Servet Somuncuoğlu’nun anısına / Tarihin DNA’ları

H. Gül KOLAYLI 11 Eylül 2016 Pazar, 06:28

Asya steplerinden Macaristan'a dek 8 yılda 150 bin kilometre kat ederek kayalardaki Türkler'in izini süren, Anadolu'da da aynı izleri belgeleyerek resmi tarih bilgisini değiştiren büyük araştırmacı, yazar, belgeselci Servet Somuncuoğlu 6 Ağustos 2013'te yaşama veda etmişti...

Ölüm yıldönümünde yazmam gerekirdi...

Ama... 15 Temmuz FETÖ'cü darbe teşebbüsü girince araya... Yazmak bugüne kaldı...

Servet Somuncuoğlu'nu Bursa'da verdiği konferanslarda tanıdım... 

Türkler'in tarihine bakışımı değiştiren kişidir...

İkna olmak zordu ama söylemleri saha gözlemlerine, bilgiye, doğrudan tanıklığa dayanıyordu...

Ardında yüz binlerce fotoğraflık belgesel, eser niteliğinde kitaplar, araştırmalar bıraktı...

Bir de kendisinin dediği gibi "Yapılacak çok iş var"dı, onları bıraktı...

Umarız ardılları çıkar, boşluğunu dolduramasalar da, izinden giderler...

Somuncuoğlu, belgeselci TRT TV'de program yapımcısıydı.

Bursa Karacabey İsmetpaşa köyünde dünyaya gelmişti. Ebedi istirahatgâhı da orada...

"Don Kazakları", "Adanmış Bir Ömür", "Gallemit" adlı kitapları yayımlandı...

Dört yıllık bir emek sonucunda, 150 bin km yol kat edilip, 138 gün saha çalışması ile ortaya çıkan, TRT tarafından yayınlanan ve TÜRKSAV 12. Türk Dünyası Hizmet Ödülü'nü alan "Karlı Dağlardaki Sır" adlı belgeselin yapım-yönetim ve metin yazarlığını yapmıştı...

"Sibirya'dan Anadolu'ya Taştaki Türkler" kitabı ile 2008 yılı TGC Sedat Simavi Sosyal Bilimler Araştırma Ödülü'ne layık görüldü.

2011 yılında "Saymalıtaş-Gökyüzü Atları" kitabının yanı sıra aynı yıl "Damgaların Göçü" ve "Zamana Karşı-Kazdağı Koşuburnu Türkmenleri" adlı iki belgesel çalışması, TRT Belgesel kanalında yayınlandı.

Servet Somuncuoğlu'nun anısına, anlatılarından bir seçkiyi sizlerle paylaşmak istiyorum...

 

 

ORHUN ANITI ÖN DEĞİL SON SÖZ

"...2004 yılında Kazakistan'da ilk kez kaya resimleriyle karşılaştım... 2005 yılında yeniden gittiğim bölgede Saymalı Taş'taki kaya resimlerini inceledim... 

Saymalı Taş'ta 96 bin 900 sayılmış resim var. Saymalı Taş, tek başına antik Türkler'in en büyük kütüphanesidir. Orhun Anıtları Türk tarihinin ön sözü değil, taşlardaki son sözüdür..."

"...Rusya'da Lena nehrinin doğduğu yerdeki kaya resimlerinin önünde Rus bilim adamlarının koyduğu tabelada 'MÖ 14000 ve 12000'e bağlanmıştır. Türkler'e aittir' diyor. MÖ 14000'de buzul çağı sona eriyor.

Kaya resimlerinin yaşı karbon testiyle bulunamıyor ama oradaki kurgandaki kemiklerden yola çıkarak hesaplanıyor. İlk figürler soyutlamanın hiç olmadığı atı at, insanı insan kadar yaptığı resimler. Süreklilik var, sonra soyuta geçiliyor. Resimlerin bulunduğu alanlar eski Gök Tengri dininin kutsal alanları. Türk kozmolojisinde ekinoks çok önemli, bu dönemlerde yüksek dağlara çıkıyorlar..."

