Türkiye'de evlenme yaşı yükselirken doğurganlık hızı düşüyor...

H. Gül KOLAYLI 09 Kasım 2019 Cumartesi, 06:09

TÜİK'in paylaştığı veriler, gelecekte övüneceğimiz bir genç nüfus olmayacağına işaret ediyor...

TÜİK, verileri toplarken doğurganlık yaşını baz alıyor... En alt sınır 15; yani çocuk yaştakiler... En üst sınır ise 49!..

49 yaşında doğum yapan kadın çok nadir de olsa var ki veri kriterlerinde baz alınmış... Belki de uluslararası bir kriterdir, ona uymuşlardır, bilemedim. 15 yaşındaki bir kız çocuğunun evlendirilmesi suçtur aslında. Ama Türkiye'nin böyle de bir gerçeği var ne yazık ki!.. TÜİK biyolojik ve hukuki gerekçelerden çok uluslararası kriterlere ve mevcuda bakarak böyle bir sınıflandırma yapmış olmalı...

TÜİK verilerine göre, Türkiye'de 1970'li yıllarda 4,33 olan toplam doğurganlık hızı 2018 yılında 1,99'a düşüyor... Bunun anlamı ise şu:

Artık Türkiye'de doğurganlık hızı nüfusun yenilenme düzeyi olan 2,10'un altında!

Dünyada 1969 yılında 4,8 olan toplam doğurganlık hızı günümüzde 2,5... 1970'li yıllarda gelişmiş ülkelerde 2,3 olan doğurganlık hızı 1,7'ye; az gelişmiş ülkelerde ise 6,8'den 3,9'a düştü...

Türkiye'ye dönecek olursak...

Doğurganlık hızının en yüksek olduğu il 4,12 çocuk ile Şanlıurfa; ikinci sırada 3,60 çocuk ile Şırnak, 3,26 çocukla Ağrı ve 3,23 çocukla Muş izliyor...

Doğurganlık hızının en düşük olduğu iller 1,30 ile Gümüşhane; 1,43 ile Kütahya...

YAŞA GÖRE DOĞURGANLIK HIZI

Yaşa göre doğurganlık hızı ise binde 128 ile 25-29 yaş grubunda. Çocukluktan ergenliğe geçiş dönemi olarak tanımlanan adölesan doğurganlık hızı (15-19 yaş grubu) dünya genelinde 2013'te binde 19 iken 2018 yılında binde 19'a düşmüş durumda.

Türkiye'de ise adölesan doğurganlık hızının en yüksek olduğu il binde 57 ile Ağrı... Bu ili binde 54 ile Muş, binde 46 ile Şanlıurfa ve binde 42 ile Kilis izliyor... Adölesan doğurganlık hızının en düşük olduğu il ise binde 4 ile Gümüşhane... Onu binde 5 ile Rize ve Trabzon, binde 6 ile Artvin ve Bayburt izliyor...

Geçen yıl doğum yapan kadınların yüzde 36,9'u ilk doğumunu gerçekleştiriyor... 2018 yılındaki doğumlarının doğum sırası incelendiğinde, bu doğumların yüzde 36,9'unun ilk, yüzde 32,1'inin ikinci, yüzde 18,3'ünün üçüncü, yüzde 12,6'sının ise dördüncü ve üzeri doğum olarak gerçekleşiyor...

TÜİK verilerinde Türkiye'de doğum yapan kadınların ortalama yaşı 2017 yılında 28,7 iken, 2018 yılında 28,9...

Türkiye'de ilk canlı doğumunu yapan kadınların ortalama yaşı 2017 yılında 26 iken 2018 yılında 26,2. İlk doğum yaşının artması, doğacak çocuk sayısının azalması olarak yorumlanıyor...

TÜRKİYE'DE ANNE ÖLÜM ORANLARI DÜŞTÜ

Türkiye'de anne ölüm oranlarının düşmesi ise olumlu bir gelişme... 2017 yılında yüz binde 16,4 olan anne ölüm oranları 2019 yılında yüz binde 14,6'ya geriliyor.  Bu oran dünya genelinde 2015 yılı verilerine göre yüz binde 216!

Bir diğer sevindirici veri ise; resmi kız çocuk evliliklerinin azalması... 16-17 yaş grubunda olan kız çocuklarının resmi evlenmelerinin toplam resmi evlenmeler içindeki oranı 2014 yılında yüzde 5,8 iken 2018 yılında bu oran yüzde 3,8'e düşmüş...

Resmi kız çocuk evliliklerinde 2018 yılında Ağrı yüzde 14,8 ile kız çocuk evlenmelerinde en üst sırada yer alıyor. Onu yüzde 14,1 ile Muş ve yüzde 12,5 ile Bitlis izliyor. Kız çocuk evlenmelerinin toplam evlenmeler içindeki oranının en düşük olduğu iller ise sırasıyla yüzde 0,7 ile Bolu, yüzde 0,9 ile Trabzon ve Artvin...

