Mustafa Önsel: Darbeyi durduran halktır!

H. Gül KOLAYLI 06 Mayıs 2019 Pazartesi, 06:00

FETÖ'nün kendi adamlarının yolunu açmak ve orduyu tam olarak ele geçirmek adına hayata geçirdiği Balyoz, Ergenekon, Casusluk, Atabeyler, Oda TV gibi kumpas davalarında yüzlerce subay yargılandı, cezaevine atıldı. Gelecekleri elinden alındı. Kâşif Kozanoğlu, Yarbay Ali Tatar ve pek çok kişi yaşamını yitirdi, sağlıkları dönüşümsüz bozuldu.

 Ve genel olarak Silivri edebiyatı da denen bir külliyat ortaya çıktı. Bu külliyatın önemli yazarlarından biri de Balyoz kumpas davasında 4 yıl yatan ve 18 yıla mahkûm edilen Jandarma Kurmay Albay Mustafa Önsel... Suçsuzluğu ortaya sonradan çıktı. Aslında tek suçu Atatürkçü, vatansever bir asker olması ve FETÖ'cü olmamasıydı.
Hafta sonu BKM'de düzenlenen imza günü için Bursa'daydı.

İlk kitabı "Beşiktaş'ta Sırtlan Pususu / Güneydoğu'dan Hasdal'a Bir Subayın Anıları" idi... Cezaevindeyken yazılan bu kitap 2013 yılında yayımlandı.

Diğer kitapları şöyle:

  "Silivri'de Firavun Töreni / Sırtlan Pususu"; "Casusluk Kumpası / Kim Bunlar"; "İstanbul'dan İzmir'e Casusluk Kumpası / Kim Bunlar";  "Ağacın Kurdu / TSK'de Şakirtlerin İşgali mi?" (Kitabın son baskısı 200 sayfaya yakın ilave ile Ağacın Kurdu / TSK'de Şakirtlerin İşgali başlığı ile çıktı); "Aşil'in Topuğu / FETÖ'nün O Gecesi"...

Son kitabı ise "1 Köy; 4 Adam; 6,5 Darbe"...

Ben Nisan 2016'da "Ağacın Kurdu" isimli kitabını okumuştum... Bu kitapta Önsel, FETÖ'nün orduda darbe yapacak güce eriştiğini anlatıyor ve darbe yapabileceği konusunda kamuoyunu ve yetkilileri açık seçik uyarıyordu...

Hatta 15 Temmuz gecesi, o kitapta okuduklarımdan hareketle FETÖ'nün darbeye kalkıştığını anlamıştım...  Ve darbe sonrasında da Önsel'in kitabına atfen bir köşe yazısı yazmıştım...

MİLLETİNE KÜSMEDİ

Cezaevinde yazdığı ilk kitabın ön sayfasında kendi kaleme aldığı öz yaşamına yönelik şu ifadeler yer alıyor:

"1984 yılında Kara Harp Okulu'nu, 1985'te Jandarma Okulu'nu, 1986'da Komando Okulu'nu, 2002 yılında Kara Harp Akademisi'ni bitirdi. Cezaevi süreci hariç Silahlı Kuvvetler mensubu olarak fiilen 26 yıl Türk milletine aşkla sadakatle hizmet etmeye çalıştı.
Bu süre içerisinde toplam 16 kez tayin gördü...

Hizmet süresinin yaklaşık on yılını terör bakımından hassas bölgelerde geçirdi. Teröristlerle defalarca çatışmaya girdi. Bu hizmetlerin sonucu 17. tayin olarak cezaevine tıkıldı. 1000 günü aşkın bir süredir cezaevinde.
Milletine küsmedi. Türk milleti bütün gerçekleri öğrendiğinde, bu komplocu sırtlanların kaçacak delik arayacaklarına inanıyor. Sırtlanlara çok öfkeli. Büyük bir sabırla hesaplaşacağı günü bekliyor..."

Önsel'in öngörüsü gerekleşti. Türk halkı 15 Temmuz darbe teşebbüsüyle FETÖ'yle yüzleşti.

SUÇSUZKEN HAPİSTE OLMAK

Zaten gerek YeniDönem gazetesini ziyarette gerekse BKM'deki karşılıklı konuşmalarımızda ve söyleşide çok net bir şeyin altını çizmişti:

"Bir suç işlesek, yani birine zarar versek, bize ait olmayan bir şeyi alsak bunun suç olduğunu biliriz. Ceza alınsa da bir şekilde sineye çekilir. Ortada bir suç var. Ama suç işlememişsin. Cezaevine atılmışsın. Bu haksızlık insana çok ağır geliyor..."

