Yarın 23 Nisan...

H. Gül KOLAYLI 22 Nisan 2016 Cuma, 07:24

Yarın 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı... Son yıllarda milli bayramlar giderek renklerini yitiriyor. Oysa milleti bir arada tutan unsurlardan biridir Milli Bayramlar...

Gazetemiz bünyesinde yayımlanan "Türkiye'nin En İyi Yerel Tarih ve Kültür Dergisi Şehrengiz"in her sayısında birbirinden özgün makale, araştırma, incelemeler var...

Nisan sayısı da öyle... (Önümüzdeki günlerde gazetemiz ile birlikte dağıtılacak)

"Bursa'nın Kızıl Elma'sı: İstanbul", "Zorunlu Göçün Asırlık Şahidi", "Bursa'da Yaşayan Kölelere Ne Oldu?", "Sürgünler Şehri, Bursa'nın Nefy'leri", "Bursa'nın Ressamlar Sokağı", "Unutulmayacak Değer: Yıldırım Gürses", "Sinemacı Bahri Eşiyok'un Hatıraları"...

Hepsi güzel de içlerinden biri var; çok özel:

Asuman Kurt Öge'nin kaleme aldığı "Milli birlik ve bütünlüğümüzün ifadesi / En güzel bayram 23 Nisan'da kutlanandır" başlıklı bir araştırma inceleme...

23 Nisan 1920'de TBMM'nin kuruluşuna atıfta bulunan Asuman Kurt Öge diyor ki:

"Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk 23 Nisan 1924'de bu günün bayram olarak kutlanmasını söylemiş ve sonrasında bu bayramı 'Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı adı altında çocuklara armağan etmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk milli bayramı 23 Nisan o tarihten sonra çeşitli etkinliklerle kutlanırken, 1927 yılında Türkiye Himaye-i Eftal Cemiyeti'nin (Çocuk Esirgeme Kurumu) öncülüğünde geniş kapsamlı kutlama olmuştur..."

Ve ardından Cemiyet'in Bursa kutlamalarını da aktarıyor:

"O yıl Bursa'da da Himaye-i Eftal Cemiyeti şubesinin etkinliklerinde kutlama için bir araya gelen çocuklarla önce Vilayet, Türk Ocağı, Halk Fırkası ve Muallimler Birliği ziyaret edilmiş,

sonra da çocuklar için düzenlenen eğlence programları, ücretsiz sinema gösterileri ve otomobil turlarıyla bayram kutlamaları devam etmiştir. Dünyada çocuklara hediye edilen tek bayramdır..."

Öge yazısında 23 Nisan'da şehit çocuklarına maddi ve manevi yardım toplandığına da değiniyor...

Ve... Ardından 1986 yılından itibaren basında yer alan 23 Nisan haberlerinden oluşan bir seçkiyi paylaşıyor okurla...

Oğlumun 23 Nisan bayramlarına katıldığı yıllar...

Bu yazı beni geçmişe götürdü...

 

GEÇMİŞTE COŞKU BÜYÜKTÜ
Bayramların bayram gibi kutlandığı bir çocukluk geçirdim...  Atatürk İlkokulu'nda okudum... 23 Nisan gelmeden günlerce önce heyecan sarardı hepimizi...

Öğretmenler, ailelere çocukların resmigeçitte giyecekleri kostümleri çizer verirdi.  Elinden dikiş gelen kendi diker, gelemeyen de terziye diktirirdi.

Mesela ilkokul 2. sınıfta Asur kızı olmuştum... Terzi Muzaffer Hanım dikmişti giysiyi!  Kuzu yününden bir sürü saç örgüsü yapılmış ve başlığa tutturulmuştu... Yeşil, sarı ve siyah bantların olduğu bir giysiydi...  Bir başka yıl çiçek olmuştum...

Ne görkemliydi ama...

Atatürk Caddesi'nde düzenlenirdi tören... Caddenin sağınızı solunu Bursalılar tıka basa doldururdu...

Aynı zamanda da öğreticiydi...

