Hayata dair çeşitleme: Bir Çiftlik Bank anısı

H. Gül KOLAYLI 17 Mart 2018 Cumartesi, 06:00

Geçen sene bu zamanlardı. Uzaktan akrabalık da var, ısrarla davet edildim. 'Kırmayayım, yarım saat uğrar çıkarım' dedim...

Bizim kuşak bilir, hani çelik tencereler yeni çıkmıştı, insanlar evlerde çelik tencere tanıtım ve satış toplantıları yapardı...  

Zamanla şekil değiştirdi. Son yıllarda yerini kozmetik, kişisel ve genel temizlik malzemeleri ile gıda takviyeleri gibi çeşitli ürünlerin pazarlandığı toplantılara bıraktı...

Son yıllarda bu tür pazarlama işlerinde sanal âlem öne çıktı...

Neyse... Konumuza dönecek olursak...

Çeşitli yaş gruplarında, bir kısmı emekli olan 12 kadınla buluştuk...

Davet eden ev sahibi ikramını yaptı ve heyecanla anlatmaya başladı...

Çiftlik Bank'tı anlattığı...
Çok para kazandırıyordu. Hepimizin iyiliğini düşünmüştü, bizim de kazanmamızı istemişti, onun için çağırmıştı...

Aval aval dinledim önce...

O anlatıp duruyordu; "Aslında paranla inek satın alıyorsun. Sana her ay düzenli ödeme yapılıyor. Koyduğun paranın çok daha fazlasını kazanıyorsun. 20 bin lira yatırdın, her ay 5 bin lira para ödüyorlar..."

Çaktırmadan telefonumdan internete girdim... Pek çok gazetede haberi yer almış, ancak bazı gazetelerde hiç yok!

Hızlıca Çiftlik Bank'ın web sayfasına giriş yaptım... KKTC'de kuruluydu... Mehmet Aydın'dı sahibi. Tüm işlemlerde Mehmet Aydın'ın adı vardı. Kişinin fotoğraflarına baktım... Hiç bu kadar büyük bir organizasyonun altından kalkacak bir tip yoktu. Arkasında, hani üst akıl filan deniyor ya öyle biri olmalı diye düşündüm...

Bildiğimiz saadet zinciriydi...

Ev sahibi döndü bana; bir güzel fırça attı:

"Gül abla, ben burada ne kadar önemli bir şey anlatıyorum. Sen telefonla oynayıp duruyorsun. Bak kızıyorum ama!"

Aldı elimden telefonu, masaya koydu...

Anlatmaya devam etti; "Biz kredi çektik, eşimle birlikte. Yatırdık. Tıkır tıkır paraları alıyoruz. Araba aldık. Daire alacağız Nilüfer'de..."

Anlattıkça coşuyordu; bütün sülalesini de katmıştı işin içine! Eyvah ki eyvahtı! Sıra oradaki uzak hısım ve ahbaplara gelmişti.

Çok da iyi hazırlanmış; flaş diski taktı yeni aldığını söylediği büyük ekranlı akıllı televizyona...

Gazete haberleri akmaya başladı.

Öylesine bir inanmışlıkla, kendinden geçmişçesine ballandıra ballandıra anlatıyordu ki dinleyenlerin neredeyse çoğunu etkiledi!..

Kadınlar "Paramız yok!" dedi; önerisi hazırdı; "Kredi çekersiniz! Biz de öyle yaptık!"
Bir kişi itiraz etti:

"Bu tefecilik. Sen parayı veriyorsun, o çalıştırıyor. Çok günah!" diye...

Yanıt hazırdı; "Asla! Biz hayvan satın alıyoruz. Bizim yerimize hayvanlarımıza bakılıyor, ürünleri satılıyor..."

Dedim ki: "Türkiye'de büyükbaş hayvan ithal ediliyor. Üretici üretmiyor. Zira yem pahalı! Büyükbaş hayvanlar pahalı. Üretim için ön yatırım gerekiyor. Bunlar çok maliyet getirir. Eğer hayvancılık 20 bin lira koyup da ayda 5 bin lira getirisi olan bir iş olsaydı, memlekette herkes bu işi yapardı!"
Hemen itiraz etti... Yok öyle değildi. Batmış olan hayvancılık ayağa kaldırılıyordu, ülke ekonomisi kalkınacaktı. Milyarlarca dolar döviz dışarı gitmeyecekti...

