Hayata dair bir çeşitleme; ‘Ne oldu bize?’

H. Gül KOLAYLI 23 Eylül 2017 Cumartesi, 08:44

Bize ne oldu böyle? Son zamanlarda bu soruyla o kadar çok fazla karşılaşıyorum ki!

Hizmet sektöründe çalışan bir arkadaşım geçenlerde adeta feryat ederek şunları söyledi:

"Gül, bu insanlara ne oldu böyle? Herkes bir tuhaflaştı. Yıllardır bu işi yaparım. Üniversite mezunu, kariyer sahibi insanlar bile anormalleşti. Herkeste bir öfke, söyleneni anlamama hali. Trafikte herkes canavar! İnsanlar bu kadar değildi. Ne oldu bunlara?"

Hatta "İnsanlar ne yiyor içiyor da ben yiyip içmiyorum" diye kafa yormaya başladı.

Kuaför de soruyor aynı soruyu, bakkal, taksi şoförü, esnaf, pazarcı, memur, öğretmen de!

Geçen sabah televizyonu açtım.

Kendisine çarpan çocuğu kovalayıp tekme tokat döven, havaya kaldırıp yere çarpan ve çocuk bayıldıktan sonra da hiçbir şey olmamış gibi yürüyüp giden adamı izledim...

Yolda yatan köpeğe durduk yere tekme atanları!

Çok seyredilen sabah programının sunucusu da aynı şeyi soruyordu?

"Bu insanlara ne oldu böyle? Neden bu kadar öfkeliler? Niye böyle çıldırmış gibiler? Bir şeyler yapılmalı" diye
Toplumdaki şiddet eğilimi, kontrolsüz öfke artık elle tutulur hale gelmeye başladı!..

 

KÜÇÜKLERİ SEVMEK, BÜYÜKLERİ SAYMAK!

Hani bir andımız vardı, çocukken her sabah sınıfta derdik ya, "küçüklerimizi sevmek, büyüklerimizi saymak" diye.

Ne küçükler seviliyor. Ne de büyükler sayılıyor!..

Bizim kuşak sokakta oynayarak büyüdü. Çıkmaz sokağımızda yirminin üzerinde çocuktuk. Hiç kimse küçük çocukları dövmezdi. Kavga olursa da akranlar arasında olurdu. Genelde de erkek çocuklar kavga ederdi. Büyüklere de saygı gösterirdik.

Torunum henüz 6 yaşında, kız çocuğu! Sitede oturan ailelerden birinin 10 yaşında erkek çocuğu durduk yere elindeki kocaman tahta ile dövmüş. Canı katıdır, kolay kolay ağlamaz!   Katıla katıla ağlamış, Allah'tan çevik bir çocuk, can havliyle ağacın en tepesine tırmanıp kendini kurtarmış! Ne bu böyle?

Birkaç gün önce İncirli'de bir Suriyeli çocuğu, onu döven en az 2, 3 yaş büyük dört çocuğun elinden aldım.

Çocuk çok az Türkçe biliyordu. Aldım, bir Suriyelinin çalıştırdığı dükkâna götürdüm! Evini tarif etti. Evine kadar bıraktım. Bıraksam yine dövecekler, arkamdan gözetleyip duruyordu veletler. "Neden dövüyorsunuz?"diye sordum. Elindeki şekerleri almak istemişler, o da vermemiş!

Yani 8, 9 yaşındaki çocuklar 6 yaşındakini haraca kesiyorlar! Büyüdüklerinde nasıl biri olacaklarını kestirmek zor değil!

 

ERKEK VE KADIN ŞİDDETİ BİRBİRİNE KARIŞTI!

Hemşirelik çok insani, kutsal bir meslek diyebiliriz... Bir bakıyorsunuz, yoğun bakımda yatan hastanın ağzına sigara koyup videoya çekiyorlar.   

Aklınızı mı yitirdiniz? Vicdanınızı mı? Mesleki etiğiniz ne oldu? Bu da bir şiddettir! Üstelik de hasta bir gün sonra ölmüş!

Sağlıkta şiddete sonuna kadar karşıyım! Doktora, hemşireye, sağlık çalışanlarına; hasta ve hasta yakınları tarafından uygulanan şiddet kabul edilemez. Hep de kınıyoruz.

