Oradaydım...

H. Gül KOLAYLI 15 Mart 2016 Salı, 08:54

Zor yazılardan biri daha... Kızılay'daydım... Tam da bombanın patladığı saat 18.43'te... Birkaç yüz metre geride...

Çağdaş Gazeteciler Derneği'nin verdiği ödülü almaya, ödül törenine gitmiştim...

 Korkunç bir bombalı terör saldırısıyla yine burun buruna geldim. 5 ay arayla!..

Pazar günü 12 otobüsü ile Ankara'ya yola çıktım... Tek başına...  Onca arkadaşım var, desem illa birileri gelirdi... Ama demedim...

Sosyal medyada "Ankara yolundayım" diye paylaşınca, kadim dostum Nurten Yaraşık Ankara'daydı... Torununla ilgileniyordu... Çıktı geldi Ankara Garı'na...

17.30'du... Tören 19.00'daydı, vakit vardı... Bir taksiye bindik, karnım açtı... 'Kızılay'da karnımızı doyuralım' dedik...

 Taksici patlamanın olduğu yerde indirecekti, birileri korna çaldı, bir şey oldu... Birkaç yüz metre ilerideki yaya geçidinde bıraktı... 'Geriye doğru 200 metre yürüyün, karşıya geçin... Gidersiniz Kennedy Caddesi'ne' dedi...

Bir AVM'nin kafeteryasına, dışarıya caddeye bakan bölümüne oturduk. Bir şeyler yedik...

19.00'a 20 kala filan kalkıyorduk; vazgeçtik. Nurten bir yazımı sordu, internetten açtım.

Tam yazıyı bitirmişti ki...

 

EYVAH BOMBA!..

Korkunç bir patlama... "Eyvah! Booomba" dedim...  Zangırdayan cam sesleri... Tam da patlamanın olduğu yöne dönüktüm... Hava kararmıştı...   Tam karşımda...  Binaları aşan devasa bir ateş/alev topu...

Hani "Şimşek hızıyla" derler ya, saliselik bir zaman dilimi içerisinde, "Kaç annenin yüreğine ateş düştü? Çok can gitti" diye düşündüm...

Yaya geçidinin olduğu AVM önü insanların kalabalık olduğu bir yerdeydik. İkinci bombanın bulunduğumuz yerde patlayabileceği aklıma geldi... Nefesimi tuttum, bekledim... 

Ama patlamadı... 'Güven Park'ın orada, durakların orada patladı', dediler... Alevler, dumanlar görünüyordu zaten...

Kızılay önceki gün (bana göre dün) müthiş kalabalıktı... Çoğunluk üniversiteli, liseli gençlerdi... Hava da çok güzeldi...

Tamamen sivillere yönelik...  İnsanlık dışı, kahrolası bir saldırı...

 İnsanlara baktım...  Müthiş bir dehşet, korku, panik, çığlık atanlar... Genç kızlar, hatta erkekler ağlıyordu. Kimisi yakınlarını arıyordu telefonla, kimisi salavat getiriyordu, kimisi de donmuş durumdaydı.

 

İKİNCİ BOMBA KORKUSU

 İnsanlar panik içinde kaçıyordu, patlama yönünün aksi istikamete...

Patlamadan sonra çok kısa sürede, 2, 3 dakika içerisinde ambulans ve itfaiye araçları arka arkaya geçmeye başladı...

Herkeste ikinci bomba korkusu vardı.
(Bu arada... Patlamadan sonra mesleki refleks... Ayaklarım beni herkesin kaçtığı istikametin tersine... Bombanın patladığı yere götürdü... Sonradan Nurten beni birkaç kez geriye döndürdüğünü anlatınca hatırladım... O arada nereye çarpmışsam, fotoğraf makinem de pert oldu...

Kadim dostum Nurten olmasaydı... Sahiden de ne yapardım hiç bilemiyorum. Tek başına olsaydım, feci dağılırdım gibi geliyor...

Zira tek başına olsam da erken gittiğim için Kızılay'da inip yemek yemeğe karar vermiştim, yine orada olacaktım, ama tek başıma!)