Mustafa Önsel imza günü etkinliğinden sonra Bursa Demokrasi Platformu'nun toplantısına katılarak sinevizyon eşliğinde bir söyleşi gerçekleştirdi ve kendisine yöneltilen tüm soruları yanıtladı..

YeniDönem gazetesini ziyaret ettiğinde ve imza günü etkinliğinde epeyce konuşma fırsatımız oldu...

Türkiye açısından umutlu gördüğü şey, Fethullah Örgütü (Artık FETÖ yerine bu ifadeyi kullanmayı tercih ettiğini söyledi) tehlikesinin artık tüm halk tarafından bilinmesiydi. Kaygılandığı husus ise toplumdaki kutuplaşma ya da ayrışmaydı... "İnsanların yaşam biçimleri, inanışları, siyasi görüşleri üzerinden kutuplaşmanın bir kenara bırakılarak birlik ve beraberlik içinde olunması" gerektiğine sık sık vurgu yaptı...

15 TEMMUZ KURMACA YA DA KONTROLLÜ DARBE DEĞİLDİR

İmza gününden sonra Bursa Demokrasi Platformu'nun etkinliğinde ise söze video sunumu eşliğinde FETÖ'nün ilk faaliyetlerinden başladı. 12 Eylül dönemiyle birlikte FETÖ örgütlenmesinin önünün nasıl açıldığını anlatırken; Gülen'in darbeye darbecilerin de ona desteğine dikkat çekti...
Mustafa Önsel; örgütün Türkiye'de ilk açtığı okuldan dünyaya yayılışını anlatırken; Öcalan'ın yakalanıp Türkiye'ye getirilmesinden kısa bir süre sonra ABD'ye gidişini de anımsattı...

Önsel özellikle darbe gecesi FETÖ'cülerin başarısızlığına yönelik soruları yanıtlarken şunları söyledi:

"Darbe kesinlikle kontrollü değildi. Kontrollü darbe diye bir şey olmaz zaten. Darbenin olacağının MİT'e sızmasıyla birlikte erkene alındığını düşünüyorum. Kışlalardaki vatansever asker ve subayların direnişleri de çok önemlidir.

Ama darbecileri asıl durduran halktır. Halkın sokağa çıkmasıdır. Darbecilere baktığınızda çoğu soruları almış, kayırılmış, çatışma yüzü görmemiş subaylar. Halkın sokağa çıkması onların kimyasını bozdu. Ama en önemlisi Cumhurbaşkanı'nın sesini duyduğumuz andır. Cumhurbaşkanı'nın sesini duyduğuma bu kadar sevineceğimi kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Ardından Orgeneral Ümit Dündar'ın televizyondaki açıklamasını duyduğumda FETÖ'cülerin emir komuta zinciri olmadığını da anladım..."

FİNALE AZ KALA DÜŞEN ATLET YOK MU?

Ve kesinlikle o gece Fethullah Örgütü'nün darbeye teşebbüs ettiğini, başarısızlığın kendilerine aşırı güvenden, halkın tepkisinden ve darbe açığa çıkınca öne çekilen hareket saatinden kaynaklandığına dikkat çekti:

"Atletizmde en iyi atlet, koşucu final çizgisine az bir mesafe kala tökezler, düşer. Bunlar da tökezlediler düştüler. Böyle düşünün."

Darbe günü bazı gri çizgilerin olduğunu, bunun da tarihsel süreçte ortaya çıkacağını anlatırken, geçmişte Hulusi Akar'a bir mektup yazarak FETÖ konusunda uyardığını da söyledi.

Ve soru cevap kısmında Recep Tayyip Erdoğan'ın Fethullah Gülen örgütü ile mücadele ettiğini bu mücadelenin emniyet ve TSK gibi silahlı kuvvetlerde yoğunlaştığını anlattı.

Sabri Uzun'un tutuklanması, Emin Çölaşan gibilerin yargılanmasının FETÖ davalarını sulandırdığını bundan da en çok k Fethullah Gülen örgütünün memnun kaldığı uyarısında bulundu.

Mustafa Önsel'in altını çizdiği hususlardan birisi de Fethullah Gülen örgütünün Demirel, Çiller, Mesut Yılmaz ve Ecevit gibi liderlerin Hükümet'te olduğu dönemlerde korunduğu, desteklendiği yönündeydi...

(Ecevit'in herhangi bir tarikat ya da cemaati açıktan desteklediğine dair bir eylemi yok; muhtemelen 2001 finans krizi ve ardından da kendisine yapılan darbede de FETÖ'nün ve angaje olduğu istihbarat örgütlerinin parmağı var... Söyleme gelince... Son başbakanlığı döneminde yurt dışındaki okulları takdir ettiğine yönelik basında yer alan açıklamaları da kamuoyunda destek olarak algılanmıştı.)