale Yıldız, yasa gerdeği işletmelerin yüzde 80'inde gıda mühendisliği hizmeti olmadığına dikkat çekti.

En temel ihtiyaçlar arasında yer alan gıdaya yeterli ve güvenli bir şekilde herkesin erişimi en temel insan hakları arasında yer alıyor... 

Öte yandan, sağlıklı beslenme konusu her zamankinden fazla kamuoyunun gündeminde.

Pek çok hastalığın sağaltımında sağlıklı ve doğru beslenme, güvenilir gıdaya ulaşma gibi konular gündeme geliyor... TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Lale Yıldız ile mesleğe ve gıdalara yönelik çeşitli konuları konuştuk... Başkan Lale Yıldız, dünyada aslında yeterli gıda üretimi olduğunu ancak eşit dağılım olmadığını belirtiyor... 

ODTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü'nden 1995 yılında mezun olan Yıldız, Bursa'ya döndükten sonra aile şirketinde yöneticilik yapmaya başlıyor. 10 yıldan buyana da GMO Bursa Şubesi'nde yönetim kurulunda görev alan Lale Yıldız, 2016 Ocak ayında yapılan oda genel kurulunda seçiliyor. GMO Bursa Şubesi'nin odaya kayıtlı 700 üyesi var...

Sayın Lale Yıldız,  gıda mühendisliği nedir? Ülkemizde yeteri sayıda gıda mühendisi var mı?

Gıdaların üretiminden tüketimine kadar bütün süreçlere dek mesleki bilgi ve deneyimlerini kullanan; en az maliyet ve kayıpla çözümler sağlayarak ürünlerin kaliteli, sağlığa uygun şekilde üretilmesi ve tüketilmesi için sorumluluk alan bir mühendislik dalı... İkinci öğretimler de dahil l 92 program var. Ciddi bir kontenjan fazlalığı söz konusu. Meslek odamızın itirazları var. Tahmini olarak her yıl 4 bin gıda mühendisi mezun oluyor. Bir de yeni açılan bölümlerdeki kadro eksikliği, altyapı yetersizliği de başlı başına bir sorun...  İhtiyaca göre bir planlama yok ve gıda mühendisliğinde işsizlik oranı yüksek.

İstihdam alanları nereleri?

Gıda mühendisleri hem özel sektörde, hem de kamuda iş bulabiliyor. Biz kamudaki istihdamı konusunda Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na talepte bulunuyoruz. Zira gıda işletmelerinin denetimi biz de bu bakanlığın yetkisinde. Denetimler de gıda mühendisleri aracılığıyla yapılıyor...

TÜRKİYE'DE 500 BİN, BURSA'DA 25 BİN İŞLETME

Kamuda gıda mühendisliğinin istihdamı yeterli mi?

Değil. Türkiye genelindeki gıda işletmesi 500 bin civarında. İstihdam edilen gıda mühendisleri ise bu sayıda işletmeyi denetleyecek oranda değil.  Bursa yerelinde ise üretim ve satış noktası olarak 25 bin civarında gıda işletmesi var. Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü'nün iki sıfırlı rakamları bulmayan gıda mühendisleriyle bu denetimleri periyodik olarak yapması mümkün değil... Gıdanın güvenli üretilmesi, hijyen koşullarının uygulanıp uygulanmadığı halk sağlığı açısından çok önemli

Denetim aşamasında zaruri bir işleve sahip gıda mühendislerinin üretim aşamasındaki yerleri nedir?

5996 Sayılı Gıda Kanunu gıda işletmelerinde gıda mühendisleri istihdamının önünü büyük ölçüde kapattı. Bu kanun diyor ki; ' 30 beygir gücü kapasitenin altında ya da 10 kişiden az işçi çalıştıran bir gıda işletmesinin gıda mühendisi çalıştırma zorunluluğu yok!' İşin tehlikeli kısmı şu; Türkiye'deki gıda işletmelerinin yüzde 80'i bu gruba giriyor ve gıda mühendisliği hizmeti almıyor. Gıda mühendisliğinin olmadığı bir yerde güvenli gıdadan söz etmek mümkün değil bizce. Koruyucu hekimlikte vatandaşın hasta olmaması için önceden bir takım tedbirler alınır. Aslında vatandaşın güvenli gıdaya erişimi de böyle. Kanunlar öyle düzenlenmeli ki gıda işletmelerinde güvenli gıda en kaliteli şekilde üretilmeli. Bu şekilde sağlık harcamaları da minimize edilebilir.

