LÖSANTE açılsın, lösemili çocuklara şifa dağıtsın!

H. Gül KOLAYLI 31 Mart 2019 Pazar, 06:13

Şubat ayının son günlerinde basında LÖSEV'in Ankara'da tamamen vatandaş katkısıyla yaptığı LÖSANTE Hastanesi'nin tam kapasite çalışması için Sağlık Bakanlığı'nın ruhsat vereceğine dair haberler, basında "LÖSANTE açılıyor" başlığı ile yer almıştı...

LÖSEV Kurucu Başkanı Dr. Üstün Ezer, sosyal medya sayfasında Sağlık Bakanlığı'nın kendilerinden "Ücret almayacaklarına dair taahhüt istediğini" LÖSEV olarak bu taahhüdü verdiklerini, 5 gün içerisinde ruhsat verilmesini beklediklerini açıklamıştı...

 28 Şubat tarihinde yazdığım yazıda  "LÖSEV LÖSANTE'de ruhsata doğru" başlığını kullanmıştım...  "LÖSANTE açılıyor" diyememiştim...
Açıklamaları defalarca okumuştum ve Sağlık Bakanlığı'nın ruhsat sürecinin net olmadığını görmüştüm...
O günlerde;  23 Şubat 2019 tarihinde lösemi hastalığı nedeniyle yaşamını yitiren İzmirli Dansçı Kaan Özelçam'ın  LÖSANTE'nin açılmasını talep ettiği son mektubu kamuoyunda yankılanmış;  iktidar yanlısı gazeteler de mektuba duyarsız kalamamış köşe yazarları sütunlarına taşımıştı...

Yani bir kamuoyu oluşmuştu ve Bakanlık da,  taahhüt alarak kamuoyuna ruhsat vereceği izlenimini vermişti...

KANSER DEMOKRATİK BİR HASTALIK!

Kanser aslında çok demokratik bir hastalık...  Uzman Dr. Ceyhun İrgil, Meme Kanseri ile ilgili bir söyleşide böyle deyince, başta çok itici gelmişti, daha sonra bu söz üzerinde uzun uzun düşünmüş ve kendisine hak vermiştim.

Kanser, hangi siyasi görüşe mensup olduğunuza bakmıyor, zengin ya da fakir olduğunuza da...  Hiç ayrım yapmadan herkesin kapısını çalabiliyor.
Milyarder ya da kağıt toplayıcı olun fark etmiyor! Tek fark tedaviye erişimde!  Hani bir söz var; "Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz ovada yolunu şaşırır" diye... Hah, işte öyle!

 Parası olanlar uzmanlara, özel sağlık hizmetlerine, çok pahallı ve kimi zaman da bulunamayan kanser ilaçlarına hatta Küba'dan aşılara ulaşabiliyor... 

Yoksullar için kanserle başa çıkmak çok daha zor; tedaviye erişim ve tedavi masrafları noktasında insanlar tıkanıp kalıyor...
Misal Bursa'da Onkoloji Hastanesi Güney Marmara Bölgesi'ndeki illere de hitap eder... Kanser tedavisi için ilçelerdeki ya da yakın illerdeki dar gelirli insanların yol parasını bulamadıkları için tedaviyi aksattıklarını bilirim. Kanserle ilgili sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarının önemli bölümü dar gelirli kanser hastalarına destekle alakalıdır.

LÖSEV'İN ÇIKIŞ NOKTASI

LÖSEV'in çıkış noktası da işte dar gelirli ailelerin lösemili çocuklarının doğru tedaviye erişebilmesinin sağlanmasıdır...

LÖSEV Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı, 1998 yılında kuruldu. Kurucu Başkan Dr. Üstün Ezer diyor ki:

"1998 senesinde bir avuç idealist insanla birlikte LÖSEV'i kurduk. Ankara'da tedavisini sürdürdüğümüz 30-35 çocukla birlikte, 2 doktor ve 2 lösemili çocuğun babası el ele vererek bu vakfı hayata geçirdik.

Hepimizin tek bir amacı vardı o sıralarda çok yüksek olan lösemiden ölümleri azaltmak, parası olmadığı için ölüme terk edilen yavrularımızı yaşatmak, Türkiye'deki lösemili çocuklara da Avrupa ve Amerika'daki imkânları sağlamak ve anne ile babalarının eziyet çekmesini engellemekti..."

LÖSEV 30 çocukla çıktığı iyilik yolculuğunda binlerce hasta çocuğa dokundu. Dünya markası haline geldi. Birleşmiş Milletler'in lösemi konusundaki tek danışmanı...

