Sürdürülebilir acı: İş katliamları

H. Gül KOLAYLI 23 Kasım 2014 Pazar, 09:00
Her iş katliamından sonra bir şeylerin değişeceğini umduk... Hatta Soma'da, Soma Meydanı'nda, yaşamını kaybeden madencilerin adlarının yazılı olduğu baretlerin Çanakkale Şehitleri Anıtı'nın önünde yer aldığı gün madencilerle de aynı konuyu konuşmuştum... "... En azından bu insanlar boşuna ölmüş olmayacaklar diye düşünüyorum. En azından bundan sonrasında yüzlerce insanın ölümünün önüne geçecek tedbirler alınır..." Gerçekten de öyle düşünmüştüm, aptalca, safça bir iyi niyetle... Ve demiştim ki: "Umuyorum ki, Soma katliamı bir milat olur...." Ama... Yürekleri yangınlı, kimi madende mahsur kalmış, canını zor kurtarmış, kimi arkadaşlarını, yakınlarını, kardeşlerini yitirmiş olan madenciler itiraz etmişlerdi: "...Göreceksin bak... Hiçbir şey değişmeyecek... Yoksullar, işçiler ölmeye devam edecekler. Beyler, paşalar, patronlar da saltanatlarını sürdürmeye devam edecek... Taşeronluk, dayılık sistemi de devam edecek... Zira işin ucunda deli para var. Patronlar maşa varken, ateşe niye ellerini soksunlar ki... İşlerine geliyor... Herkesin işine geliyor bu düzen... Patronların da, sendikanın da, siyasilerin de.... Herkes bir şekilde kazanıyor... Biz kaybediyoruz... Sırf ekmek uğruna, çocuklarımızı okutabilmek uğruna ölüyoruz... Soma'yı da unutacaklar... " Daha sonra Bursa'ya geldiklerinde de görüşmüştüm, Somalı madenciler ve yakınlarını maden katliamında kaybeden kadın ve çocuklarla... Hala da görüşüyorum... Özellikle 12, 13, 14 yaşındaki kız çocuklarıyla... Sosyal medyadan yazıyorlar, gecenin ileri saatlerinde "Babamı çok özledim... Niye öldü babam.... " diye acılarını paylaşıyorlar... Annelerine üzülmesin diye anlatamadıklarını bana anlatıyorlar... Kimi zaman kontürleri olmuyor, "Abla beni arasana" diyorlar... Arıyorum, konuşmak, acıyı sağmaktır... Bir nebze katkım olsun istiyorum... Hiçbir mesleki refleks olmaksızın... Yani gazeteci kimliğimi bir yana bıraktığım bir mevzu, Somalı çocuklar... Her maden kazasında acıları yineleniyor... Yeniden kanamaya başlıyorlar.... Ermenek'teki iş katliamı olduğunda, onca psikoterapi, alayı boşa çıktı... Babalarını kaybettikleri güne geri döndüler... Ermenek'tekilerle birlikte acılarını yeniden, yine yaşadılar... Ermenek yıktı geçti Somalı çocukları... Hani şu son yılların moda tabiri var; AB üyeliği sürecinde girdi literatüre: Sürdürülebilirlik... Acının sürdürülebilirliği olur mu? Hem de çocuk yüreklerde? Oluyor işte... Somalı çocuklar her maden katliamında acılarını yeniden yaşıyorlar...     ***     İŞ GÜVENLİĞİ PAKETİ Bursa'da KESK, Bursa Tabip Odası, DİSK ve TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu sekreterliği ortak bir basın açıklaması yaptı... Konu, yeni açıklanan İş Güvenliği Eylem Paketi idi... Malum... Türkiye art arda yaşanan iş cinayeti ve katliamlarında dünya sıralamasında en üstlerde yer aldı... Ortak basın açıklamasında DİSK Güney Marmara Temsilcisi Ayhan Ekinci, TMMOB Bursa İKK Sekreteri Remzi Çınar, Bursa Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Emel İrgil, KESK Orkam-Sen Şube Başkanı Fikret Gizir de hazır bulundu... Makina Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı İbrahim Mart, Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu'ndan Orhan Sarıbal, Peyzaj Mimarları Odası İl Temsilcisi Nejla Özkaplan Yörüklü de toplantıyı izleyen isimler arasındaydı... Basın açıklamasında iş güvenliği paketinin Türkiye'de yaşanan iş cinayetlerini engellemekle yakından uzaktan alakası olmadığı değinilirken şu tespitler yapıldı: "Emek-meslek örgütlerinin önerileri dikkate alınmadan hazırlanan "yama" tedbirlerle iş cinayetlerinin engellenmesi mümkün değildir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği için "Önce insan, önce sağlık, önce iş güvenliği" anlayışı taşımayan hiçbir düzenleme sorunlara çözüm getirmeyecek, iş cinayetlerini durduramayacaktır...." Ve son olarak da şu mesaj verildi: "İş cinayetleri kader değildir! İş cinayetleri engellenebilir, yeter ki bilimin ve tekniğin gereği yapılsın! Yeter ki taşeron düzeni, güvencesiz çalıştırma son bulsun, sendikal haklar tanınsın! Yeter ki; her çalışmanın öznesi insan ve yaşam olsun!"