Şengül Hoca, Hülya Avşar’a çaktı

H. Gül KOLAYLI 10 Mart 2018 Cumartesi, 06:11

Bursa Barosu tarafından 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında bir dizi etkinlik gerçekleştirildi.

 Heykel'deki Baro Evi'nde Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi açıldı. Aynı yerde "Kadın avukatların objektifinden kadın fotoğrafları sergisi düzenlendi.

Kadınlar Günü yemeği gerçekleşti ve Bursa Barosu Güçlü Kadınlar Başarı Ödülü Prof. Dr. Serpil Aytaç'a verildi.

Ve ardından da BAOB'da Bursa Barosu salonunda Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu  "Özel alandan kamusal alana derdi başından aşkın kadınlar" başlığı altında bir konuşma yaptı.

Son dönemde kadınlara dair dinlediğim en muhteşem, en içerikli söyleşiydi. Hülya Avşar'ın tartışma yaratan sözlerine atıfta bulunarak söze başladı...

"Aslında konuşmam da tam bu konu üzerinde. Hülya Avşar keşke bu konuşmayı dinleseydi ve eş olmanın erkek gelince kapıyı açmaktan ibaret olmadığını anlasaydı. Belki güçlü olmaktan yorulmuştur..."

Türk-İş'in bir araştırmasına atıfta bulunan Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu şunları söyledi:

"Araştırma diyor ki 15,29 yaş grubu kızların yüzde 60'ı, 29,35 yaş arası kızların yüzde 66'sı istihdam dışında kalıyor.

 Genç kadınlar ve genç kızlar, ev kızı ve ev kadını tanımlaması içinde eğitim ve istihdamın dışında kalan ve evlerde yaşayan kadınlar var.

Bu kapsamda kadının kurtuluşunu da bu tanımın dışına çıkarsa sağlayacağını düşünüyoruz.

Hülya Avşar da 'Ben kızıma diyorum, sen çalış git, para da kazan, ama kocana sen kapıyı aç!'  Niye kocan kapıyı açamıyor mu? Çalışmak özel alanda o ev kızı kavramının dışına çıkartıyor mu? Eşine cilve yapan, kapıyı açabilen, erkeğin egemen olan hayatını sürdürüp parasını da kazanınca özgür mü oluyor?  Biz kadını istihdama çekince özgürleştiremiyoruz. Orada bir sorun var. Özel alanı ve kamusal alanı biz tanımlayamıyoruz. Kamusal alanda kadın çalışınca her şey güllük gülistanlık oluyor sanıyorum. Olmadığını çok iyi biliyoruz. O eril kafanın istihdama katılsak da mücadele ettiğimizin karşımızda beton gibi durduğunu görüyoruz..."

Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu ev kadınının ekonomik üretimini farklı bir bakış açısıyla gündeme getirdi:

"Evdeki kadına emekçi olmayan kadın deniyor. Çalışıyorsa emekçi kadın olmuyor. Evdeki kadını emekçi olarak algılamıyoruz.

Çünkü istihdam dışında kalan kadın ekonomik olarak faal nüfus sayılmıyor. Evin içindeki ev kızı ya da ev kadını tanımlanan kadının faaliyeti ekonomik olarak değerlendirilmiyor. Değerlendirse bütün ekonomik faaliyetleri kadın yapıyor demektir.

Burada müthiş bir eril ahlâksızlık var. Biz kadının evin içindeki üretim faaliyetlerini saysak eril bakışa darbe vurmuş oluyoruz.

Biz burada bir kurnazlıkla karşı karşıyayız. Bizim için özel alanla kamusal alan arasında bir fark yok. Özel alanı böyle tanımladığımızda üretemiyor kadın. Niye? İnsanı yeniden üretiyor.

İnsan sermayesi, insan kapitalini kadın doğurganlığı sayesinde yeniden yeniden üretiyor. Hadi bakalım doğurmasaydı nereden iş gücü bulacaktın! Sizin dışarıdan satın alacağınız yemek, çamaşır, bulaşık hepsini yapıyor. Çorabınızı buluyor, ütünüzü yapıyor. Ne büyük rahatlık. Kadınlar böyle bakıyor."

DÜNYA ÇARPILIYOR!

Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

"Adama ve o adamdan doğurduğu çocuklarına bakıyor. Bir de kendi ailesi ile kocasının ailesi arasındaki ilişkileri, sosyal yaşamı, çocuğunun sosyal yaşamını, okulunu idare ediyor. İnkâr ederseniz çarpılırsınız.

Dünya çarpılıyor. Niye sürekli kadının hakkını gasp etme eğiliminde... Küreselleşme erkek, dünya erkek, din erkek, siz bu erkek sisteminde süper kadın enerjinizle var olmaya çalışıyorsunuz. Çok acayip bir şey, çok acımasızlık ve çok büyük haksızlık.

Bu yapısıyla baktığınızda ev içi emeğin görülmezden gelmesi özel olarak ele alınması lazım. Kamusal alana geliyorsunuz, kadını ev içinden çıkartalım diyorsunuz. Orada kamusal alan yok ki işçinin, beyaz yakalıların kamusal alanı var ve erkeklerin tanımladığı alanlarda kadın mücadele ediyor ve mobbing ile karşı karşıya geliyor."

AVŞAR VE ASLANTUĞ

Prof. Dr. Hablemitoğlu, Hülya Avşar'a yönelik şu değerlendirmelerde bulundu:

"Renkli gözlü şuh hanımefendinin, para kazanan kadının özgürleşmediğini bilmesi lazım. Hegemonyanın sesi oluyor.

Son derece erkeksi, ataerkil kafayla davranıyor ve yerini sağlamlaştıracak bir çıkış olmuştur. 'Beş yıl sonra anlayacaksınız beni' diyor. Biz zaten anladık sizi? Ne değişecek? 5 yıl sonra daha çok kadın öldürülecek"

Hablemitoğlu "Günün sonunda Mehmet Aslantuğ, 'Bir erkeğin kafasının karışıklığına ve insafına terk edilemez' dedi ya. Bu çok önemli..." diye konuştu.

Ve şu saptamayı yaptı:

"Kadın öznelleşmekle özgürleşiyor, parayı kazanınca özgürleşmiyor.
Kamusal alan kadını kurtarmaya yetmiyor..."

Hani erkeklerin genelde kadınları aklının yetmediğinden hareketle inceden inceye bilgilendirme, anlatma hali var ya ona yaptığı değerlendirmeye bayıldım, çoğu zaman benzeri hallerde aynı hal basıyor üstüme. Şengül Hoca dedi ki:

"Bir süre sonra üstünde durmaz oluyorsunuz. Çaresizlikten muzdarip olmayan kadınların kürekle vurma hissi gelişiyor..."

Kamusal alanda kadınlar var ama temsil edilmiyorlar. Kamusal alan özgürleştirmiyor. Nesnelleştiriyor. Bizim derdimiz kadının öznel olup özgürleşmesi. Özgürlük kadının kamusal ve özel alanda toptan zihniyet değişimiyle olur. Kadınla ilgili zihniyet değişirse çocukları hatta hayvanları da kurtarırsınız.