 "Yanlışın var, bu sistem başka. Ben yalan mı söylüyorum. Paramızı alıyoruz!" dedi...

Çok belliydi, müthiş bir hırsa kapılmıştı, yeni üyeler yaparak daha çok kazanmak istiyordu. Gözünü Çiftlik Bank bürümüştü. Dersini iyi çalışmıştı.

Ufak bir sorun vardı, aldıkları paranın çoğunu yeniden sisteme yatırmışlardı, daha çok kazanmak için!

Sonra döndü bana;

"Gül abla, sen gazetecisin yaz bunu köşende. İnsanlar da öğrensin, faydalansınlar. Sen de katıl. Sen katılırsan insanlara örnek olursun. Bak kirada oturuyorsun. Bir evin olur fena mı? Herkes para yatırıyor " dedi.

Zurnanın zırt dediği yer tam da burasıydı işte, patladım; "Benim salağa benzer bir halim var mı?"

Ardından kavga koptu; "Ben mi salağım yani!" Kocası da evdeymiş! O da katıldı tartışmaya...

"Bu sistem patlar. Kendi paranız gidecek, bari insanların vebalini almayın!' dedim...

Kadınları uyardım:

"Aman ha, sakın ha! Bu saadet zinciridir. Mümkünatı yok sürmez. Bir yıla kalmaz patlar. Adam paraları alır kaçar. Paranız gider, kredi çektiyseniz de çatır çatır ödersiniz bankaya, Yapmayın! Bu işin sonu yok... Sakın ha uymayın bunların akıllarına!"

Üstüne üstlük yalvardım; "Allah aşkınıza yapmayın. Hepiniz dar gelirlisiniz, yapmayın, perişan olursunuz!" diye...

Ev sahibi ve kocası "Seni Çiftlik Bank'a iftiradan mahkemeye vereceğiz!" derken, araya diğer kadınlar girdi. Fırladım, gittim...

Bekledim mahkemeye vermelerini. Tacizciler, tecavüzcüler, insan bıçaklayanlar, ölümle tehdit edenler ellerini kollarını sallaya sallaya geziyorlardı.

Çiftlik Bank'a hakaretten ceza alabilirdim. Zira saadet zinciri olduğu o kadar belli olmasına karşın işlem yapılmıyordu. Adam sistemi kurmuş, milletten rahat rahat para topluyordu...

Hiç de kafaya takmadım; "Nasıl olsa bir yıla kalmaz patlardı, ortada Çiftlik Bank filan kalmazdı. Zira sistemin döndürülmesi mümkün değildi... Saadet zinciriydi işte!"

Dava etmediler. Zira kadınların hiçbiri benim aleyhimde şâhitliği kabul etmemiş...

Bir daha da görüşmedim...

Üç gün önce arayıp helallik isteyene kadar! Telefonda adını görünce anlamıştım günah çıkartacaklarını!..

Kızgındım, bana tavırlarından değil! Sonuçta ben de 'salak' demiştim onlara, ama sadece kendi canlarını yakmamışlardı, başkalarını da sürüklemişlerdi, onların da vebali üstündeydi.

Ne yazık ki o gün benden sonra iki kadını ikna etmişler. Onlar da kendi yakınlarındaki insanları...

Yana yakıla arıyorlar; "Ne yapacağız?" diye... 

Hiç sevmediğim bir ifadedir, "Ben demiştim!" Ne bana söylensin, ne de ben söyleyeyim; olan olmuş zaten!

Ama dedim; "Ben demiştim size! Dinlemediniz... Şimdi bir bardak su için..."

Ah yurdum insanları! Ne diyeyim ki!..

Bizim Suare'den Yusuf Sabahyıldızı'nın yanında bulaşıkçılık yapmış, arabesk rap şarkılar söylemiş, ne olduğu yüzünden okunan toramanın peşine takılıp milyonlarca parayı kaptırmışlar...
Kısa yoldan köşeyi dönme, zahmetsiz sınıf atlama telaşı ağır basınca, tüketim toplumunun yoksulları böylesi bir illüzyona kapılıp gidiyor; gözü açık rüya görüyor işte... 
Yasal yollardan zahmetsiz, öyle deve yüküyle filan para kazanma şansı yok.

Esas mesele bu!..