Hayata dair bir çeşitleme; değişen iklim

H. Gül KOLAYLI 20 Haziran 2017 Salı, 12:55

Artık iklim değişikliği gözle görünür, neredeyse elle tutulur bir hale geldi...

Yağmuruyla bilinen nisan ayında doğru dürüst yağmur yağmadı...

Oysa meyve ve sebze için nisan yağmurları elzemdi...

Mayıs ayında bir hafta Antalya'daydım... Yaz sıcağını yaşadım, bunaldım sıcaktan...

Şimdi ise haziran ayındayız... Ve yağmur, fırtına... Hava da hissedilir şekilde soğuk...

Akşamdan beri yutkunduğumda boğazım acıyor... Olmayan bademciklerim şişti!

Bir sıcak, bir soğuk havalara insan bedeni uyum sağlayamıyor...

Tıpkı dünya gezegeninin insan denen canlının kendine yapıp ettiklerine uyum sağlayamaması gibi...

Gezegenin canına okuduk... Bunun da bir bedeli var...

Bilim insanları 200 bin yıl önce Doğu Afrika'dan tek bir noktadan yayıldığını düşünüyordu...

Ancak yeni araştırmalar, Afrika kıtasında farklı yerlerde bulunan homosapiens (modern insan) fosilleri ilk insanların yeryüzünde ortaya çıkış tarihlerini yüz bin yıl öncesine götürüyor...

Ve eş zamanlı olarak farklı yerlerde ortaya çıktıklarını ortaya koyuyor... Araştırmayı yürüten ise Almanya'daki bir antropoloj enstitüsünden Prof. Jean-Jacques Hublin, bu keşfin insanlığın ortaya çıkışına dair ders kitaplarının baştan yazılmasına yol açacağını söylüyor...

Araştırmada yer alan Londra Doğal Tarih Müzesi'nden Prof. Chris Stringer de aynı fikirde...

Yani... 300 bin yıl önceki homosapiens ataların başlattığı yolculuk 21. yüzyılda dünyayı yok etmeye doğru gidiyor...

Haa... Bizde bu tür keşifler bundan sonra yapılabilir mi? Mümkünatı yok!

Zira bu alandaki bilim yok hükmünde... Üniversiteler de dahil olmak üzere ders olmaktan çıktı...

Üniversitelerdeki üstün beyinler ve genetik bilimi keşiflerini ancak yurt dışında yapabilecekler. Tıpkı Nobel ödüllü Aziz Sancar gibi!

Haa... O gelişmiş ülkeler bilimi üretiyorlar da ne oluyor? Zira dünyayı en çok kirleten onların yaşadıkları, bilimlerini ürettikleri ülkeler!

Önce kutuplardaki buzulların eriyişlerini gözlem altına aldılar...

Ardından atmosfer gazlarındaki değişikliği...

Ve dünyada yaşamın duraksamaya girdiği büyük yok oluş dönemlerini de incelediler...

Dünya kamuoyuna duyurmak için büyük bir çaba içerisine girdiler...

Bugün çevre için verilen mücadelenin evrensel olması işte bu yüzdendir...

Kimi bilim insanları ortaya koydukları verilerle ülkesinin yöneticilerini ikna ettiler... Ve başta Kyoto protokolü olmak üzere sera gazlarının salımını kısıtlayan küresel anlaşmaların yapılmasına vesile oldular!

Ve en büyük kirletici ülkelerden birinin ABD'nin Başkanı Trump gibi, bir yol kazası antlaşmayı çöpe kaldırarak insanlığın geleceğini de riske attı...

Bilim insanları son elli yıldır küresel ısınma ve iklim değişikliğinde insan katkısını ispat etti.

1750 yılından bu yana atmosferdeki karbonmonoksit oranı yüzde 142 arttı!

Atmosferdeki karbonmonoksit oranının son 800 bin yılın en yüksek seviyesinde olduğu söyleniyor.

Bunun en büyük nedeni ise dünyanın kullandığı enerjinin yüzde 80'inin petrol kaynaklı olması!

Her yıl atmosfere gönderilen karbonmonoksit gazının miktarının 30 milyar ton olması dehşet verici!..