EVLİLİK YAŞI KADINLARDA 24,8

Öte yandan her şeye karşın Türkiye'de evlilik yaşı yükseliyor... Kadınlarda 2014 yılında 24,2 olan ortalama ilk evlenme yaşı 2018'de 24,8'e yükseliyor.

Kadınların ortalama ilk evlenme yaşının en yüksek olduğu şehir 27,6 ile Tunceli, onu 26,4 ile Rize ve 26,2 ile Artvin izliyor. Ortalama ilk evlenme yaşı en düşük olan iller ise 21,9 ile Ağrı, 22,2 ile Muş ve 22,5 ile Kilis...

BM İstatistik Komisyonu tarafından 2013 yılında kabul edilen "BM Toplumsal Cinsiyet Göstergeleri 52 Minimum Gösterge Seti"nde yer alan göstergelerden biri olan "20-24 yaş grubunda olup 18 yaşından önce evlenen kadınların oranı" Türkiye için 2018 yılında yüzde 5...  Erkeklerde ise bu oran binde 2 olarak gerçekleşti.

İSTENİLEN ÇOCUK SAYISI 2

Öte yandan TÜİK Aile Yapısı Araştırması 2016 sonuçlarına göre, bireylerin şartları uygun olsa kaç çocuk sahibi olmayı istedikleri incelendiğinde, en fazla istenen ideal çocuk sayısı yüzde 32 ile iki çocuk!

Türkiye genelinde bireylerin yüzde 31,4'ü şartları uygun olduğunda üç çocuk, yüzde 18'i dört çocuk, yüzde 14,9'u beş ve daha fazla çocuk isterken yüzde 3,4'ü tek çocuk istediğini, binde, 3'ü ise hiç çocuk istemediğini söylüyor... Kadınların en fazla istediği ideal çocuk sayısı yüzde 33,1 ile 2 çocuk olurken, erkeklerin ise en fazla istediği ideal çocuk aysısı yüzde 31,6 ile 3 çocuk...

Hiç evlilik yapmamış olanlarda ideal çocuk sayısı yüzde 46,7 ile 2 çocuk... Eğitim seviyesine göre bireylerde ideal çocuk sayısı değişiyor.

Aynı araştırmaya göre; öğrenim durumlarına göre en fazla istenilen ideal çocuk sayısı bir okul bitirmeyenlerde yüzde 31 ile 5 ve daha fazla çocuk; ilkokul mezunlarında yüzde 33,2 ile 3 çocuk oldu... Lise mezunlarının yüzde 40'4'ünün, üniversite mezunlarının ise yüzde 40,5'inin ideal çocuk sayısı 2...

Bu tablo Türkiye'nin doğurganlık hızı, erken yaşta evlilikler, eğitim düzeyi ile çocuk sayısı arasındaki ters oranlı ilişkiyi ve bölgesel farklılıkları çok net ortaya koyuyor...

Bu tablo şunu gösteriyor; eğitimli olmayan kesimde çocuk sayısı, erken yaşta evlilik oranları yükselirken, doğurganlık hızı bölge arasında da önemli farklar oluşuyor.

Her şeye karşın Türkiye'de kadınların doğurganlık yaşı yükseliyor ve doğurganlık hızı düşüyor... Yani gelecekte çok da övüneceğimiz bir genç nüfus olmayacak.

Yine gelecekte iller arası nüfus artışı farklı düzeyde gelişecek... Nüfus artışının yüksek olduğu illerde sanayi yatırımı olmadığı için Batı'daki sanayisi gelişmiş büyük kentlere göç sürecek... Yani Türkiye'deki doğurganlık artış verileri demografik yapının gelecekteki değişikliğine de işaret ediyor. Kalıcı olduğunu düşündüğüm resmi 3 milyon 680 binlik Suriyeli nüfus bu verilerde hiç yok. Suriyeli sığınmacıların doğurganlık hızının yüzde 3,8-4,2 düzeyinde olduğu tahmin ediliyor...

Öte yandan doğurganlık hızı canlı doğumlarla ölçülüyor. Türkiye'de kadın ve erkek kısırlık vakalarında çok ciddi bir artış olduğu uzmanlar tarafından sıkça dile getiriliyor. Fazla uzağa gitmeye gerek yok, herkes sağına soluna baksa ne kadar çok sorunlu gebelik yaşandığını, ne kadar çok kadının düşük yaparak çocuk kaybettiğini görecektir.

Tüp bebek merkezlerinde insanlar kuyruklarda. Bir şeyler oluyor. Yine uzmanlar bunda öncelikle yenilen gıdaların ve çevresel faktörlerin etkili olduğunu söylüyor. Bu konuda birkaç yıl önce söyleşi yaptığım Uz. Dr. Gürçay Cem'in şu sözü çok önemliydi: "Bir toplumu yok etmek isterseniz o toplumu üreyemez hale getirirsiniz, kısırlaştırırsınız. Geleceğini yok edersiniz..."

Bu sonuçlar her halükarda, Türkiye'de ailelerin iktidarın ailelere yönelik sürekli yinelediği "En az 3 çocuk yapın" çağrısına uymadığını gösteriyor...