Ön saflardaki kadınlar

H. Gül KOLAYLI 29 Temmuz 2016 Cuma, 06:42

Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en karanlık en hain saldırılarından birini yaşadı.

Yıllarca devletin her kademesine çöreklenen FETÖ, Kurtuluş Savaşı'nda bile bir kurşun atılmayan TBMM'yi bombaladı...

Sivil halkı hiç acımadan katletti...

15 Temmuz'da şehit düşenlerden biri de tankların önünde duran bir kadın; Türkan Türkmen Tekin...

Yakınlarının anlattığına göre, tankların önüne çıkan grubun en önünde yer alanlardan...

Tüm aile bireyleri sokağa çıkıyor, ama o en önden gidiyor...

Tank onunla birlikte 8 vatandaşı ezerek şehit ediyor...

Diğer şehitler Özel Harekât'tan gencecik polisler:

Zeynep Sağır, Selda Güngör, Kübra Doğanay, Demet Sezen, Cennet Yiğit, Gülşah Gürler...

Yıllardır kadın mağduriyetlerini yazar dururum...

Her türlü fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalan, dövülen, tecavüze uğrayan, katledilen kadınları...

Ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığı kaldırılmadan, kadınlar istihdama katılmadan toplumsal ve ekonomik kalkınmanın istenilen düzeyde gerçekleşmeyeceğine sürekli vurgu yaparım...

15 Temmuz'daki hain darbe girişimine nüfusun yarısı olan kadınlar da 'Dur' dedi...

Evlatlarının, eşlerinin, baba ve kardeşlerinin önüne geçmediler, 'Hadi' dediler...

Onlara yasaklanan sokaklara gece vakti demeden fırladılar...

En ön saflarda ölüme yürüdüler ve milletin direnişinin simgesi oldular...

Bunlardan birisi artık adı Şehitler Köprüsü olan mevkide üstünde sırt çantasıyla tankların önünde direnen, itilip kakılan ama yerinden kıpırdamayan kadındı...

Tek başına koca koca tankların, bir sürü silahlı adamın karşısına dikilmişti...

İnanılmaz bir cesaret örneği sergiledi...

Adı Safiye Bayat...

Habertürk'teki söyleşisini izledim...

"Duyar duymaz abdest aldım, sırt çantama kimlik, yara bandı, ilaç koydum ve sokağa çıktım" diyor...

Anlattıklarından anlaşılıyor ki, ilk sokağa çıkanlardan... Köprünün kapalı olduğunu duyunca "Nasıl kapatırlar benim köprümü" diyerek köprüye yürüyor.

Hiç korkmadığını, köprübaşındaki gençlerin elinde bulunan Türk bayrağını görünce daha bir cesaretlendiğini anlatıyor...

 "Ne yapıyorsun? Neden köprüyü kapattınız? Yapmayın" diyor... Ardından da görüntülerden de izlediğimiz itip kakılma hadisesi yaşanıyor...

"Biri vuralım, diyordu. Başka bir asker gözaltına alalım...  Komutan ateş etti. Kurşunlar yanağımın yanından geçti..."

Safiye Bayat oradan ayrılıyor. Köprüde darbeci teröristlerin açtığı ateşle yaralananlara yardım ederken, o da yaralanıyor ve hastaneye kaldırılıyor...

Diğer kadın ise...  Şerife Boz...

Kamyonla sokağa çıkan kadın...

O da yaptığı açıklamada, ilk gece tankların olduğu yere gidip sabah 06.00'ya kadar orada kaldığını anlatıyor...

Ertesi günü, torunlarını, komşularını kamyona bindirip tekrar yola çıkıyor...

Basına ve TV ekranlarına yansıyan o kare çok önemli...

Şerife Boz çarşafıyla kamyon direksiyonunda, yanında başı açık bir kadın, kamyonun kasasında genç, yaşlı erkekler...

Tabandaki darbe karşıtı mutabakatın simgesiydi aynı zamanda...

Şerife Boz diyordu ki:

"Darbe istemiyoruz. Bu devlette açık - kapalı ayrımı yok. Din ayrımı yok. Başı açık, başı kapalı farkı kesinlikle gözetmiyoruz. Başı açıkmış, başı örtülüymüş fark etmiyor ki. Bu parti işi değil. Biz millet, vatan ve toprağımız için gittik oraya. Çok mutluyum. Hiçbir şekilde pişman değilim. Çünkü bu varlık yokluk meselesiydi. Öldürülen siviller için çok üzüldük. Bir daha asla böyle bir şey istemiyorum"

15 Temmuz öncesinde, Orhaneli Belediye Başkanı İrfan Tatlıoğlu'nun konuğuyduk.

Uzun uzun İstiklal Savaşı'ndaki Orhaneli'ni anlatmıştı...

Erkekler hep şehit olduğundan kadınlar kalmıştı. "Koyun yünlerinden çorap, yelek ördüler, kağnılara koyup cepheye götürdüler. Bizim kadınlarımız öylesine cefakârdır" demişti...

Babaannem Osmanlı'da Besim Ömer Paşa'nın öğrencisiymiş... Eskilerin tabiriyle diplomalı ebe... Kurtuluş Savaşı'nda sıhhiye çavuşu olarak cephe hastanelerinde görev yapmış...

Kurtuluş Savaşı'nda nice kadın erkeği ile omuz omuza düşmanla savaştı, cepheye mermi taşıdı, yaralı askerleri tedavi etti...

Yıllarca erkek kılığında cephede savaşan Halime Çavuş, Yörük Ali Efe ile Yunan'a karşı çarpışan İstiklal madalyalı Çete Emir Ayşe, Tayyar Rahime, Binbaşı Ayşe, Nezahat Onbaşı, kağnısıyla cepheye cephane götürürken donan Şerife bacı, ailesinden 10 kadınla düşmanla çarpışan Kara Fatma (Fatma Seher Erden)...

Ve daha nice kahramanlarımız... Saymakla bitmez...

Kadınları yok sayan her kim varsa...   Bilsinler ki...
Bir ülkenin kalkınması nasıl kadınları istihdama katmadan mümkün olmazsa...

Bir ülkenin şiddete, hainliğe, ihanete, darbeye, düşmana karşı mücadelesi de kadınlar olmadan olmaz...

Demokrasi Meydanı'nda toplanan kadınlar arasında farklı kesimden, farklı düşüncelerden kadınlar orada... Kimi ayakta, kimi taş üstünde oturuyor. Çoğunun elinde bayraklar...

Gecenin geç saatlerine kadar meydandalar...

Konuştuğumda hepsinin söylemi ortak; "Biz vatan, bayrak, millet için buradayız" diyorlar...