Türkyılmaz: Kurallara, yasalara uyulmalı!

H. Gül KOLAYLI 11 Haziran 2019 Salı, 05:57

Mudanya'da Suriyeli sığınmacıların sahilde kurdukları derme çatma çadırların zabıta tarafından kaldırılması sadece Bursa'nın değil, Türkiye'nin de gündeminde... Dolayısıyla da eleştirilerin odağındaki kişi Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz...

Başkan Türkyılmaz dün, Mudanya Uğur Mumcu Salonu'nda geniş katılımlı bir basın toplantısı düzenledi...

Başkan Türkyılmaz dedi ki:

 "Birlikte bir toplum, bir ulus olarak yaşamanın getirdiği, bizim Cumhuriyet'in kuruluşuyla gelen Anayasamız, yasalarımız var. Türk milleti olarak benimsediğimiz müthiş bir kültür zenginliğimiz var, bunun içinde örf ve adetlerimiz var, şivelerimiz var yaşadığımız büyüdüğümüz yerleri yansıtan. Öyleyse birlikte yaşadığımız bu değerlerin korunup geliştirilmesi gerekiyor. Bizim toplumumuzun bu önemli değerleri, gelenek ve göreneklerimiz yok edildikçe, istenmeyen olaylar oluyor...

"Bizim öyle güzel gelenek göreneklerimiz var ki misafirperverlik de bunlardan birisidir. 'Komşumuz açken karnımız tok yatağa giremeyiz' dedik. 'Kimse kimsesiz kalmayacak, Mudanya'da hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek' dedik. Mudanya'da bunu başardık. Bunu yaparken de din, dil, ırk ayırt etmedik, şu partili ya da bu partili hiç demedik. Ne yaptıysak Mudanya için yaptık. 'Temiz dürüst şeffaf bir belediyecilik' dedik. Hiç kimseden saklımız yok. Altıncı yılımızdayız. Kapı yok, duvar yok,  Kimseyi ayrıştırmamışız. Kimseye düşüncesinden renginden dilinden, dininden, mezhebinden ya da cinsiyetinden,  yaşından dolayı ayrım yapmamışız. Herkesi çok sevmişiz... Benim ailem beni böyle yetiştirmiş. Benim partim böyle yetiştirmiş... Ve bunun gereğini de yapmaya çalışıyoruz."

İNSANLARI ÖTEKİLEŞTİRMEK!

Ardından da Suriyeli sığınmacılara atıfta bulunarak şunları söyledi:

"Hepinizin bildiği gibi bayram süresince, özellikle de tatil günlerinde geçmiş yıllarda olduğu gibi Mudanya'da da çok sayıda Suriyeli yurttaş barınmaktadır, daha doğrusu günübirlik gelmektedir. Herkesin özeli vardır, hiçbir şekilde karışamayız. Ama hepimizin, gelen gelecek misafiri ile birlikte herkesin birlikte yaşayacağı ortak yaşam alanlarımız var. Denizimiz var, kumsalımız var, yolumuz, parkımız, caddemiz bahçemiz var. Eğer bu ülkede yaşayacaksak kurallara yasalara uymak zorundayız.

Olmayacak davranışlarda bulunma, gelmek isteyen diğer insanları ötekileştirmek, onların gelmesini engelleyecek davranışlarda bulunmak olabilir mi? Bazıları bunu yanlış anlıyor..."

Özgürlüklere vurgu yapan Türkyılmaz şunları söyledi:

"Özgürlük benim de çok önemsediğim, olmazsa olmaz yaşam biçimimdir. Ama belediye başkanı da olsam, daha üst makamlarda da olsam hiç kimsenin, bir yurttaşımızın, bir çocuğun bile özgürlüğünü engelleme hakkı veremez bana.

Eğer birbirimizin özgürlüklerine, sahip olduğumuz değerlere karşı saygı duyarsak zamanla sevgi ile büyür saygımız. Yapmaya çalıştığımız bu. Söylediğimiz tamamen bu. Ne yazık ki ülkemiz ve etrafındaki ülkeler, insanlarımız istenmeyen olayların eşiğinde ve bu olaylar bizim dışımızda bizim üstümüzdeki yöneticilerin işi. Ama benim, Mudanya Belediye Başkanı olarak kendi ilçemle ilgili kendi insanlarımızın, hemşehrilerimizin rahat etmesini sağlamakla ilgili bir görevim var."

'YAPILMASI GEREKENİ YAPACAĞIM'
Mudanya sahillerindeki Suriyeli sığınmacılara vurgu yaparak şöyle konuştu:

"Bunu yaparken de kimseyi dışlamadım. Dedik ki 'Bu kent bizim, sizler de hoş geldiniz.' Bu kentin denizine nasıl girilir, kumsalında nasıl oturulur, parkında nasıl davranılır, yolunda nasıl gezilir, bunları hatırlatmaya çalıştık.

