Muhalefet görünürleşti

H. Gül KOLAYLI 11 Temmuz 2017 Salı, 06:39

Türk siyasi tarihi açısından en önemli günlerden biriydi geçen pazar günü...

Hep denir durur ya "Muhalefet yok" diye...

Türkiye'de muhalefet görünürleşti...

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı olarak başladığı yürüyüşü, lider olarak tamamladı.

CHP her daim parti içi çekişmelerle, hiziplerle kamuoyuna yansıyan bir partidir...

Son dönemlerdeki tanığı da sosyal medyadır; bireysel ya da grup platformlarında partililer bir siyasi olarak mücadele alanlarının dışına kayarak birbirleriyle kıyasıya uğraşır...

Tartışma ya da kavgalar yapıcı eleştiri zemininden ziyade kişisel çıkar ya da hasımlık üzerinden yürür ve birbirlerini hırpalar dururlar. 

Yani iktidardan ziyade birbirine muhalefet edilir...

Daha doğrusu "Edilirdi..." Adalet Yürüyüşü'nden sonra CHP açısından "Kısır döngü" olan bu süreç kırıldı...

CHP'liler birbirini yemeyi bıraktı...

 

HERKES BAŞKAN, GENEL BAŞKAN!

Bu toprakların kadim bir geleneği vardır...

Yüzlerce yıl önce, Avrupa'da merkezi otorite yani krallık zayıfladığında, bütün beyler krala karşı birleşir...

Yaşadığımız coğrafyada ise merkezi otorite yani sultanlık, padişahlık ya da hakanlık zayıfladığında, her bir beylik kendini padişah, sultan ya da hakan ilan eder...

Bu kadim gelenek, bu kültürel DNA hâlâ toplumun her kademesinde geçerli...

Diyelim ki iş yerindesiniz...

Atanan müdürünüz yetersiz; herkes kendini müdür ilan eder...

Siyasette il başkanı yetersiz ise herkes il başkanıdır ya da genel başkan yetersiz ise herkes genel başkandır...

CHP'de parti içinde ve oy verenler nezdinde Genel Başkanları Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik yetersizlik, pasiflik, algısı mevcuttu...

Özellikle de Anayasa Referandumu sonrasında hem Genel Merkez, hem de il ve ilçe örgütleri bazında parti içi muhalefet sesini daha çok yükseltir olmuştu...

CHP örgütlerinde genel bir umutsuzluk hakimdi...

 

NASIL YÜRÜYEBİLECEKTİ Kİ!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şaşırtıcı bir şekilde Ankara'dan İstanbul'a yürümeye karar verip de Ankara Güvenpark'tan itibaren yürümeye başladığında, genel kanı yürüyüşün tamamlanamayacağı üzerineydi...

Sadece iktidar partisi cenahı değil, kendi partisi mensuplarının bir kısmı da yürüyüşün tamamlanabileceğine ihtimal vermiyordu...

"70'ine merdiven dayamış, o ufak tefek çelimsiz adam nasıl yürüyecekti, yüzlerce kilometre yolu...

Bir de provokasyonlar, saldırılar olabilirdi...

O kadar cesur muydu?

O da tutuklanabilirdi... Yürüyenler kendi arasında kavga edebilirdi!

Zira parti içerisinde birbirini sevmeyen bir sürü insan vardı... "

Olmadı...

Kervan yolda derlendi...  Parti yöneticileri yaşanan sorunlara mızmızlanmak, ağlanmak yerine çözüme odaklandılar...

Yürüyüş kendi pratiğini oluşturdu. Beklenenden fazla katılım oldu...

Sürekli yürüyenler ve çeşitli illerden gelip de belli parkurlarda katılıp geri dönenler...

Tahmin edilmedik katılımlar oldu... 
Mesela... İlk günden beri yürüyenler arasında DSP eski Genel Başkanı Zeki Sezer yer aldı...
Kadın örgütleri, sendikalar, meslek odaları, edebiyatçılar, sanatçılar, engelliler...

Özetle 'Adalet' talebi toplumun önemli bir kesiminde karşılık buldu...

 

SÖZÜNÜ DİNLETEBİLMESİNİN SIRRI

Kılıçdaroğlu, her türlü protestoya karşı  "Alkış ve hak, hukuk, adalet sloganı"nın dışında hiçbir şey yapılmamasını istedi...

Kendilerine yönelik protestoların da demokratik bir hak olduğunu söyledi...

Parti bayrağı dahil olmak üzere hiçbir siyasi partinin bayrağının açılmamasını, sadece 'Türk Bayrağı ve Adalet' pankartlarıyla 'Atatürk' posterlerinin açılabileceğini şart koştu...
Hayret bir şey ama uzun yol yürüyüşünde sayıları on binleri, İstanbul'da yüz binleri, Maltepe Meydanı'ndan milyonu aşan kitle bu talimatlara uydu.

Genel Başkan'dan lidere dönüştüğü için...

Zira kitleleri ancak liderler kontrol edebilir!

Kimsenin burnu kanamadan 15 Haziran'da başlayan yürüyüş 9 Temmuz'da Maltepe Meydanı'nda düzenlenen miting ile sona erdi...

İktidar partisini iktidara yetersiz muhalefetin taşıdığı söylenip durulurdu...

Adalet Yürüyüşü sırasında Kılıçdaroğlu sürekli gündemde kaldı...

Artı, yürüyüş boyunca geçtiği yerlerde halka dokundu...

 

BURSA CHP MİLLETVEKİLLERİ

CHP'liler önce kendi içlerinde sonra da halkla dayanışmayı yeniden öğrendiler...

Bunu sosyal medya platformlarında da görmek mümkün...

Her Allah'ın günü il başkanının, genel başkanın, A ya da B milletvekilinin, ya da il, ilçe yöneticilerinin, hatta belediye başkanları ve dahi belediye meclis üyelerinin kellesini isteyenlerin sayısı neredeyse sıfırlandı...

İktidar partisiyle MHP'nin, katılımcıları terörle eşitleyen açıklamalarına karşın...

Katılım her geçen gün arttı...

CHP Bursa milletvekillerine gelince...

Lale Karabıyık, Ceyhun İrgil, Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Erkan Aydın, Orhan Sarıbal...

Hepsi de Adalet Yürüyüşü'ne katılanlar arasındaydı, az ya da çok hepsi yürüdü... 

(Orhan Sarıbal, iki günlük Bursa görevi dışında yürüyüş güzergâhından hiç ayrılmadı...

Miting için partililer arasında tartışma konusu olan ve sosyal medyaya yansıyan mevzu ise katılımcıların yaş oranının yüksek oluşuydu...

Mitinge katılanların izlenimi ise şu yönde:

 "Çevre illerden gelenler için doğru olabilir... Ama İstanbul'dan katılanlar arasında gençler çoğunlukta."

Sonuç olarak artık Türkiye'de (hatta dünyada) görünür olan bir ana muhalefet partisi ve başında da toplumun bir kesimince en azından CHP'liler ile partinin oy verenleri açısından artık lider olarak kabul edilen bir Genel Başkan var.