GIDA DANIŞMANLIĞI SİSTEMİ ÖNERİSİ

Tek bir işletmede istihdamı yerine mesela 5  küçük işletmelere yönelik müşavirlik ya da danışmanlık gibi üretim sürecine dahil olabileceği bir sistem olamaz mı? Meslek odası olarak çözüm öneriniz nedir?

 5996 Sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce sınır 30 yerine 20 beygir gücüydü ve bir gıda mühendisi 5 işletmeye hizmet verebiliyordu. Kanun çıktıktan sonra durum değişti.

Bizim Bakanlığa somut bir önerimiz var. Bir havuz oluşturulsun. Gıda işletmelerinden küçük küçük fonlar alınsın.  Biz yetkilendirilmiş gıda danışmanlığı sistemi olarak tanımlıyoruz. Gıda Mühendisleri Odası olarak istihdamı zorunlu personel olarak çalışan gıda mühendislerinin ücretlerinin bakanlık kontrolünde tek bir havuzdan karşılanarak mühendisin bağımsız çalışmasının sağlanmasını istiyoruz...  Böylece gıda güvenliği adına denetim yapabilmelerinin de yolu açılacak

Gıdanın sektörel konumu nedir?

Gıda aslında lokomotif sektörlerdendir. Türkiye'nin geleceği gıda ve tarımda. Biz bu konuda doğru gıda ve tarım politikalarıyla ülkemizin bu yönünü güçlendirmeli ve bu konuda dünya ile rekabet eder hale gelmeliyiz. Bursa'da da böyle. Bursa'da sanayi denince hep otomotiv, tekstil akla gelir. Ama gıdanın da başkentidir.  Ülkemizdeki gıda sanayinin yüzde 60'ı Güney Marmara'da yer alıyor.

Bir de taklit ve tağşiş ürünler var. Bakanlık arada denetim sonuçlarına göre böyle üretici firmaları ve ürünleri teşhir ediyor. Bu konuda ne diyeceksiniz?

İki tip ceza sistemi var, para cezası 14 bin 649 lira... Eğer ürünün içinde ilaç etken maddesi, toksik özellikte madde varsa ilaveten Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunuluyor. Mallara el konuyor. Öte yandan tağşişe tevessül eden firmaların haksız kazancı o kadar büyük ki, ödenen ceza kazancın yanında hiçbir şey ifade etmiyor ve bu yüzden yapmaya devam ediyorlar. Para cezasıyla bunun önüne geçmek mümkün değil. Para cezası yerine ticaretten men edilmesi gerekiyor. İşte bundan çekinip yapmayabilirler.  O kadar çok gıda işletmesi var ki, eldeki az denetmenle rastlayabildikleri bunlar.

Peki tüketiciler sorunlu bir gıda ürünüyle karşılaştıklarında tüketiciler ne yapabilir.

 Her birimiz tüketici olarak dikkatli olmak zorundayız.  Gördüğümüz her türlü gıda uygunsuzluğunu ALO 174 hattına bildirebilirler. Ben denedim. Şikayet alınıyor. Firma denetleniyor. Gerekirse cezai müeyyide uygulanıyor. 15 gün içerisinde de size dönüş yapılarak bilgi veriliyor...

Doğru bilinen yanlışlar

GDO Bursa Şubesi Başkanı Lale Yıldız gıda konusunda son yıllarda ciddi bir bilgi kirliliği olduğuna dikkat çekti. Pastörize süt ve yoğurt konusunu örnekleyen Yıldız, doğru bilinen yanlışlar yüzünden halk sağlığının olumsuz etkilendiğini belirtti.

Gıda konusunda her gün birileri bir şey açıklıyor, ne yiyeceğimizi şaşırdık?  Mesela açık süt ve UHT süt, pastörize yoğurtlarda olduğu gibi! Bu konuda ne diyeceksiniz?