Bunlarla ilgili yazılar yönetmelikler var. Bursa'da 110 kilometrelik sahilin 55 kilometrelik sahilİ Mudanya'da... İşte bu sahillerde zabıta birliğimiz olağanüstü çaba sarf ederek hem işportacı işgallerini hem de Suriyelilerin davranışlarını düzeltmeleri yönünde çaba gösterdiler..."

Sözlerini şöyle sonlandırdı:

"Ülkemizin en önemli sorunlarından biri Suriyeli sorunudur!.. 82 milyon yurttaşımıza seslenelim. Hiç kimse tahriklere kapılmasın, biz bu sorunu çözeceğiz. Mudanya ile ilgili yapılması gerekenleri sonuna kadar yapacağım...

780 bin metrekarelik toprakların nasıl vatan olduğunu çok iyi biliyoruz!.. Bu vatanın değerini çok iyi biliyoruz. Nice canların gittiğini çok iyi biliyoruz... Ama bu topraklarda misafir değiliz, bu toprakları bize emanet edenlere sözümüz var, bütün değerlerini koruyacağız, tüm dünya insanlarının kardeşliğini savunan biri olarak..."

DAVULUN SESİ UZAKTAN HOŞ GELİR!

Şimdi...
Davulun sesi uzaktan hoş gelir! 

Ben İncirli'de oturuyorum. İncirli, Meydancık, Şıble hattının en büyük sorunu sosyal dönüşümün göz ardı edildiği Kamberler kentsel dönüşümüydü... Dönemin Belediye Başkanı Recep Altepe, Romanların gittikleri mahallelerde asimile olacağını varsaymıştı. Ama hiç de öyle olmadı!.. Romanların kendine özgü bir yaşam biçimleri, kültürleri vardı. Tek katlı evlerden apartman dairelerine sıkıştılar, ötekiliklerini fark ettiler, agresifleştiler. Mutsuz oldular, yanındaki yöresindekileri de mutsuz ettiler. Mahallenin eskileri çareyi ortamı terk etmekte buldu. 

Benim apartmanımda Roman yok ama iki Suriyeli aile var. Biri dört yıldır oturuyor; sorunsuz, çocuklar saygılı, anneleriyle her denk geldiğimizde selamlaşırız. Ama üçüncü kattaki sorunlu; kaç kişi oldukları, geleni gideni belli değil. Gecenin ikisinde, üçünde Arapça konuşan kimisi entarili, sakallı tuhaf tipler geliyor.  Mahallede ara sıra sorun yaşanıyor ve ilginçtir ki, genelde de Romanlarla Suriyeliler arasında... Artık gün içinde bile kapılar kilitli oturuyoruz.

İncirli, Meydancık hattı, Çarşamba olma yolunda tam gaz ilerliyor!.. Şimdilik mahallede yaşayanların yüzde 12,5'i Suriyeli. Bin 500 civarındalar...

Mesele şudur... Suriyeliler gitmeyecek!

Tüm basına 200'er kişilik gruplar halinde Antalya'da verilen eğitimde kafama dank etmişti. Tüm yetkililer, Almanya'ya giden Türkleri örnek gösterip Suriyelilerin çok azının geri döneceğini, çoğunluğun Türkiye'de yaşamaya devam edeceğini söylemişti... 
Siz yerel seçimlerde herhangi bir belediye başkanının seçim çalışmasında Suriyelilerden söz ettiğini duydunuz mu? Yokmuş gibi yaşanamaz!..

Kalıcılıkları kulaktan kulağa fısıltıyla yönetilemez! Bu süreç yönetilmeli... Kendi haline bırakılmamalı!  Misal, genç Suriyeli erkek sayısı Suriyeli kadınlardan çok daha fazla! Kamuoyunda tepki hep askerlikle örtüştürülüyor ama hiç konuşulmayan bir yanı da var; bu yaş grubunun testosteron hormonu piktedir. Sadece bu sayısal fark bile ciddi asayiş olaylarına gebedir. Ülkeye entegrasyon yönetenlerin işi, ama şehre entegrasyonda iş yerel yöneticilere düşüyor!..

Mahallemdeki yaşlı Roman bir kadınla durakların orada konuşuyordum, bana aynen şunları söyledi:

"A be bu maale bizi mumla arayacak. Devlet açar defteri, bakar, angimiz ırsız, angimiz yankesici, torbacı, müzisyen, işçi hepsini bilir. Yedi sülalem yazar devletin defterinde. Peki bu Suriyelilerin angisi ırsız, angisi ırz düşmanı, angisi terörist, katil kim bilir? Onların defterleri kalmış Suriye'de Allah bilir yanmıştır epsiciği de... Bu maale bizi beğenmedi, istemedi, ama mumla arayacak mumla!.."