Hekim eksikliği ve atamalar

H. Gül KOLAYLI 25 Ağustos 2017 Cuma, 06:12

CHP Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil'in dün yaptığı açıklamadan öğrendik ki; ataması Ekim 2016'da gerçekleşen hekimler hâlâ göreve başlatılmamış...

İrgil'in açıklamasında şu ifadeler yer alıyor:

"Ekim 2016'da ataması gerçekleşen hekimler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na eklenen "güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olma" hükmü gereği görev başı yapabilmek için aylardır gerekli soruşturma ve araştırmanın tamamlanmasını bekliyor. Mevcut mevzuata göre devlet hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan mesleğini icra etmesi yasak olan hekimler soruşturma sürecinde özel sektörde de çalışamadıkları için iki kat mağduriyet yaşıyor.

Geçen şubat ayında, dönemin Sağlık Bakanı Recep Akdağ ciddi ihtiyaç olduğunu belirterek güvenlik soruşturması engelini aşmak için doğrudan doğruya arşiv araştırmasıyla hekimlerin işe başlatılacağına dair açıklama yapmıştı ancak bu yönde bir uygulamaya gidilmedi..."

İrgil soru önergesinde Sağlık Bakanı Ahmet Demircan'a güvenlik soruşturmalarının neden tamamlanamadığını, ne zaman tamamlanıp göreve başlatılacaklarını soruyor...

Ve eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın doktor ihtiyacı olduğu yönündeki açıklamalarına atıfta bulunuyor...

İnsanın ataması yapılıp da işbaşı yapmasını beklediği bir yakını yoksa böyle bir sorunun varlığından haberdar olmaz...

Ancak hepimiz kamu hastanelerinde hekim açığı olduğunun farkındayız...
Misal Bursa gibi Türkiye'nin dördüncü büyük ilinde gerçekten fiziki mekân olarak dört dörtlük diyebileceğimiz ilçe hastaneleri yapılıyor ama yeterince uzman hekim yok.

 

KAMU HASTANELERİNİN AHVALİ

Sağlık sorunlu bir alana dönüştü. Parası olan için bile hastalığının doğru doktorunu bulmakta zorlanıyor.
Nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan dar gelirlilerin kamu hastaneleri dışında bir sağlık kuruluşuna başvurması çok zor!

Özel sağlık kuruluşlarında muayene, tahlil, röntgen, MR ve tomografi derken, yatarak tedavi ya da ameliyat olunması gerekiyorsa işçi, memur ya da emekli bütçesini kat be kat aşan bir ücretle karşı karşıya kalıyor...

Onca özel hastaneye karşın; kamu hastanelerindeki görüntü eski SSK hastanelerine benzemeye başladı...

Özellikle de Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi...
Ağır dediğimiz hastaların çoklukta olduğu araştırma hastanelerinin, hastane enfeksiyonu sorununun diğerlerine göre daha fazla yaşandığı biliniyor...

Geçen gün bir yoğun bakım hastası yakını, eskiden yoğun bakımlarda hastanın yanına girerken giyilen tek kullanımlık malzemelerin şimdi dolaba bırakılıp başka hasta yakınları tarafından da tekrar kullanıldığını iddia etti...

Geçenlerde Araştırmacı Tıp Teknolojileri Üreticileri Derneği (ARTED) Başkanı Özgür Tomruk'un da tek kullanımlık cerrahi aletlerin kamu, üniversite ve özel hastanelerin çoğunda birden fazla kullanıldığına yönelik açıklaması vardı...

Oysa tek kullanımlık tıbbi malzemeler amacına göre üretiliyor. Sterilizasyona uygun tıbbi malzemeler de öyle...

Tıbbi malzemelerin tekrar tekrar kullanıma girmesinin bir nedeni de kimi zaman SGK'nın ödediği paranın malzeme bedelinin altında kalması...

 

DAVALAR ÇÖZÜMSÜZ

Öte yandan kimi zaman sağlık kuruluşlarında hasta ya da hasta yakınları önemli sorunlar yaşıyor ve bize aksettiriyor.

N. Y.  isimli bir hasta yaşadıklarını anlatarak hakkını nerede arayacağını sordu...

İlk aklıma gelen Kamu Denetçiliği Kurumu oldu. Oraya başvurmasını önerdim.

Sağlıkta kol, bacak kopsa, can gitse bile açılan davalar yıllarca sürüyor ve çoğunlukla da bir sonuç çıkmıyor...  

Hikâyesi şöyle:

4 Ağustos'ta ayağını kırıyor ve Tıp Fakültesi'ne gidiyor, bandaja alınıp pazartesi yani 7 Ağustos'ta gelmesini söylüyorlar. Gidiyor, bu defa da "Salı günü gel tomografi çekilecek" deniliyor. Salı günü de tomografi çektiriyor ve sonucun 23 Ağustos'ta belli olacağı o gün gelmesi gerektiği belirtiliyor.

Sonrasını ise şöyle anlatıyor:

"4 Ağustos'ta ayağımı kırdım. Tıp Fakültesi aciline gittik. Bandaja alınıp pazartesi günü gelmemiz söylendi. Gittik, 'Salı gelin, tomografi çekeceğiz' dediler. Salı gittik, tomografiyi çektirdik. '23 Ağustos'ta gelip sonuçları alın' dendi.

23 Ağustos denilince itiraz ettim. "Sistem böyle" yanıtını aldım.

 Bir milletvekilimizden yardım istedim, ona da ayağımda çatlak olduğu, önemli bir şeyim olmadığı şeklinde bir açıklama yapmışlar.

 Ağrılar dayanılmaz bir hale gelince önce bir özel hastaneye ardından da başka bir özel hastaneye gittim. Tomografi çekildi. Sonuç ayağımdaki kırık iyice ayrılmış. 'Platin takılması gerekiyor' dediler; 2 bin lira kadar bir fark ücreti ödemem gerekiyordu. Muradiye'deki Bursa Devlet Hastanesi'ne geldim. Hemen acilen yatışımı yaptılar; "Zaman kaybetmişsiniz, platin takılacak' dediler."

Hasta N. Y. 23 Ağustos tarihinde ameliyat oldu ve platin takıldı. Yani Tıp Fakültesi'nin tomografi sonuçlarını vereceği gün...

Yine de hasta açısından haline şükredilecek bir durum. En azından başka bir sağlık kuruluşu telafi etmiş. Ameliyat olabilmiş.

Öte yandan Tıp Fakültesi'nin sorunları başlı başına bir yazı konusudur; öğretim üyeleri, hekimler, hemşireler, laborantlar, taşeron işçiler gibi tüm çalışanlar gözüyle, bir de sağlık ve araştırma hizmetlerini yetersizleştiren mali olanaksızlık ile öğrenciler açısından...
Temennimiz kamu hastanelerinin, tıp fakültelerinin fiziki mekân, hekim sayısı açısından güçlendirilmesidir.
Zira vatandaşların çoğunun sağlık hizmetine erişebileceği yegâne adres kamu hastaneleridir.