2000 Yılında Türkiye'nin ilk ve tek Lösemili Çocuklar Hastanesi'ni (LÖSANTE) kurdular.

2008 yılında lösemili çocukların ücretsiz kolej eğitimi alacakları Lösemili Çocuklar Okulu'nu, 2010 yılında ise Ankara dışından gelen ailelerin tedavi süresince kalabilecekleri Lösemili Çocuklar Köyü'nü hayata geçirdiler. Ayrıca tüm bu süreçte toplumun lösemiye ve kansere karşı bilinçlenmesi için çalışmalar yürütüldü.

İhtiyaç sahibi hasta yakınları için gelir getirici atölyeler oluşturuldu.

YÜZDE 30 KAPASİTE İLE ÇALIŞIYOR

Ve... 2015 yılında Avrupa'nın ilk, Türkiye'nin en donanımlı Lösemili Çocuklar Kenti ve Multidiipliner Hastanesi LÖSANTE tamamlandı.

Açılış törenine ben de Ankara'ya giderek katılmıştım. Lösemili çocuklar ve yakınları, binlerce vatandaşın katıldığı açılış şenlik havasında gerçekleşmişti...

900 öğrencilik eğitim kompleksi, oteli, hobi evleri; helikopter pisti... Devasa bir tesis... Üstelik ücretsiz... Üstelik tamamı işçisi, emeklisi, esnafı, sanatçısı, sanayicisi dâhil halkın bağışlarıyla yapılmıştı. 

LÖSANTE'de her şey yönetmeliklere uygun... Ama tam kapasite çalışmasına izin yok!

Devlet hastaneleri gibi ücretsiz çalışacağına dair taahhüt alındı; 5 gün içerisinde ruhsatın verilmesi bekleniyordu... Ama verilmedi...

 Memleketin her yerinde pıtrak gibi özel hastane açılırken, LÖSANTE'deki cihazlar kanserli hastalara şifa olamıyor"

LÖSEV, gönüllüler, lösemili çocuk yakınları Sağlık Bakanlığı'nın önüne gederek taleplerini dile getirdiler ama nafile...
LÖSANTE 4 yıldır yüzde 20 kapasiteyle çalışıyor, 400 yataktan sadece 75'ine hasta yatış izni var...  Tam donanımlı ameliyathaneler, radyoterapi servisi ve yetişkin kemik iliği servisi, kalp anjiyo cihazı, kalp damar cerrahisi ve yoğun bakım servislerinin ruhsat verilmediği için çalıştırılamıyor...
LÖSEV Başkanı Üstün Ezer diyor ki:

"Tek derdimiz daha fazla lösemili ve kanserli çocuğun hayatını kurtarmaktır. LÖSEV'in tek derdi daha fazla lösemili ve kanserli çocuğumuzun hayatını kurtarmaktır. Biz çocuk ve yetişkin kanser veya kalp veya yoğun bakım bekleyen hastamızı yüzde 100 başarı ile tedavi etmek istiyoruz... "

MİLLETİN TUĞLALARI, MİLLİ SERVET!

LÖSEV'in Mart 2019 tarihli bülteninde şu ifadeler yer alıyor:

"Milletin tuğlaları, milli servet, ama en önemlisi lösemili çocukların hayatı çürümesin. Avrupa'nın ilk, ülkemizin en donanımlı LÖSEV Sağlık Kenti'ni yapmak için 70 milyona seslendik; 'Bir tuğla da siz koyar mısınız?'

Bu çağrımıza herkes yürekten katıldı ve 10 TL bağış yapmaya koştu. Bizler de halkın koyduğu tuğlalarla çok modern, tam teşekküllü bir hastane, hastane oteli ve lösemili çocuklar için kocaman bir okul yaptık. Hesapladık ki, lösemi ve kanser hasatlarından hiçbir ek ücret almayalım...  Bunun için diğer branşların gelirleri ile gönüllülerimizden gelecek olan bağışlarla onları en mükemmel tedavi koşullarında yüzde 100 tedavi başarısı ile iyileştirelim.

Ama tam kapasite açamadık. Tam ruhsat alamadık. Hastanemizin kalan yüzde 80'i de tam donanımlı olmasına rağmen boş bekliyor. Hasta yatıramıyoruz.  Yüreğimiz yanıyor. Bir yandan hastane ve milli servet çürüyor, diğer yandan lösemili çocuklar ve bütün hastalar şifa bekliyor..."