TARİHİN TEK DNA'SI: MEZAR TAŞLARI

"Kaya resmi alanlarındaki kültür kodları Çin, Japonya, Kore, Rusya, Almanya, Finlandiya gibi 14 devlet tarafından araştırılıyor. Tarihsel öncelik hakları çok önemli... İnsanlar bunun peşindeler. Kültür ortak hafızadır.

Tuva'nın başkenti Kızıl'daki müzede 60 yazılı anıt var. Buradaki bin 500 yıllık bir mezar taşında 'Ben kemici idim, aileme, eşime doyamadım' deniliyorsa, özgüvenimizi yüksek tutmalıyız. Oradaki yazıtlar, balballar (mezar taşı) Anadolu'nun tapusudur. Tarihin tek DNA'sı vardır, o da mezar taşlarıdır..."

KÜLTÜREL DEVAMLILIK

Somuncuoğlu'nun vurgu yaptığı bir diğer husus ise kültürel devamlılıktı:

"Kars Kağızman Çamuşlu'da bilim insanlarının MÖ 5000 yılına tarihlediği mezar taşları Altaylar'daki kültürün aynısının Anadolu'da olduğunun göstergesidir. Kültürel devamlılık coğrafya üzerinden akmakta, artık bu kodlar okunabilmektedir.

Sibirya'dan Anadolu'ya pek çok yazıtta tarihi Türk alfabesini gördük... Oğuz Türkleri geldiğinde Anadolu'nun yüzde 70'i Türkçe konuşuyordu. Kıpçak Türkleri buradaydı. Çamuşlu ve Kağızman Şaban köylerindeki yazıtlarda Türk alfabesi var.

Baykal Gölü kıyılarından çıkarak gelmişler... Ne yazık ki Türk damgaları, balballar Anadolu'nun pek çok yerinde Bizans, Roma sanılarak yok edildi."

 

AİZANOİ TAPINAĞINDA ORHUN YAZITLARI

"Van Tirşin Yaylası'nda bulunan yazıt, Kazakistan'daki bilim insanları tarafından Türk damgası olarak kabul edilmiştir. Çok zor da olsa Hakkâri balballarının fotoğrafını çekebildik. Hakkâri balbalındaki bıçak figürü çok önemli.

Rusya Kemerovo Müzesi'ndeki bıçak buraya nasıl geldi? Farklı kültürler dağ keçini kayaya yapar ama damgayı yapamaz, belindeki bıçağı hiç yapamaz. Hakkâri Gevaruk yaylasında 5 bin kaya resmi 30 civarında da balbal var. MÖ 3000 yıllarına ait.

Türk kaya resimlerinde ortak noktalar var. Kaya resimlerinin olduğu yerlerde kurganlar da oluyor. Koç, kazan, ok, yay damgası Türk kültüründe önemlidir. Etnik ve genetik Türklük arayanlar Hakkari ve Yüksekova'ya gitsinler... 

Ankara Güdül, Salihler Obası köyünde 8 ayrı alanda 5 bin yazıt ve 100 civarında kurgan var... Her şey çok net. Ana referans Akhasya Tuva, Kazakistan, Moğolistan'dır. Yenisey yazıları Anadolu'nun ortasındadır.

Yazıdan başka tapu var mı? Anadolu'daki arkeolojik alanların yeniden tanımlanması gerekiyor. Güdül keşiflerinin dünyada yankılandığı ilk tepki Almanlar'dan geldi. 'Siz Türk olarak nasıl alan tanımlarsınız' dediler.

Ankara yazıtları önemli bir basamaktır. Kültürel birlikteliğe işaret eder. Kütahya'daki Aizanoi tapınağında da Orhun alfabesi yazıtının yanı sıra kurt başlı sancağı tutan süvarinin kabartmaları var..."

"...Erzurum Karayazı Cunni Mağarası'ndaki Türk Yön damgası, Ordu Mesudiye Esatlı köyünde var. Buradaki uçan at figürü ise 8 bin kilometre uzaktaki Altay dağlarındaki Kalbaktaş bölgesinde bulunuyor. Bu çalışmalar Türk tarihi ve tarihsel haklar açısından çok ama çok önemli. Siz bunu yapmazsanız, birileri de kalkar, 'Biz ev sahibiyiz, siz misafirsiniz' der..."