Kılıçdaroğlu’na suikast

H. Gül KOLAYLI 26 Ağustos 2016 Cuma, 07:00

Dün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki konvoya Artvin'in Yanıklı mevkisinde PKK saldırdı...
Aslında  FETÖ'cülerin 15 Temmuz'daki kanlı darbe teşebbüsünden sonra böyle bir şey bekleniyordu...

Her gün televizyon ekranlarındaki güvenlik uzmanlarının, balyoz mağduru askerlerin, gazetecilerin...

Ve Başbakan, İçişleri Bakanı olmak üzere hükümet yetkililerinin, hain FETÖ tarafından gerçekleştirilen 15 Temmuz kanlı darbe teşebbüsü sonrasında toplumun fay hatlarını hedef alan bir takım suikast ve saldırı girişimleri olabileceği yönünde uyarıları olmuştu...

PKK ve IŞİD, FETÖ ile aynı kaynaktan beslenen emperyal taşeron terör örgütleridir.

Kahrolası bölücü terör örgütü PKK, 15 Temmuz kanlı darbe teşebbüsü sonrasında kısa bir süre sessiz kaldıktan sonra harekete geçmiş, Van, Bingöl, Diyarbakır, Şırnak, Elazığ gibi illerde bombalı saldırılarla çok sayıda can almıştı...

Lanet olası IŞİD ise olanca zalimliği ile bir çocuğa çocukları katlettirmiş, çoğunluğu çocuk olan 54 kişinin canına kıymış, düğün evini cenaze evine çevirmişti...

Ve bir süredir... Bölücü terör örgütü PKK Karadeniz'de görülmüştü... Aramalar sürüyordu...

Ve... Dün kanlı yüzünü Artvin Yanıklı mevkisinde gösterdi...  Karadeniz'de ne aradıklarını da öğrenmiş olduk...

Dün bir kez daha gördük ki, bu ülkenin askeri, polisi olmazsa...

Bireysel olarak can ve mal güvenliğimizin olmaması bir yana, devletin güvenliğinin sağlanması mümkün değil...

Şehide rahmet, yaralılara da şifa diliyorum...

 

GİRİŞİM FALAN DEĞİL!

 Daha birkaç gün önce, Vatan gazetesinde yayımlanan söyleşide, suikast iddialarıyla ilgili  Kılıçdaroğlu'nun şu sözleri yer almıştı. 

"Bu söylendi bize. Dikkatli olmamız gerektiği de söylendi. 15 Temmuz'un devam eden akşamında söylendi.

Önlem tabii bizim alacağımız önlem ne olacak. Önlemi İçişleri Bakanlığı alacak. Sayın Müsteşar aradı önlemleri artırdıklarını söylediler.

 Yapacağımız bir şey yok. Bize ya da diğer siyasilere yönelik Türkiye'yi karıştırmak için farklı atmosfer yaratmak için terör örgütleri böyle bir şey yapabilirler. Siyasetçi olarak bizim yapacağımız fazla bir şey yok. Elimizde istihbarat yok.."

Öte yandan...

Dün medyada yer alan haberlere göre, 10 gün önce Kılıçdaroğlu'nun 13 olan koruma sayısı 21'e çıkartılmış...

Ne kadar isabetli bir karar olduğu dünkü saldırıda ortaya çıktı.

Yine dün CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Artvin Yanıklı yolundaki saldırıya atfen yaptığı açıklamada şu cümleleri kurdu:

 "Eğer barikat fark edilmesiydi, bir suikast girişimi olabilirdi..."

Hayret bir şey! Suikast girişimi daha farklı nasıl olabilir ki!   Bu eksik ve tuhaf cümle saldırının şokuyla kurulmuş olmalı...

Zira...  Görünen köy kılavuz istemez...

Terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirilen saldırı CHP Genel Başkanı'na bir suikast girişimidir... Aynı zamanda da Devlet'e saldırıdır...

 

AMAÇ: KAOS YARATMAK!

Başbakan Binali Yıldırım da yaptığı açıklamada saldırıyı suikast olarak niteledi ve şunları söyledi:

 "Ana muhalefet partisi CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun konvoyunun Artvin'de uğradığı silahlı saldırı ülkemizin demokratik istikrarına ve toplumun huzuruna yapılmış alçak bir terörist saldırıdır. Saldırıyı nefretle lanetliyorum..."

Zaten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşme,  Başbakan Binali Yıldırım'ın, İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın ve diğer kabine üyelerinin geçmiş olsun dilekleri ve art arda yaptığı açıklamalar saldırının devlet nezdindeki algısını da ortaya koyuyor...

Saldırının amacı, Türkiye'yi bir çatışma ortamına sürükleyerek Türkiye Cumhuriyeti'ni BOB kapsamındaki güncellenmiş Sevr ile karşı karşıya bırakmaktır...

HDP'ye gelince...

IŞİD eylem yaptığında adını telaffuz ede ede;  kükreye kükreye lanetler yağdırırken... 

Dün her zamanki gibi PKK'nın adını telaffuz etmeden en sert biçimde (!) saldırıyı kınadılar:

"Silahlı çatışmayı kaygı ile öğrenmiş bulunuyoruz. Bu vahim saldırıyı sert biçimde kınıyoruz"

Sayıları çok az da olsa "Bazı (!) HDP sever CHP'lilerin bu saldırı karşısında ne diyeceğini ise sahiden de merak ediyorum.

EMPERYALİZMİN KÜRESEL HEDEFLERİNE HİZMET

Yıllar önce yanılmıyorsam, 2000'in ilk yıllarında dönemin ÖDP Genel Başkanı Bursa'ya gelmiş ve az sayıda gazeteci ile buluşmuştu...

Toplantının sonunda şu soruyu sormuştum:

"Niye Türk sosyalistleri, solu, solumtrakları, ırkçı Kürt hareketinin kuyruğuna takılıyor. Neden kendi başına var olmayı tercih etmiyor?" diye...

 (Bu Türk sosyalistlerinin kadim hastalığıdır. Kayığı büyük geminin arkasına bağlamak... Misal, 12 Eylül öncesinde Sovyetler ve KGB ile birlikte var olmaya çalışan sosyalist partiler!)

Aradan geçen yıllar hiçbir şeyi değiştirmedi.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, Suriye Celabrus Fırat Kalkanı operasyonuna yönelik ÖDP'nin, EMEP'in, KP'nin TİKP gibi partilerden yapılan açıklamaların ortak noktası "Harekatın durdurulması..." 

Ama hiçbirisi de PKK uzantısı PYD'nin emperyal iş birliğine, ABD destekli Suriye'nin kuzeyinde, açık denize ulaşma ve devletleşme çabasına artı PKK'nın saldırılarına mık demiyor!

Öte yandan 918 kilometrelik sınırda Kürt devletinin kurulması, Türkiye'nin toprak bütünlüğü için bir tehdittir...

Ulusal devletlerin parçalanması, sermayenin rahat dolaştığı şehir devletlerinin kurulması neo emperyal bir projedir...

Ülkelerin bölünmesini destekleyen her türlü ideoloji de kendisini nasıl konumlandırırsa konumlandırsın, emperyalizmin küresel hedeflerinin hizmetkârıdır...

Ve aynı temenniyi yineliyorum:

İktidarıyla, muhalefetiyle, medyasıyla, milletiyle sağlanan toplumsal mutabakatın / uzlaşının korunması...

Hukuk, demokrasi ve kurucu felsefeden uzaklaşılmaması...

Devletin yeniden yapılanmasında liyakat esasının göz önüne alınması...