Bir arkadaş ÇGD töreninin iptal edilmediğini söyleyince Kavaklıdere'ye gitmeye karar verdik...

Caddede patlama istikametinin karşı istikametine yürümeye başladık. İnsanlar koşuyordu... Durakların oraya gelince herkes gibi biz de koştuk... 

Üstgeçitten karşıya geçtik, Kennedy Caddesi'ni sorduk.  Bombanın patladığı caddeye paralel bir arka caddeye yönlendirdiler.

İleri doğru yürürken, birden karşıdan herkesin koşarak kaçtığını gördük...  Polis müdahalesi mi dedim, ama polis filan yoktu. 'Bombalı birini gördüler, kaçıyorlar' diye düşündüm... Yavaşlayan birine sorduk... Polis metroyu boşaltmış... "Kaçın, kalabalıktan uzaklaşın, ikinci bomba olabilir"  demiş...

Üst sokaklardan birinde taksi durağı bulduk. Hemen bir taksiye attık kendimizi, Kennedy Caddesi'ne gittik.

 

KÖTÜLÜĞÜN PANZEHİRİ

Tören iptal olsa da Ankaralı bir arkadaşım annesiyle benim için oradaydı...  ÇGD Başkanı Ahmet Abakay çok üzgündü...

Sonra Sevgili dostum Umut, annesi ve Nurten ile Kennedy Caddesi'nde bir yerlerde oturduk...

İnsanın;  insanı ihtiyacı olduğu zamanda bulması ne kadar değerli.

Yaşanan en kötü an, başka kötü anları da çağırıveriyor insan zihninde... Unuttuğun, yaşadığın, yaşatılan tüm acılar, kötülüğün sihirli değneği dokunmuşcasına çıkıveriyor bilincin yüzeyine...  

Umut ve Nurten size gerçekten minnettarım... Kötülüğün panzehiri, iyiliğin sihirli değneği, kuşkusuz dostluklar, dayanışma...

Taksi ile Gar'a dönerken, sokaklar, caddeler bomboştu... Taksi şoförü patlamanın dehşeti içerisindeydi. 

Patlamanın çok yakınında olduğunu, yabancı bir müşterisinin inip kaçtığını, yaralı iki genci alıp hastaneye getirdiğini anlattı... Hastanenin önünden geçtik, mahşer yeri gibiydi...

 

'AMA'SIZ TOPYEKÜN TEK YÜREK TEPKİ

Bunları niye bu kadar ayrıntılı yazdığıma gelince...

Ben Bursalıyım... Ankara ile neredeyse hiç işim olmaz! Nadir giderim. 3 dakika önce çıksaydık kafeteryadan tam da patlama alanının oralarda bir yerde olacaktık...

Yani siz de orada olabilirdiniz... Çocuklarınız ya da yakınlarınız...
Ben dün terörün sivilleri / kitleleri ne hale getirdiğine bire bir tanık oldum... 

Terör için lanet sözcüğü artık bende yetersiz kalıyor... 

Yerine ikame ettiğim kelimeleri burada yazmam mümkün değil...

Kesin olan şu;

"Ama"sız,"fakat"sız, herkesin, her siyasi görüşün terörün karşısında topyekûn ve tek yürek durması gerekiyor...

Teröristler hariç elbette! Onların insanlıkla alakası yok! Teröristin İslamcısı da solcusu da olmaz. Alayı eli kanlı, cani, katil sürüsüdür!

 İnsan iyi olduğuna sevinemiyor ki! Ne çok aileye ateş düştü... Ne çok canlar yandı...

Millet/ halk sağ olsun...  (Başımız sağ olsun sözcüğü yerine tercihim budur)

Bu arada telefonla arayan,  mesaj atan herkese teşekkürler...

Değerli okur...

Hâlâ sersem gibiyim. Aklımın çıkan çivilerini yerine çakmam için biraz zamana ihtiyacım var... Bana müsaade... 5 gün izinliyim...