Mevsimlik tarım işçilerinin içler acısı ahvali…

H. Gül KOLAYLI 23 Temmuz 2015 Perşembe, 06:05
Bayramın son günüydü...  Gezip tozmak ya da dinlenmek varken... CHP Bursa milletvekilleri Ceyhun İrgil ve Orhan Sarıbal, Uludağ Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa Tabip Odası Başkanı Ertuğrul Aydın ile Peyzaj Mimarları Odası İl Temsilcisi Necla Özkaplan Yörüklü'nün de olduğu bir heyetle Mustafakemalpaşa ve Karacabey'deki mevsimlik tarım işçilerinin kamplarını dolaştık... Sorunları yerinde incelemek ve raporlamak adına... Aslında Bursa Tabip Odası 5 yıldan beri mevsimlik işçilerin durumlarını yerinde inceliyor... Sorunları ve çözüm önerilerini bir rapor halinde kamuoyu ile paylaşıyor... İlk gittiğimiz yer Mustafakemalpaşa Çeltikçi köyü civarındaki merada konaklayan mevsimlik tarım işçilerinin kaldığı alandı... Kamp demek mümkün değil... Zira bir kampta olması gereken hiçbir şey yok... Kadınlarla konuştum... Çoğu Güneydoğu'dan gelmişti... Ve bu defa Suriyeliler de vardı... Yaklaşık 300 kişinin yaşadığı alanda, tarım işçileri sayısının çocukları da katarsanız 200'e yakın olduğunu tahmin etmek güç değil... Her ne kadar "Dayı" ya da "Çavuş" olarak adlandırılan ve onlara iş bulup buralara getiren sorumlular, çocukların çalışmadığını söylese de... Son gittiğimiz köyde, işten dönenler arasında çocuklar da vardı...   KARŞILIKLI İHTİYAÇ VAR!   Mesele şu... Doğdukları yerlerde karınlarını doyuramayan, ailelerini geçindiremeyen insanlar, mevsimlik göçteler... Ekmeklerini kazanacakları topraklara doğru... Ve, bu insanlar "yeter ki iş olsun" haftanın 7 günü en az on saat çalışmaya razılar... Şu andaki ücretlere gelince...  50 lira.. Bunun en az 15 lirası "Dayı"ya gidiyor...  Gündelikleri 35 liraya filan geliyor... Sonuçta onların buraya gelişleri karşılıklı ihtiyaçtan kaynaklanıyor... Zira, Karacabey, Mustafakemalpaşa, Yenişehir, İnegöl gibi ilçelerde ekili tarım arazilerinde çiftçilerin de çapa, ekim, toplama gibi işler için işçilere ihtiyacı var... Mevsimlik tarım işçilerinin buraya gelişleri sadece işe ihtiyaç duymalarından kaynaklanan bir şey değil... Onlar gelmezse... Ürün tarlada kalır... Böyle de bir durum var...   ELEKTRİK, SU,TUVALET Dönelim Çeltikçi köyüne... Tuvaletler naylon brandalarla sarılmış, çukur üstünde... Fotoğrafını bile çekmeye yanaşamadım. Ağır bir koku... Adeta boğuldum... Tuvaletlerde akarsu yok... Zaten temiz su da yok... Artezyen suyu kullanıyorlar. Elektrik yok...  Hemen dibinde trafo olmasına karşın... Üstelik hazirana kadar yağışlar sürdüğünden ürün toplaması da gecikmiş... 20 gündür işsiz, kendi imkânlarıyla yaşamaya çalışıyorlar... Çadırlarının yanında minik tarlalar oluşturmuşlar, domates, biber, salatalık falan ekmişler... Henüz hiçbiri olmamış... Bu da her gün domates, biber topladıkları tarlalardan bir kilo bile yanlarına almadan çadırlara döndüklerini gösteriyor aslında... Kampta en çok zorlanan kuşkusuz kadınlar... Zira bu ağır koşullarda, ailelerinin çamaşırlarını yıkamak, yemek yapmak gibi sorumluluklar her zaman onlarda...   ÇALMIYOR, ÇIRPMIYOR, ÇALIŞIYORLAR! Bu insanlar çalmıyor, çırpmıyor... Onurlarıyla, namuslarıyla ekmek paralarını kazanmak derdindeler... Karacabey Ovaesemen köyündeki çadırlarda diğerlerine göre daha az sayıda insan yaşıyordu... Çeltikçi'ye göre tek farkı elektriğin olmasıydı... Diğer koşulların tamamı aynıydı... Keza... Hotanlı da öyle... Hotanlı'nın bir özelliği var... Rüzgâr... Sürekli esiyormuş...  Toz çok fazla haliyle... Orhan Sarıbal anlattı, "Dünyanın sayılı tohum ıslah merkezlerinden biridir. Önemli bir yerdir" dedi... Burada da Suriyeli aileler vardı...  Onlar gerçekten çok yoksullar...  Eşlerini savaşta kaybetmiş kadınlar var... Çocuklarıyla çalışmaya gelmişler... Gençler var, Türkçe bilmiyorlar, ama bir kısmı lise mezunu, üniversite kazanmış ya da üniversite öğrencisi...  Tepeden tırnağa hüzne bulanmışlar... Ve... Genç bir kadın Medine diyor ki: "Bu insanlar, dil bilmiyorlar. Savaşta her şeylerini kaybetmişler. Çocukların üstleri başları yok. Ayakkabıları yok. Aç yatıyorlar. Ben veriyorum, da nereye kadar!" Yapılabilecek çok şey var aslında... Elektrik, temiz tuvalet, temiz içme suyu, banyo sağlık hizmetleri çözülebilir... Bu insanların daha insani koşullarda çalışmalarını sağlamak adına yerel ve idari yönetimlere çok iş düşüyor...