O okulda kitaplar uçuyor, uçurtuyor!

H. Gül KOLAYLI 17 Mayıs 2015 Pazar, 06:01
Bursa'nın yoğun göç alan dezavantajlı bölgelerinden birisi olan Arabayatağı'nda bin 500 öğrencinin öğrenim gördüğü bir eğitim kurumu var: Hasan Ali Yücel İlkokulu... Bölge sakinlerinin büyük çoğunluğu Muş'tan göçle gelen vatandaşlar... (Okulda obezit çocuk hiç yok... Belki vardır... Ama teneffüste, koridorlarda, bahçede koşuşturan öğrenciler arasında hiç görmedim. Hepsi de zayıf denebilecek çocuklar... Yoksul semt okul çocukları aslında hep böyledir...) Yedi sekiz yıl önce, bu okulda 6, 7 bin öğrenci okuyordu... Bir sınıfta, 70-80 kişi! Şimdi bölgedeki okullaşma ve ortaokul bölünmesi, burasını rahatlatmış... Artık sınıflarda 25 öğrenci var... Bu okulu Bursa'daki devlet okullarından, hatta özel okullardan bile ayıran büyük bir özellik var...   EDEBİYAT SOKAĞI Edebiyat Sokağı... Geçtiğimiz hafta okul öğretmenlerinden biri davet etmişti... Giderken sosyal medyada şöyle bir not paylaşmıştım... "Kentin taa öbür ucunda doğusunda yoksul bir semtin okuluna doğru yola çıkıyorum. Orada bu ülkenin aydınlık öğretmenleri güzel işler yapıyorlar. Öğrencileri için, öğrencilerle... Muhtemelen çok içim açılacak. İnadına hayat, inadına umut diyeceğim..." Aynen öyle oldu... Beklentilerimin çok ama çok üstünde bir manzara ile karşılaştım... Okul koridorlarına girdiğimde kendimi bir an Harry Potter fantastik filmlerinden birinin içine düşmüş hissettim... Hiç beklemediğim bir görsellikti... Kitaplar uçuyordu... Tavandan sarkan helezonik çıtaların üstüne kitap ve kuş metaforundan yararlanarak "kitap uçuruyor" temasıyla bir çalışma yapmışlar... Uçuran kitapların yönü okul kütüphanesine çıkıyor...   ***** KİTAPLAR UÇURUYOR Bir avuç öğrencileri için bir şeyler yapmaya çalışan öğretmenin inanılmaz özverisiyle ortaya çıkan bir eser... 3 yıl önce öğretmenler oturmuş kafa yormuşlar... Projenin öncüsü şimdi başka okulda görev yapan Müdür Fatih Mehmet Erol ile eğitmenler Zeynep Timur, Çiğdem Yüksel, Nazan Dural, Ahmet Muhsin Dokunmazer, Nesrin Halaçlı, Fatih Aka... Okulda eğitim öğretimdeki başarı düşüklüğünün önde gelen nedenlerinden birinin, öğrencilerde okuma anlama ve kitap okuma kültürü eksikliği olduğunu görmüşler... Bunu çözmek için de bütün yıla yayılan "Edebiyat sokağı projesi" hazırlamışlar... Proje kapsamında okul koridorlarına sokak tabelaları, taş dokulu duvar kâğıtları, oturma bankları, sokak lambaları ve apliklerle sokak görüntüsü vermişler... Artı... Duvarlar ve kapı giydirmeleri dünya ve Türk edebiyatından yazarları tanıtan poster, kapı giydirmeleri ve maket kitaplarla donatılmış... Gülsüm Cengiz, Muzaffer İzgü, Adnan Özyalçıner, Sennur Sezer, Metin Ünal Mengüşoğlu, Gülten Dayıoğlu gibi 15'in üzerinde yazarla söyleşi gerçekleştirilmiş... Kolektif bir iş aslında... Öğrenciler ile velileri de katmışlar sürece... Ancak en büyük handikapları yörenin yoksulluğu... Bu nedenle öğretmenler kentteki hayırseverlerin kapılarını çalmışlar ve bir şekilde özel okullarda bile göremediğim o olağanüstü projeyi hayata geçirmeyi başarmışlar... Yaşayan bir edebiyat sokağı ve tamamı yeni kitaplardan oluşan kütüphane artı bilgisayarlar... Okulda iki haftada bir değişen panolarda bir yazar tanıtımı ve kitabının özeti yer alıyor... Çocuklar bu panodan sınava tabi tutuluyorlar. Başarılı olanlara kitap, Ankara, Çanakkale gezisi gibi ödüller var. Bu da kitap okumayı tetikliyor...   ***** KONUK YAZAR: CİHAN DEMİRCİ O gün hem çizer hem de yazar olan Cihan Demirci'nin ilkokul öğrencileriyle söyleşisi vardı... Öğretmenlerin çağrısını kırmamış, İstanbul'dan seve seve büyük bir heyecanla çıkıp gelmiş... Söyleşiyi izleyen tüm çocukların ellerinde Demirci'nin kitapları vardı. Pek çoğu kitapları okumuştu... Demirci, "Özel okullara çağrılıyorum. Çocuklar yazara doymuşlar. Pek de ilgilenmeden dinliyorlar. Ama bu gibi okulları çok önemsiyorum..." dedi... Çocuklara nasıl çizer iken yazar olduğunu, karikatür ile çocuk kitapları arasındaki ilişkiyi anlattı... En önemlisi de mizahı anlattı... "Mizah güldürür, kimi zaman da ağlatır... Ama en önemlisi düşündürür. Mizah ve neşe kardeştir" dedi. 15 yaşından beri karikatür ve edebiyatla ilgilendiğini Gırgır'da çalıştığını, Zeki Alasya, Kandemir Konduk, Haldun Taner, Aziz Nesin gibi mizahın ustalarıyla çalıştığını anlattı... Mizahın artık eski parlak günlerinde olmadığını söyledi ve dedi ki: "Eskiden güldüren diziler vardı. Artık yok. Ben de çocuklara sığındım..." Çevre dostu kitapta ağacı, doğayı seven Hınzırcan'ın köpeği ile maceralarını anlattığını, Neşeli Dersler kitabında ise ders kitaplarından yola çıkarak onları daha eğlenceli hale getirdiğini söyledi... Çocukların onlarca sorusunu hiç bıkmadan yanıtladı... Mizaha neden başladığının hikâyesi bizim kuşağa çok tanıdık gelen bir yazarı da kapsıyordu: "Biz Kemalettin Tuğcu romanlarıyla büyüdük. Çok acıklıydı, çok ağladık. Bir ara çok sıkıldım ve çok önemli bir yazarı keşfettim. Hüseyin Rahmi Gürpınar... Sıcak, insani, güldüren öykülerdi... Ve mizaha yöneldim..." Demirci, çocuklara şu öneride bulundu: "Büyüdüğünüzde bile içinizdeki çocuk kalsın. Bu size iyi gelecektir... Ben içimdeki çocuğu öldürseydim bu öyküleri yazamazdım. Çizemezdim..." Cihan Demirci daha sonra çocuklara kitap imzaladı...