Ama bu da hemşirelerin, savunmasız yaşlı hastaya uyguladıkları gayri insani bir şiddettir ve bunun da kınanması gerekiyor!

Gazetelerde hep birlikte okuyoruz...

Bursa'da 52 yaşındaki Nurettin A., 35 yaşındaki eşi İsmanperi'yi öldürmüş... Üstelik de karnında 8 aylık bebekle! Haberde kadının ilk eşinden olma çocuğuyla ilgili tartışma çıktığını, kadının adamı bıçakla bacağından yaraladığı ve adamın da "cinnet getirerek" eşini defalarca bıçakladığı yer alıyor...

Cinnet!.. Bir delilik halidir! Akıl hastalığıdır! Katile masumiyet yükleyen klişe bir ifadedir.  Mesele denetlenemeyen öfke ve erkek şiddetidir.

Ne yazık ki İhsan Dikmen İlkokulu öğretmenine uygulanan ise bir kadın şiddetidir. 

Okul Merkez'deki eski Bursa mahallelerinden olan Namazgâh'ta. Kadın, 4. sınıf öğrencisi olan oğlunun okula gitmek istemeyişi nedeniyle sınıfta öğretmen Tolga Taştan ile kavga ediyor, önce ayağından bıçaklıyor, yerde sürünerek kaçmaya çalışırken de sırtından!

Akla zarar! Eğer bir sorunun varsa müdüre, il milli eğitim müdürüne ya da savcılığa gidersin! Öğretmeni öldürmeye çalışmak da neyin nesi?

Nasıl bir kontrolsüz öfke bu böyle?

Bu soruların cevabını verecek olanlar toplum bilimcileri ile psikiyatrist ve psikologlar olmalı.

Bilimciler de bilimlerini artık toplumla paylaşmaktan imtina eder oldular.

 

KOMPLO TEORİLERİ

"Ne oldu insanlara böyle?" sorusuna bazıları Haarp teknolojisi ve Chemtrails uygulamalarını örnek gösteriyor. Bazılarınca komplo teorisi olarak tanımlanıyor.

Bazı uzmanlar Haarp elektromanyetik teknoloji ile insan beyninin kontrol altına alınabileceğini savunuyor...

Sosyal medyada Chemtrails hesabında denk geldim...

En özet haliyle uçakların spreylediği nano parçacıklarla oluşturulan bulutlarda insanlığı zehirleyen brom, alüminyum, kadminyum, baryum, civa gibi ağır metallerin olduğunu, insanların ve toprağın zehirlendiğini iddia ediyorlar.

Ayrıca iddialar arasında Haarp teknolojisinin de bu uygulamada kullanıldığı yer alıyor. Yurt dışında bu konuda ciddi bir mücadele içerisinde olan gruplar ve bilim insanları var.
İlgilenenler sosyal medya sayfası ile "geokomplo" sitesine bakıp inceleyebilirler, yine internette "Gıda Güvenliği Hareketi"nde  ( http://www.gidahareketi.org) Levent Kartal'ın yazdığı makaleyi okuyabilirler.

Levent Kartal yazısının girişinde diyor ki:

"Alzaymıra neden olan, toprağı ve ağaçları kurutan alüminyum, nano-parçacıklar, genetik mühendisliği ürünü patojenler, aşısı üretilmiş virüsler... Üstünüzden geçen uçağa dikkat edin!.."

Yine pek çok kaynakta yediğimiz içtiğimiz gıdaların bizi bozduğu yer alıyor.

Mesela suya, sabuna, çorbaya (hazırlarına), gazlı içeceklere ve de diş macunlarına konan florür maddesi...

Zeka gelişimini etkilediği yani eblekleştirdiği, kısırlık, hipotroit ve bağışıklık sisteminin çökmesine yol açtığı, Danimarka, Japonya, Finlandiya, İsveç, Çin gibi ülkelerde sularda kullanımının yasaklandığı öne sürülüyor...

Bir de gıdalarda GDO'lar, tarım ilaçları, katkı maddeleri gibi onlarca risk faktörü var.

Yani her ne kadar komplo teorisi denilse de bu mevzular dünyada ve Türkiye'de tartışılan konular arasında yer alıyor...
Gıdalar mı, Haarp mı, Chemtrails mi, toplumsal stres mi? Hangisi bilemedim.  Ama bir şeyler bizi bozuyor o kesin!..