Orda bir köy var: Taşpınar

H. Gül KOLAYLI 12 Kasım 2014 Çarşamba, 10:00
Çocuk şarkısının dediği gibi "Orda bir köy var..." Taşpınar... Ama şarkının dediği gibi, "uzakta" değil, "Yakında"... Mustafakemalpaşa'ya bağlı...   Neredeyse burnumuzun dibinde... Ve yine şarkının dediği gibi, "Gitmesek de, görmesek de o köy bizim köyümüzdür..." Ki, ben o köye gittim... Gördüm... İzmir Yolundan Apolyont Gölü üzerinden çok virajlı yol var, taş çatlasa 40 kilometre... Bir de Mustafakemalpaşa üzerinden gidiliyor... O biraz daha uzak... Hadi taş çatlasa 100 kilometre tutsun... Civardaki en büyük köylerden biri... Yaklaşık bin hanede 3 bine yakın insan yaşıyor...   TAMAMI ALEVİ KÖYÜ Taşpınar Köyü'nün tamamı Alevi... Köyün önderleri 'Horosan'dan geldik" diyorlar. Taşpınar Köyü'nde İlk ve ortaokulu var... Ancak doğru düzgün bahçesi bile yok... Sıralar çok yıpranık... Geçtiğimiz yıl okul bahçesi yağmur yağınca çamur deryası oluyormuş... İri mıcır dökmüşler... Çocuklar oynayıp duruyor. Ceviz büyüklüğünde yanları keskin taşlarla kaplı bahçe ve tehlikeli... Düşenin yaralanmaması işten bile değil... Yani... Bir asfalt kaplansa ya da kaldırım taşı döşense olmaz mıydı? Ama olmuyor, işte... Olamıyor... Sadece tek sorunları bu değil...   YOL, KANALİZASYON, SU YOK! Köyün yeni bir mahallesi var; 130 hanelik... Stabilize yolu bile yok... Suyu yok, kanalizasyonu yok... İnanılır gibi değil... Ama yok... Muhtar Hasan Uludağ'a sordum, "Ne yapıyorlar?"diye... Tankerlerle su taşınıyormuş... Ayrıca forseptik de tankerlerle çekiliyormuş... Mustafakemalpaşa Belediyesi'ne başvurup başvurmadıklarını sordum... "Başvurmaz mıyız" dedi... Pek çok konu için defalarca başvurmuşlar... En çok da kadınlar şikayetçi... "Yağmurlar başladığında çocuklarımız çamur içerisinde kalıyor, okula gidip gelirken... Biz de öyle... Taşıma suyla işimizi yapıyoruz. Sıkıntımız çok. Büyüklerimiz bizi görse... Bu çileden kurtarsa" diyorlar...   'DEFALARCA BAŞVURDUK!' Taşpınar köyü Muhtarı Hasan Uludağ, sorunların çözümü için ilgililere, yetkililere defalarca başvurduklarını anlatıyor... Son olarak ise, kendi köylerine hem zeytin satışı için pazaryeri, hem de kış düğünleri için 450 metrekarelik çelik çatı için Mustafakemalpaşa belediyesine başvurduklarını, ancak yanıt alamadıklarını söyledi... Maliyeti de taş çatlasa on bin lira filan!   Üstelik civardaki 60 hanelik köylere kapalı düğün salonu yapılırken!.   TEMİZ SU HİKAYESİ Geçmişte Taşpınar Köyü, CHP Bursa milletvekili Aykan Erdemir tarafından "Temiz içme suyu olmaması" ile gündeme getirilmişti... Muhtar Hasan Uludağ'a sordum: "Nisan ayından beri temiz suyumuz var" dedi... Altyapı bacasını kendi imkanlarıyla temizlerken tesadüfen ana borunun çatlak olduğunu gördüklerini anlattı... Köylüler son seçimlerde az da olsa AKP'ye oy vermişler... Hiç oy çıkmazsa hepten kara listede olmamak adına... Ama anlaşıldığı kadarıyla pek de etkili olmamış... Hizmet alımı ise neredeyse sıfır... Yerel seçimlerde siyaset vardır... Ancak seçildikten sonra Belediye Başkanı, ayrım yapmaksızın tüm vatandaşların belediye başkanı olması gerekmez mi? 3 bin kişinin yaşadığı köye hizmet gitmiyorsa, akla gelen ilk şey Alevi köyü olduğundan ayrımcılığa tabi tutulması ve ana muhalefete oy çıktığından da cezalandırılmasıdır...    ***   Gazetecilere parya muamelesi   Geçtiğimiz hafta sonu Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Bakanlar Bursa'daydı... Yeni Dönem'de yeni başladığımdan akretide olamadım... Dolayısıyla da kısmen Heykel'deki kalabalık arasından izlemeye çalıştım, ama çok itiş kakış vardı, yaklaşmak bile mümkün değildi. Belki izleyebilirim diye BTSO'nun ödül törenine gitmeyi denedim... Akredite gazetecilerin bile sıkıntı yaşadığını fark ettim ve hiç koşulları zorlamadan geri döndüm... İzlemediğim için de yazmadım... Öte yandan özellikle muhabirlerle konuştum, olanı biteni anlattılar... Programda olup da, basına kapatılan toplantılar... İtilip kakılmalarını... Hele Çelikpalas'ta yapılan! Yani gazetecilere önce yemek verip sonra tabakları toplamaları... Akıl alacak gibi değil... (Zaten Lionslar'ın Cumhuriyet Balosu'nda Çelik Palas yönetimi gerek ses organizasyonu, gerekse servis açısından sınıfta kalmıştı... İşletme yöneticilerinin böyle büyük bir organizasyonda orada olup sorunları anında çözmeleri gerekirdi... ) Elbette gerçek gazetecilere reva görülen muameleyi kınıyorum...