Şehirlerin karşılaştırması 

H. Gül KOLAYLI 19 Ekim 2017 Perşembe, 06:32

Son dört beş aydır 3 büyükşehir statüsündeki ili ziyaret etme, dolaşma şansım oldu...

Samsun, Antalya ve sonuncusu da Urfa... İzmir Karşıyaka, Fethiye, Doğubayazıt, Iğdır ve Ağrı da vardı gittiğim yerler arasında...

 Belediye ve devlet aracılığıyla kamusal hizmetlerden yararlanma açısından bakıldığında...

Antalya araç trafiğine kapalı muazzam parklarıyla dikkat çekiyordu...

Bir de her biri Atatürk Caddesi büyüklüğünde paralel cadde ve sokaklarıyla...

Trafik sorunu yoktu, zira alternatif yollar vardı.

Büyük parkların hemen karşısındaki alanlarda küçük parklar vardı, "Hadi buraya bir bina yapalım" denmediği ortadaydı...

Antalya'da belediye başkanlığı partiler arasında el değiştirdiğinden şehrin hizmet aldığını düşündüm...

Gelen belediye başkanı 'Nasıl olsa kazanırım!' diyememiş...

Meydanlarıyla...

Keza Samsun da öyle! Çok sayıda parkı, birden fazla meydanı olan bir kent...

Artı deniz doldurularak elde edilen golf sahasıyla şehre dönümlerce yepyeni bir yeşil alan armağan edilmiş...
Trafik sorunu yok... Gerçi nüfus da Bursa'ya göre çok az ve göç alan değil, göç veren bir kent...

Yine de nefes alan bir şehirdi Samsun!

Doğubayazıt ve Ağrı'da ise bölünmüş yollar, asfaltlanmış caddeler dikkatimi çekmişti...

Özellikle kayyum atanan Doğubayazıt, İnegöl Belediye Başkanı Ali Nur Aktaş'ın koordinatörlüğünde cayır cayır hizmet almaya başlamıştı...

Gözlerimizle görmüş, ahaliden dinlemiştik...

İzmir Karşıyaka, Bursa kadar olmasa da trafik sorunu olan bir kent olmasına karşın o da  parkları, meydanları olan bir şehirdi...

Urfa'ya gelecek olursak...

Devlet yatırımlarından çok ciddi pay aldığı ortadaydı. Eski Urfa'nın yanılmıyorsam güneybatısında Nilüfer gibi modern bir yerleşim yeri vardı.

Eski Urfa'nın da her yerinde restorasyonlar, düzenlemeler hemen göze çarpıyordu.

Yollar pırıl pırıldı, çok düzgün bir şekilde asfaltlanmıştı... 

Artı iki yıl önce gitmiştim, kalenin bulunduğu tepe ve altındaki mağaralar oldukça metruktu.

Orada da yol düzenlemesi yapılmış, kamulaştırma da!

Etraf açılmış! Kaledeki restorasyon çalışmaları ise devam ediyordu.

Muazzam bir müzesi vardı. Keza,  çifter çifter meydanları, parkları...

Halk ile konuştuğunuzda hepsi istisnasız belediye hizmetleri için Fakıbaba'yı adres gösteriyordu.

Öte yandan, devlet yatırımları için de kuşkusuz dönemin Bakanı ve Urfa Milletvekili Faruk Çelik'in katkısının büyük olduğunu düşünüyorum...

Özetle resmi rakamlara göre 540 bin, halk arasında denildiğine göre ise 800 bin civarında olan Suriyeli sığınmacıya rağmen şehirde hizmetler görünürleşmişti.

Kamplardaki Suriyeli sığınmacıların sayısı ise 70 bin civarındaydı.

Onlara götürülen hizmet ise sahiden de dört dörtlüktü. Devletin büyüklüğünü, AFAD'ın başarılı yönetimini orada görmek mümkündü...

O kadar Suriyeliyi nereye sığdırmışlar bilemedim...

Ancak herkesin söylediği bir şey vardı; Urfa'da ev kiralarının çok yüksek olduğu!

