Üç yılı geride bırakırken…

H. Gül KOLAYLI 08 Kasım 2017 Çarşamba, 06:09

Dün fark ettim... YeniDönem gazetesinde çalışmaya başlayalı 3 yıl olmuş... Genelde çalıştığım kurumdaki yıl dönümlerimi pek fark etmem...

Ama burada fark ettim...

Zira çalıştığım gazete, çalışanlarına verdiği değerle kendini hatırlatıyor bana...

YeniDönem'deki ilk yazıma "Yine, yeniden merhaba" diyerek başlamışım...

Ve kendimi köşe yazarından çok saha gazetecisi, haberci olarak tanımlamışım...

Sosyal medya ve internet siteleri sayesinde herkesin köşe yazarı olduğu bir süreçten geçiyoruz...

Başka meslekleri olan, yaşamlarını başka işlerde çalışarak geçiren insanlarla sahada aynı kefeye konmak kimi zaman ağır geliyor!..

Misal...

Şaka gibi ama basın toplantılarında toplantıyı düzenleyen kişiyi alkışlayıp "Efendim, sizi çok takdir ediyorum. Çok güzel anlattınız. Bir de şöyle bir hizmetiniz daha vardı. Anlatsanız da arkadaşlar bir duysa!" diyenlerle karşılaşır olduk.

Eskiden biri böyle bir şey yapsa anında gazete yönetimleri tarafından bırakın uyarılmayı, derhal işine son verilirdi. Gazete yönetimleri toplantıyı düzenleyeni desteklese bile böyle bir şey asla kabul edilmezdi...

Sosyal medya ya da internet haberciliği diyoruz ya!

Pek çok kişi kâğıda basılı gazeteleri yok edeceğini söylüyor.

Ama ben hâlâ kâğıda basılan gazeteye sevdalıyım...

O gazetenin kendine özgü boya ve kâğıt kokusu, okurken ellerinizin kirlenişi bile benim için kıymetli...

Ayrıca bugün için geleneksel gazetenin hâlâ kalıcı olduğunu düşünenlerdenim.

Zira geçmişte farklı internet haber sitelerinin editörlüğünü de yaptım.
Mesela birisinde 3 yıl emek verdik, binlerce haber girdik. Aralarında çok sayıda özel haber ve köşe yazısı da vardı...

Sonra bir gün site el değiştirince sunucu da değişti...

Ve püf!  

Üç yıllık emek, girdiğiniz tüm haberler hepsi buharlaşıverdi, yok oldu!

Hiçbir yazıyı, hiçbir haberi bir daha bulmanız mümkün değil... Misal internet sitesinde yazıyorsunuz... Ayrıldınız siteden, yönetici de sizin bütün yazılarınızı siliverdi! Artık hiçbir mecrada yoksunuz. Sanalda var oldunuz ve sanalda da yok oldunuz!

Oysa geleneksel gazete hâlâ kalıcılığını koruyor. Gazetelerin, kütüphanelerin, çeşitli kurumların arşivlerinde yer alıyor.

Kütüphaneler ve gazeteler ciltleyerek saklıyor ve yarın, öbür gün şehirle ilgili bir araştırma yapacak olan akademisyen, üniversite öğrencisi ya da yakın tarih araştırmacısı geleneksel kâğıda basılmış gazete kaynağına ulaşabiliyor...

Özetle gazetede yazmayı da yaptığım işi de seviyorum...

Geriye dönüp baktığımda üç yıl boyunca çok çeşitli konuları irdelemişim...

Yerel yönetimler, yerel siyaset de var...

Kadına, çocuğa, gence, engelliye, insana dair bir sürü yazı yazdım.

Sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerini paylaştım.

Tüm memur ve işçi sendikalarının faaliyetlerini yansıttım... İşçilerin grev ve direnişlerini kamuoyuna taşıdım...

TMMOB'dan Bursa Barosu'na, Diş Hekimleri Odası'ndan Tabip Odası'na tüm akademik odaları izlemeye çalıştım...

15 Temmuz FETÖ'cü darbe girişiminin karşısında oldum.

Şehrin ulaşımından kentsel dönüşümüne, suyundan havasına, çevre kirliliğine dek yaşanan sorunları gündeme getirdim.

Her daim Türkiye'nin bölünmez bütünlüğünden yana durdum; Büyük Önder, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü sıkça köşeme taşıdım.

Milli ve dini bayramlar... Aklınıza hayata dair ne gelirse... Yazıp durmuşum... Kadına, çocuğa, insana, engelliye şiddet, gençlerde uyuşturucu sorunları, kadın cinayetleri sıkça değindiğim konular arasında yer almış...

Bir de eskisiyle, yenisiyle Bursa'yı yazmışım...

Haa... Bir de hayata dair çeşitlemeler başlığı altında yazdığım daha deneme tarzı yazılar var... Onları yazarken de okurken de keyif aldığım yazılar. Bir nevi kendim için yazdıklarım...

Şimdi... Sonrasına baktığımda yine aynı şeyleri yapacağım... Kendini tekrar anlamında değil bu aynılık... Aynı emeği vermekle alakalı bir şey...

Öte yandan...

Üç yıla iki Bursa genelinde bir de Türkiye genelinde olmak üzere 3 mesleki ödül ile çok sayıda kuruluşların verdiği ödül ve plaketleri sığdırdım...

Artı... İlk kez çalıştığım kuruluştan yarışmalarda aldığım ödüllerden dolayı gazetenin İmtiyaz Sahibi'nden (Oğuzhan Kutlucan imzalı) teşekkür belgesi takdim edildi...
Yine mesleki çalışmalarımızdan dolayı Sayın Nurettin Kutlucan tarafından meslekte 20, 25, 30 yıllarını dolduranlara plaket takdim edildi...

Tüm bunlar onlarca yıllık meslek hayatımda ilk kez gördüğüm bir takdirdi...

YeniDönem gazetesinde farklı görüşlere sahip ama gazeteci kökenli köşe yazarlarıyla birlikte çalışıyoruz...

Yazı İşleri kadromuz genç, iletişim fakültesi mezunu, hepsi de pırıl pırıl arkadaşlarımız... Genel Müdür İbrahim Öge, yıllardır tanıdığım habercilikten, müthiş haber refleksi olan mesleğe dair heyecanını yitirmemiş genç bir kardeşimiz (bana göre)...

Gazetenin pek çok şeyi olan Asuman Kurt Öge ile de ilk kez birlikte çalıştım. İnternet iletişiminden tutun da muhasebeye dek aklınıza gelebilecek tüm idari işleri o muhteşem Şehrengiz dergisiyle birlikte yürütüyor...

Keza reklamda Sevgili Kadriye ve Sibel Barutçu... Bizi kahvesiz, çaysız bırakmayan Seval; tertemiz bir ortamda bize sağlıklı, lezzetli öğle yemeklerini elleriyle pişirip sunan Bahriye Hanım ve arkadaşları...

Özetle... YeniDönem'de fiziki şartlarıyla gazete çalışma ortamı olarak dizayn edilmiş, yemekhanesinden kapıdaki güvenliğine dek sağlıklı, düzgün, insani bir çalışma ortamındayız...

Keza gazetemiz imtiyaz sahibi Oğuzhan Kutlucan, Kutlucan Holding yöneticilerinden Fatih Kutlucan dâhil omak üzere, yönetiminden yazı işlerine, tüm çalışanlarına dek biz kocaman bir aileyiz...

Tüm YeniDönem ailesine teşekkürler...  

Elbette dost okurlara da teşekkürler...