Bakın... Gıdada müthiş bir bilgi kirliliği var. Görsel, yazılı ve sosyal medyada gıda konusunda uzmanlığı ve yetkisi olmayan kişilerin bilimsel temele dayanmayan, tüketicilerde kafa karışıklığı yaratan, doğru ve güvenli gıdaya ulaşmaktan alıkoyan açıklamalar var... Tüm bunlar bilgi kirliliğine neden oluyor. Medyanın bu açıklamaları araştırarak, mesleki ve bilimsel kaynaklara danışarak doğrulatarak yer vermesi sorumlu habercilik anlayışının gereğidir.

Mesela bazen pastörize süt zararlıdır, kanser yapar gibi değerlendirmeler oluyor. İşin teknolojisine girince işte orada sıkıntı var.

UHT SÜTLER

Peki uzun ömürlü UHT sütler zararlı mı? Koruyucu madde var mı?

Söylenenlerin aksine pastörize ya da UHT  sütler hiçbir şekilde sağlığa zararlı değildir. Çünkü içlerinde hiçbir katkı ya da koruyucu madde yoktur...

Bu sütlerin raf ömrünün uzun olması yüksek teknolojiyle son derece hijyenik koşullarda uygulanan ısıl işlemden kaynaklanır.  Isıl işlemle sütün bozulmasına ve sağlığa etki edebilecek zararlı organizmalar yok edilirken, sağlığa yararlı mikroorganizmalar korunur... Bütün bu üretim süreci saniyeler içerisinde çok hızlı gerçekleşip çok korunaklı ambalajlar içerisinde saklandığından uygun saklama koşulları sağlandığı sürece raf ömrü boyunca yani son kullanma tarihine kadar saklanabilir. Ancak kutu sütler ambalajı açıldıktan sonra 4 derecede yani buzdolabında saklanmalı ve iki günde tüketilmeli.

Açık sütü niye önermiyorsunuz?

Sorun şu: Sütün elde edildiği hayvanın hangi yem ile beslendiğini bilmiyorsunuz. Toksik özellikli yem de olabilir. Bu hayvan hastalandığında ne kadar antibiyotik verildiğini bilmiyoruz. Gerek toksik unsurlar gerekse antibiyotik süte geçiyor. Sağım koşullarını bilmiyoruz. Sağan kişinin el sağlığı hayvandan gelecek bulaşıcılar, havadan gelen mikroorganizmalar, kabın temizliği gibi riskler de var.  Sanayi  ise sütü alırken üreticiden kendi tanklarına topluyor. Soğuk zinciri kırmadan fabrikaya getiriyor. Fabrikada her türlü testten geçiriyor. Antibiyotikli, ya da hastalık riski taşıyan sütü üretiminde kullanmıyor.

PASTÖRİZE YOĞURTLAR

Peki, pastörize yoğurtlar da katkısız mı? Buzdolabında 20 gün 1 ay bekletiyorsunuz, yeşeriyor yani küfleniyor. Ama ekşimiyor. Tadı aynı kalıyor...

Pastörize yoğurtlar da katkısızdır. Sütte laktoz denen şeker var. Öte yandan sütten yoğurt yapmaya yarayan iki bakteri var. Bu iki bakteri sütteki laktoz şekeriyle bir araya gelince laktik aside dönüşüyor.  Bu bakteriler aynı zamanda süte ekşilik de veriyor.. Biyoteknoloji alanındaki gelişmeler gıda alanındaki çalışmalarla bu bakterilerin yoğurdu ekşitme süresi uzatıldı. Yoğurdun ekşimemesinin nedeni kullanılan katkı maddesi değil sütten yoğurt yapan bakterilerin ırkıdır. Hazır yoğurtlarda süt ve yoğurt kültürü dışında hiçbir koruyucu katkı maddesi kullanılmaz. Süte uygulanan ısıl işlem ve eklenen yoğurt kültürüyle sağlıklı yoğurt üretilir, ambalaja konur ve uygun raf ömrü verilir.

 Şöyle de diyebiliriz. İleri teknoloji kullanan ve gıda mühendisi eşliğinde üretilen bildiğiniz markalı ürünlere güvenin...