Hayata dair çeşitleme; kadınlara "gülümsediler" tepkisi!

H. Gül KOLAYLI 30 Nisan 2019 Salı, 06:00

Bir önceki yazımda Bursa Kadın Platformu'nun 5 yaşındaki çocuğa saldırıyı protesto etmek amacıyla Atatürk Anıtı önünde düzenlenen toplantıyı yazmıştım...

Etkinlikten ayrılırken adını hatırlayamadığım ama beni tanıyan bir erkek katılımcı yoldan çevirerek "Kadınların gülerek fotoğraf çektirmesine ne diyeceksiniz?"sözleriyle demediğini bırakmadı...

Sonradan sosyal medyadaki paylaşımlara baktım; hakikaten de bazı fotoğraflarda kadınlar gülümsüyordu. Öyle kahkaha atmaktan çıldırmış bir halleri yoktu.

 Sonra düşündüm... Etkinlikte kadın, erkek uzun süredir görmediğim tanıdıklarla karşılaştım; hatta yakın sürede görüştüklerimle de...

 El sıkışırken hatırladım; hepsinde ister istemez bir refleks olarak birbirimize elimizi uzatırken ya da sarılırken gülümsedik...  Yani ben de gülümsedim...

HIRLAYARAK MI EL SIKIŞACAKTIK?

Biri fotoğrafımı çekse demek ki ben de gülümseyerek görünecektim fotoğrafta. Peki ne yapacaktım; uzun süreden beri görmediğim insanlar bana kızgın, öfkeli, ağlayarak mı el uzatacaktı? Ben onlara hırlayarak tıslayarak mı el uzatacaktım?

Gülümsemek karşılıklı iletişimin temelidir. Gülmek, gülümsemek her halükârda acıya karşı insan beyninde endorfin üretimini tetikleyen bir insani eylemdir...

Haa... Bu tür etkinliklerde "Ha ha ha haaay" diye kahkahalar atmak; gülmekten yere yatmak, akıl sağlığı açısından normal bir hal değildir. Belli ki aklından bir zoru vardır...
Tıpkı donuk, ifadesiz, insani duyguların hiç yansımadığı sosyopat suratını taşımak; sürekli etrafa nefret, öfke ve kinle kaşları çatık bir bakmak veya hüngürdeyerek ağlayıp kendini yerden yere atmak, zılgıt çekmek gibi!

Gülümsemek en insani, insanı iyileştiren, acıya, strese karşı dayanıklı kılan ve insanlar arasındaki ilişkiyi güzelleştiren bir haldir. Gülümseme zabıtalarına duyurulur!..

CENAZEDE SOSYAL MEDYA CİNNETİ

Kabul edemediğim hallere gelince...

Bizin töremizde cenaze evinde kahkaha atılmaz. Hatta eskiden televizyon bile açılmazdı evlerde. Şimdi apartmanlarda kim kime dum duma! Ölen komşudan aylar sonra haberi olanlar var...

Sosyal medyada tezahür eden toplu cinnet ve zafiyet dediğim hal ise cenazelerde tabutun önünde ağzı kulaklarına vararak (olan tüm dişlerini göstererek) yapılan öz çekimler ya da yine tabut önünde çekilen aynı minvaldeki sırıtık diğer fotoğraflardır...

Bu da olmaz... Yapmayın!

CİNSEL İSTİSMAR DEDİKLERİ TECAVÜZDÜR!

Bakmayın siz televizyonlarda, gazetelerde tecavüz olaylarının cinsel istismar adın altında haberleştirilmesine... Tecavüzü hafifletmek, infiali azaltmak adına kullanılan hukuki bir terimdir. İstismar tecavüzün karşılığı değildir. Tecavüz tecavüzdür!

Ve yine karşı olduğum bir konu da tecavüzün tüm ayrıntılarıyla anlatılmasıdır; bu pornografik anlatım, bu sosyopat, psikopat pedofilileri tahrik eden bir dildir. Basında böyle bir anlatım yoktu, ama sosyal medyada en ayrıntılı anlatımlar yer aldı.

Belki olayın dehşetini anlatmak adına bu yapıldı, ama yanlış! Sayfanızda bu anlatımdan tahrik olacak bir pedofili, insanlara eziyet çektirmekten zevk duyan sadomazoşist sapık olmadığını nereden biliyorsunuz? Sayfanızda olmasa bile herkese açık paylaşımlarınızı arkadaşlığı kabul etmediğinizde takipçiniz durumuna düşen herkes görüyor...