Çok iyi hatırlıyorum. Tarihteki medeniyetler; mağara insanından Asurlulara, Türklere, Osmanlılara dek yansıtılırdı.

Keza minikler avukatından hakimine, eczacısından doktoruna, askerinden subayına,  mühendisinden öğretmene ağırlığı akademik olmak üzere tüm meslekleri temsil ederlerdi.

Haa... Çok iyi hatırlıyorum... Mevsimler, böcekler, çiçekler, tavşandan kediye hayvanlar hepsi vardı...  Masal kahramanları da!  İtiraf edeyim, prenses kostümü giyenleri çok kıskanırdım...

Hem öğreticiydi, hem eğlendirici!

Halk oyunları ekipleri, okul bandoları, trampetleriyle izciler... Sıra sıra geçerlerdi...

Şehir küçüktü o zamanlar; Atatürk Caddesi'ne sığıyorduk...

 

ŞEHİR KÜÇÜKTÜ, YÜREKLERİMİZ BÜYÜKTÜ

Şehrin okulları azdı zaten. Bursa Kayhan, Mollaarap, Setbaşı, Nalbantoğlu, Maksem, Muradiye, Hürriyet, Sırameşeler, İncirli, Çekirge ve birkaç mahalleden ibaretti dünyamız...

Şehrin merkez nüfusu bugünkünün onda biri filandı...

Şehir küçüktü...   Ama yüreklerimiz büyüktü...  "Büyüklerimizi sayar, küçüklerimizi korurduk"

23 Nisan da dahil tüm milli bayramları büyük bir coşkuyla, heyecanla, sevinçle kutlardık.

Milleti bir arada tutan milli hasletler arasındaydı bayramlar...

Köylerde okullar vardı ve milli bayramlar oralarda da kutlanırdı.

İnsanların birbirine güvendiği yıllardı. Kapılar kilitlenmezdi. Çoğunda ip vardı. İpi çeken içeri girerdi o güzel, bahçeleri yasemin, hanımeli, gül kokan, insanları nur yüzlü evlere...

Sadece milli bayramlar değil, dini bayramlar da aynı coşkuyla, aynı yürekle, saygı ve sevgi içerisinde, birlik, beraberlikle kutlanırdı.

Hiç kimsenin bayramda evden kaçmak aklına gelmezdi! Zaten herkes Bursalıydı... Komşular, yaşlılar, akrabalar ziyaret edilir, elleri öpülürdü...

Kandiller de öyle... Kandiller sokakların çocuklara özgür kılındığı gecelerdi!

TRT Radyosu'ndaki mevlidi dinler sonra sokağa çıkardık.

"Ya mum, ya para" diye tek tek evleri dolaşır, mumları stoklar, topladığımız paraları eşit bir şekilde üleşirdik. Mumları Kirişçi Kızı'nın camisi olduğu söylenilen evin taş oyuklarında yakar, gecenin ortasına kadar sokakta oynardık...

Velhasılı...

Bu şehirde milli bayramlar da dini bayramlar da büyük bir coşkuyla yaşanırdı...

 

COŞKUSUNU YİTİREN BAYRAMLAR
Şimdilerde...

Milli bayramlar coşkusunu yitiriyor...  Dini bayramlar da tatil olarak görülüyor... Bayram geldi mi, şehir boşalıyor... Göçle gelen nüfus, aile büyüklerinin yanına giderken...

Önemli bir kesim ise büyüklerinin elini öpmektense, dağda, denizde tatili tercih ediyor...

Son olarak Güneydoğu'daki şehitler gerekçe gösterilerek dünyadaki tek çocuk bayramı kutlamaları iptal edildi... Üstelik başlangıcında şehit çocukları varken...

Aslında süreç 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı ile başlamıştı...

23 Nisan çocuklara adanmış bir bayramdı... Dokunulmaz diye düşünmüşümdür hep... Yanılmışım... 

23 Nisan'ın "Mişli geçmiş"e karıştığını hiçbir zaman görmemeyi diliyorum...