Balıklı Göl civarında da düzenleme ve restorasyon sürüyordu...
Bursa'da herkesi canından bezdiren trafik sorununu düşündüm, bir an!..

15 yıldır çözülemeyen ve katlanarak artan sağlık sorunlarını!..
Parmağıyla sus işareti yapan geleneksel hastane resmini ve stadyumun yanı başında yapılan hastaneyi!..
Bir meslektaş, sosyal medyada Tıp Fakültesi'ndeki hasta yatak süngerlerinin çökmüş olduğunu, yatak astarlarının cam bezi bile yapılamayacağını, tuvaletlerin çok kirli olduğunu, hasta yataklarının refakatçiler tarafından değiştirildiğini yazmıştı!..

Urfa kamu hastane yatırımlarından da payını almış. 

Urfa'da insanlara hastaneleri sordum, "Yoğun bakım yatağı sorunu var mı?" diye... Olmadığını söylediler.

Bakın, bu saydığım tüm illerin belediye yönetimlerinin neredeyse tamamı AK Partili...

Keza milletvekillerinin de çoğu AK Partili...

Ancak şehirler, yarattıkları katma değere yani ödedikleri vergilere göre bizden çok daha fazla devlet yatırımı almış...

Ya da yapılan yatırımlar görünüyor...
Bizim kent merkezinde hâlâ bir meydanımız yok!

Osmangazi Belediyesi yaparsa olacak... Kamulaştırmalardaki hukuksal sorunlar tam olarak çözülmedi anladığım kadarıyla...
Kent içi trafiğinin nasıl çözüleceği ise hakikaten bir muamma...

Tüm devlet bürokrasisi, Bursa gibi kentlerde ulaşım sorununun sahici metro, yer altı olduğunu söylüyor!..

Gerek Bursa Valisi İzzettin Küçük'ün medya buluşmasında, gerekse Bursa İl Emniyet Müdürü Osman Ak'ı gazete olarak kurumsal ziyaretimizde, Bursa trafiğinin nihai çözümü olarak yer altı yani metro gösterildi...

Bursa'nın yakın bir gelecekte metro yapabilmesi mevcut büyükşehir bütçesiyle mümkün değil.

Bursa trafiğinin nihai çözümü genel bütçeden verilecek destek yatırımlarıyla ancak mümkün olabilir.

Yoksa...

Birkaç yıl sonra dikine dikine binaların yükseldiği yani nüfusun cadde ve sokak yapılmadan yoğunlaştığı bir kentte, çalışan kesim ulaşım için de birkaç saatlik mesai ayırmak zorunda kalacak...

Bu arada...

Kentleri yaşanılır kılan hususlardan biri de asayiş konularıdır...
Bursa asayiş açısından uyuşturucu haricinde pek çok kente göre sakin ve huzurlu bir şehir...

Kişi başına gelir düzeyinin Türkiye'deki pek çok kentten yüksek olması, zehir tacirleri açısından pazar olarak görülmesini tetikliyor...
Bursa İl Emniyet Müdürlüğü tarafından Bursa'nın çeşitli bölgelerinde uyuşturucuyla mücadele kapsamında operasyonlar devam ediyor...
Dün yine Meydancık'ta çok sayıda polis ekipleri vardı.

Gelen bilgilere göre, kentin çeşitli bölgelerinde yapılan operasyonlarla torbacılara, uyuşturucu tacirlerine göz açtırılmıyor...

Ellerine, yüreklerine sağlık...
Bu kent hepimizin...

Okullar açıldı... Okullarda çok hızlı bir şekilde uzman denetiminde doğru bilgilendirmelerin yapılması, okul aile birlikleri, kültür merkezleri, mahalle konakları aracılığıyla halkın sürekli bilgilendirilmesi gerekiyor...
Uyuşturucuyla mücadelede biz dâhil olmak üzere eğitimden sağlığa, sivil toplumundan yerel yönetimlerine dek her kesimin üstüne düşeni yapması gerekiyor.