Küresel ısınma nedeniyle 20 yüzyılda denizlerdeki su seviyesi 10 ile 20 santim artarken, bu artışın 2100'de 88 santim olması bekleniyor...

Bu durumda Bangladeş gibi ülkeler su altında kalacak...

Başkaca bilim insanları ise kutuplardaki buzullardan eriyip okyanuslara karışan yeni bakteri ve virüslerin salgın hastalıklara yol açacağını öngörüyor...

Son yirmi yılda 30 yeni hastalık ortaya çıkmış!

Kutuplardaki buzulların yüzde 15'i erimiş; bilim insanları, bu gidişle 2040 yılında Kuzey Kutbu'nda buzun olmadığı bir kışın yaşanacağı uyarısında bulunuyor...

"Erirse erisin bize ne denebilir?" Eriyen buzlar okyanuslardaki su seviyesini artırıyor. Fırtına, ani yağış, sel felaketleri, su baskınları...

İklimdeki değişiklik tüm dünyayı etkiliyor... Önümüzdeki birkaç on yıl içinde temiz su kaynaklarına, temiz gıdaya erişim küresel bir soruna dönüşecek...

Biz ne yapıyoruz?
Sağlıklı tohumlarımızı GDO'lu ya da kendini üretmeyen tohumlara çeviriyor, onlarla topraklarımızı zehirliyoruz. Yer altı sularımızı kirletiyoruz. Şehirlerin göbeğine termik santraller yapmaya kalkıyoruz.

Verimli tarım alanlarını sanayiye çeviriyoruz. Meralara, zeytinliklere sanayi kurmayı planlıyoruz. Yani toprağı, havayı, suyu kirletmek hatta yok etmek için yapılacak her şeyi yapıyoruz...

İtiraz edenleri de "İstemezükçü"; "Sanayi, gelişim düşmanı" ilan ediyoruz!

Ne yazık ki, olan biten, o istemezükçüleri şimdiden haklı çıkarmaya başladı bile...

Birkaç on yıla herkes hak verecek de iş işten çoktan geçmiş olacak.

Çocuklarımıza, torunlarımıza yaşanmaz bir dünya bırakacağız.

Benim vicdanım çok rahat!  Zira bu gidişata hep "hayır" dedim. Çevre çevre deyip de çevreyi yok edenlere sormak lazım:  Ya sizinki!

Paranız, pulunuz da olsa, yaşayacağınız başka bir dünya yok! ABD Mars'ı kolonileştirmek için uğraşıyor da sizlere oradan yer düşmez!

 

 

 

GÖRÜKLE'DE NEZİH BİR MEKAN: MAHAL

Yıllardır siyasi kimliği ile tanıdığım Şahin Gencal daha doğrusu Gencal ailesi Görükle'de Dumlupınar Mahallesi'nde çok hoş bir tesisi faaliyete  geçirdi...

Adı da çok hoş; Mahal...

Kafeteryası, lokantası, özgün mutfağı, çay kahve içip tavla ya da okey oynayabileceğiniz salonu, kütüphanesi, dinlenme salonlarıyla kompleks bir yer...

İç açan, ferah, her bir ayrıntının düşünüldüğü bir dekorasyona sahip...

Duvarlara asılı fotoğraflar, grafik çalışmaları oldukça dikkat çekici...

Bazılarında ise özlü sözler, şiirlerden alıntılar var...

Geçen gün Güler Buğday, Fatma Belgin Gökçe, Abdullah Özer, eşi Nazlıcan Özer ve kızı ile birlikte gittik...

Bizi Şahin Gencal'ın eşi Hatice Gencal ile Mahal'in işletmecisi Mehmet Gencal ve eşi Elif Gencal karşıladı...

Mahal'in mutfağı oldukça özel; Meksika, İtalya ve İspanya mutfaklarından çeşitler de yer alıyor...

Ama siz Türk mutfağından seçim yapmak isterseniz mesela kavurma gibi o da var...

Tatlılar muhteşem görünüyordu... Ama benim meşum diyetten dolayı tadına bakmadım...

Mahal, Görükle'de farklı, özgün bir yer olmuş...

Çok da tanıdık yüze rastladık...

Şimdiden tanışların buluşma noktasına dönüşmüş... Bereketi bol ve daim olsun...