 İnsanların alnında (ya da fotoğraflarında)'ben sapığım yazmıyor ki!'

 İstanbul metrosundaki sapık gibi sayfalarında taciz ve tecavüze küfreden kişiler bile çıkabiliyor.( Etik takıldıklarından değil sahada rakip istemediklerinden meydan kendilerine kalsın diye öyle yazıyorlardır.)

CEZASIZLIK CESARETLENDİRİYOR!
Türkiye'de kadına, çocuklara yönelik saldırıların durdurulmasının ilk adımı toplumsal cinsiyet ayrımcılığına son verilmesi, kadını, çocuğu cinsel obje olarak gören eril dile yaptırım uygulanmasından geçiyor. Bir de "benim sapığım iyidir" demeden tüm saldırganların ağır şekilde cezalandırılması şart! İstanbul'da 7 yaşındaki kıza saldıran sapığın daha önce benzeri olaydan 1 sabıkası ve benzeri 2 olayı varmış.

9 YAŞINDAKİ KIZIN YÜREĞİNE İNDİREN SAPIK

Çok acı olaylardan birisi de 2 yıl önce yaşanmıştı... Tecavüze uğrayan 9 yaşındaki kız çocuğu, tecavüzcüsü serbest bırakılınca yaşadığı korku, acı, üzüntü ve strese minicik yüreği dayanamamış, durmuş ve kalp krizinden ölmüştü... Yine çok üzgünüm bir o kadar da kızgınım. Zira aynı sapık "Nasıl olsa hapse girmiyorum' düşüncesiyle önceki tecavüzündeki cezasızlıktan cesaret bularak iki çocuğa saldırdı... Şimdi tutuklu...

DİLEK VE TEMENNİLERİMİ SÖYLEDİĞİMİ VARSAYIN!

Şimdi aklımdan geçen dilek ve temennileri yazsam eminim bana epeyce bir süre gün yüzü gösterilmez! Yine de en hafifinden şunu sormak istiyorum; o sapığı toplumun içine salarak bir kız çocuğunun yüreğine indirenlerin içi rahat mı?

Kadınlara özellikle de çocuklara cinsel saldırıda bulunan sapıkların cezaevinden çıktıktan sonra da mutlaka gelişmiş ülkelerdeki gibi takibi, eski dille damgalanması; çalıştığı yerlerin uyarılması; oturduğu adreste takibi şart. Elbette tercihimiz cezaların ağırlaştırılması. 5 yaşındaki çocuğa tecavüz eden canavar gibilerinin gün yüzü görmemesi...

Bir de toplum sosyolog ve psikologların ülkedeki ahlâki çöküşe, tarafsız, yansız bilimsel bir şekilde kafa yormaları gerekiyor.

Her zamanki gibi idam çığlıkları da yükseliyor. İdam çözüm değil. Öyle olsaydı, idamın olduğu Hindistan'da, Pakistan'da, Mısır'da ya da Afrika ülkelerinde, idam cezasının olduğu ABD eyaletlerinde tecavüz suçlarının sıfırlanması gerekirdi. Türkiye gibi gelişmekte olan, yakın tarihinde pek çok darbenin olduğu ülkelerde idamlar siyasi bir baskı aracı olarak kullanılır.

1960 darbesiyle Menderes, Zorlu ve Polatkan'ın idamlarıyla başlayan süreç 1971, 1980 ile devam etti. Düşünün idam cezası olsaydı; yargıyı ele geçiren FETÖ'cüler Ergenegon, Balyoz ve Casusluk davalarında eski Genelkurmay Başkanı da dâhil onlarca kişiyi idam sehpasının önüne getireceklerdi. Bakın bugün Türkiye Komünist Partisi üyesi Tunceli'ne belediye başkanı olabiliyor. Kırk yıl önce olsaydı, idamla yargılanırdı!

GELİŞMİŞ ÜLKELERDE DE VAR AMA...

Gelişmişlik skalasında en önde yer alan ülkelerde bile kadın cinayetleri, çocuk taciz ve tecavüzleri oluyor. Ama sayıları çok az ve cezasızlık yok! Bir de koruma tedbirleri çok!

Suç işleyen pedofililer cezasını çektikten sonra bile sıkı takip altına alınıyor. Bizdeki sorun uygulamadan kaynaklanan cezasızlık, koruma tedbirlerinin uygulanmayışı ve takipsizlik; eğitimsizlik, cahillik, toplumsal cinsiyet ayrımcılığının giderek derinleşmesi, kadının giderek daha ötekileştirilmesidir!..