Sıcak bastı şehri!

H. Gül KOLAYLI 28 Haziran 2016 Salı, 07:00

Son günlerde hava sıcaklığı mevsim ortalamalarının çok üstüne çıktı...

Sıcak, özellikle kronik hastalıkları olanları diğerlerinden fazla etkiliyor.

Misal beni...

Güneş alerjim var... Soğuğa dayanırım da, sıcağa hiç dayanamam...

Resmen eririm... Kızarırım; salaklaşırım... Tüm kimyam bozulur...

En son 3 yıl önce oldukça ağır geçmişti. Güneş gören her yerimde minik minik yanık gibi şeyler oluşmuştu ve kortizon iğneleriyle ancak başa çıkabilmişti doktorlar...

Sıcakların yoğun olduğu günleri oldukça zor geçirdim...

Bana bunlar oluyorsa, daha ağır kronik hastalıkları olanlar ne alemde diye merak ettim...

Farklı sağlık kuruluşlarında çalışan arkadaşlarıma sordum...

Hepsi de aynı şeyi söyledi...

Son bir hafta içerisinde, 60, 70 yaş üstündekilerde astım, kalp, damar ve nörolojik hastalarda başvuru oranının arttığını söylediler...

İddialardan biri de, son günlerde eks vakalarında yani ölümlerde artış olduğu yönündeydi...

"Gül abla, acil başvuruları arasında damar ve solunum yolu hastaları arttı..."

"Abla, parası olan özel hastaneye gidiyor, olmayan da kamu hastaneleri acillerine yığılıyor..."

"Ölümler de arttı... Aman Gül Hanım, bizden duymadın. Sakın adımızı yazma. Canımıza okurlar..."

Kamu sağlık kuruluşunda çalışmak zor. Özel sağlık kuruluşunda da öyle...

Kimse bireysel olarak açıklama yapamıyor...

Tabip Odası'na sorun diyorlar...

Onların da elinde veri olmadığından herhangi bir açıklama yapmaları mümkün değil...

Aklı olan, bireysel olarak tedbirlerini alıyor...

Misal ben... Zorunlu olmadıkça güneşten, sıcaktan uzak durmaya baktım...

 

HAVA SICAKLIĞI DOĞAL AFETİ

Geçtiğimiz hafta içerisinde Prof. Dr. Orhan Şen'in uyarıları kamuoyunda yer almıştı...

Kalp ve damar hasatlıklarında sıcak havaların tetikleyici rol oynadığını belirten Şen uyarıyordu:

"Türkiye'de bunların ölçümleri yok ama Avrupa'da bu istatistikler tutuluyor. Mesela 2003 yılında Avrupa'daki aşırı sıcaklarda 35 bin kişi öldü..."

Ah be hocam...

Biz Bursalılar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hava ölçüm sitesinde ölçülemeyecek kadar kirli, tehlike seviyelerinin üstüne çıkmış havayı soluduk...

Kim bilir kaç kişi bu yüzden öldü gitti, hiç bilemedik!

Sadece hava kirliliğinin yoğun olduğu hafta, yakınlarını kaybeden sosyal medya sayfa arkadaşlarımın paylaşımlarından az biraz kestirebildik durumu...

Ve bu aralar yine yakınlarını yitirenlerin paylaşımları sıklaştı...

Prof. Dr. Orhan Şen, sıcaklığın 35 dereceyi geçtiği durumlarda nasıl deprem, sel için afet uyarısı yapılıyorsa, sıcaklık için de doğal afet uyarısı yapılması gerektiğine işaret ediyor...

Sıcaklardan korunmak için neler yapılabileceğine gelince...

Yaşlılar, kalp ve damar hastalığı olanlar 11.00-16.00 saatleri arasında dışarıya çıkmayacak...

Açık renkli bol giysiler giyilecek...

Şapkasız çıkılmayacak...

Özellikle ramazan ayında bol su içilemeyeceğinden, daha da özen gösterilecek...

 

 

KÜRESEL ISINMA VE PARİS ANLAŞMASI

Bir önemli uyarı da Uludağ Çevre Teknolojileri Ar-Ge Merkezi (ULUÇEV) Genel Müdürü Prof. Dr. Kadir Kestioğlu'ndan geldi...

Prof. Dr. Kestioğlu, 22 Nisan 2016 tarihinde imzalanan Paris İklim Antlaşması'na atıfta bulunuyor...

İklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin ayak seslerinin ülkemizde de işitilir olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kestioğlu, bir an önce temiz enerjiye yönlenilmesi gerektiğinin altını çiziyor...

"Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği konularında teşvik sağlanmalı, aynı zamanda karbon fiyatlaması yapılarak, karbon kullanımının önüne geçilmeli..."

Malum...

Türkiye'nin de 22 Nisan 2016 tarihinde imzaladığı Paris İklim Antlaşması'nda atmosferdeki ısı artışının 1,5 derece olarak sınırlandırılması ve 2030 yılına dek karbon emisyonlarının yüzde 40 oranında azaltılması öngörülmüştü...

Prof. Dr. Kestioğlu'nun önerileri şöyle:

"Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve diğer bakanlıklarda faaliyet gösteren 'İklim Değişikliği Birimlerinin' sorumlulukları arttırılmalı...

Türkiye, Yeşil İklim Fonu başta olmak üzere yüksek miktarda dış kaynak sağlamalı, 2050 yılı ve sonrasını kapsayacak 'Ulusal Katkı Beyanları' hazırlamalı.

Temiz enerjiye hızla yönelmeli, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği konularında teşvik sağlanmalı.

Aynı zamanda karbon fiyatlaması sağlanarak karbon kullanımının önüne geçilmeli..."

İklim değişikliğinin yani küresel ısınmanın olumsuz etkilerine yönelik uzun vadeli tedbirlerin yanı sıra kısa vadeli tedbirlere de dikkat çekiyor Prof. Dr. Kestioğlu...

Bunlardan biri de yer altı suları...

"Derhal uygulayacağımız çok önemli bir tedbir var, o da mevcut kentsel atık arıtma tesislerinden çıkan suları ileri derecede arıtarak yer altı sularını beslemektir..."

Ne yazık ki, bir zamanlar Evliya Çelebi'nin "Sudan ibaret" dediği bu şehirde yer altı sularını yok etmek için elden ne gelirse yapılıyor.

Misal DSİ ve BUSKİ'nin "Hayır" demesine karşın izin verilen Ketenli Yaylası'ndaki volfram maden ocağı...

Misal Bursa'nın yer altı su deposu olan Kayapa'da yapılacak olan katı atık toplama ve bertaraf tesisleri...

Biz bırakın kentsel atık arıtmayı... Mevcut yer altı sularını kirletmek için elden ne gelirse yapıyoruz...

Artı, Prof. Dr. Kestioğlu'ndan bir güzel öneri daha:

"Türkiye kömür santrallerini yaygınlaştırmaya çalışırken, İngiltere'de ilk kez güneş enerjisi kullanımı, kömür santralleri kullanımını geçmiştir.

Portekiz, kömür santrallerini 3 gün boyunca kapatarak güneş ve rüzgâr enerjileri ile ülkenin enerjisinin yeterli olabileceğini göstermiştir."

100'ü aşkın sivil toplum kuruluşunun, mahalle sakinlerinin neredeyse tüm şehrin cebelleşerek zor bela mahkeme kararıyla durdurduğu DOSAB kömürlü termik santrali düştü aklıma...