Yıkılacak evler konuşur!

H. Gül KOLAYLI 16 Nisan 2019 Salı, 06:04

Babam inşaat müteahhidiydi... Eski tabirle Nafia'da çalışırken ayrılmıştı. Alaylı değil mülkiyeliydi... Akrabalar, konu komşu evleriyle ilgili bir sıkıntı yaşadıklarında ya da tadilat yapacaklarında babama danışırlardı... "Biz buraya ekleme yapacağız, bina bu yükü taşır mı?" diye... 

Eskinin Bursa'sında böyle dikine dikine binalar yoktu. Çoğunluğun evleri birbirine benzerdi; tek ya da iki katlı bahçeli evlerdi. Babam derdi ki; "Yıkılacak ev konuşur..." Anlamazdım, sorardım, "Nasıl konuşuyor?" diye. "Konuşur kızım, sessizlikte dinlediğin zaman ses gelir" derdi...

Pazar günü görüştüğüm Mollaarap Mahallesi Köşk Caddesi sakinleri de aynı şeyi söylediler; "Evden çatırtılar gelmeye başladı. Sabah kalktık ki duvarlarımız patlamış!"...
Yaşlı bir adam "Sabah namazından dönüyordum; sokaktan gelen çatırtıları duydum, çok ürktüm" dedi...

Bir de babam hep Köşk Caddesi ve şimdi Temenyeri Parkı olan bölgenin heyelan bölgesi olduğunu söylerdi... Rahmetlinin ne kadar haklı olduğunu görmüş olduk...

Konuya dönecek olursak... Mollaarap Mahallesi'nde aynı bölgede, bir apartman kazısı nedeniyle heyelan yaşanmış ve çok sayıda vatandaş evlerini terk etmek zorunda kalmıştı...

BİR YIL ARAYLA AYNI BÖLGEDE HEYELAN

Yine aynı bölgede yine bir heyelan var... Ve yine bir sürü insan doğup büyüdükleri hatta yaşlandıkları evlerinden oluyor...

Ve yine mahallelinin iddiasına göre, bölgedeki bir inşaatın kazısı sonrasında heyelan gelişti... Pazar günü gittim, yerinde gördüm. İnsanlarla konuştum... İnşaatı da üst caddeden gördüm. Zemin katla birlikte 5 kat saydım, üstünde de demir profilleri hazır; belli ki teras kat kapaması yapılacak. Binayı ön tarafından göremedim ama mahalle sakinleri kot farkı nedeniyle önde katların daha fazla olduğunu söyledi...

Okulun caddeye paralel oldukça büyük bir bahçesi var; o bahçede kazı yapılmış, anladığım kadarıyla... Kayma okul inşaatının paralelindeki caddenin karşı sırasında bulunan apartmanları etkilemiş. Onların arkasında tepelere doğru, geçen sene kayan ve boşaltılan evlerin sokağının devamındaki yere kadar uzanıyor... Yani bir üst sokak ya da caddeye!..


Bölgeye Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ve Yıldırım Kaymakamı Adem Yazıcı ile AFAD yetkilileri giderek bir toplantı düzenlemiş... Yetkililerin yaptığı açıklamaya göre, risk saptanan 105 haneye evlerinde kalmamaları için tebligat yapılmış; 5 aile belediye oteline yerleştirilmiş...

Pazar günü gittiğimde bir konteynerde kriz merkezi kurulduğunu söylediler. Orada 7, 8 kişi vardı.  AFAD ve Yıldırım Belediyesi Zabıta araçlarını gördüm...

İNSANLAR NE YAPACAKLARINI ŞAŞIRMIŞ DURUMDA!

Bir de evlerinin önünde oturan kadınları... Sakine Arık 64 yaşında; "Buyurun gelin içeri görün" dedi...   Giriş katındaki duvarlarda sıvalar patlamış; çatlaklar örümcek ağı gibiydi. Ama alt kata indiğimde ayaklarım titredi, fotoğrafları çeker çekmez kendimi dışarı attım. Duvarlar patlamış, yerler çatlamıştı. Ev her an yıkılacak gibiydi ve eşya doluydu...

"Ben 64 yaşındayım, eşim 73 yaşında. Biz burada yaşıyorduk. Ne yapacağız bilmiyorum..."

Belediye geçen yılki heyelan mağdurlarına kira yardımı, taşınma yardımı yapmış; hatta okul öğrencileri için servis bile tahsis etmişti.

 "Neden evi boşaltmadınız?" diye sordum... "Nasıl boşaltayım? Kızım yeni hastaneden çıktı" dedi... Geçen seneki heyelanda evleri taşımaya belediye araçları yardımcı olmuştu. Başvurdukları takdirde yardımcı olunacağını hatırlattım...

85 yaşında bir kadıncağız da ellerini başının arasına almış dertli dertli oturuyordu; "Biz çocukları okutacağız diye bu evi aldık. Çocukları okuttuk. Yaşlanınca da biz oturduk..." dedi... Dağ yöresinden, Güneybayır köyündenmiş.  Çok üzgündü.

Ardından Semra Kardeşler'in evine gittik birlikte... Onlar toparlayabildikleri kadar eşyaları toparlamışlar ama evden çıkartamamışlar. Üst katta çatlaklar yaygındı. Alt kata indiğinde yine ödüm patladı; zira alt katta taşıyıcı duvarlar, yerler, tüm duvarlar çatlak patlaktı. Evden nasıl çıktığımı bilemedim! 

Semra Kardeşler ve Sevim Orakçı abla kardeş; birlikte oturuyorlar. Her ikisi de "Mağduruz. Evimizi gördünüz, oturacak halde değil. Her an yıkılacak durumda. Biz ne yapacağız bilmiyoruz. Kira yardımı yapılacak mı? Nasıl taşınacağız? İki günde nasıl ev bulacağız? Hiç bilmiyoruz! Anılarımız, geçmişimiz burada. Hepsini bırakıp gitmek çok zor" dedi.

Kiracılar da ne yapacaklarını şaşırmış durumda; zira oturdukları konutlar normal daire gibi olmayan, düşük kiralı evlerdi.
Bir kadın "Benim çocuğum burada okula gidiyor, ben ne yapacağım? İki gündür mahallede dolaşmadığım yer kalmadı. İki artı 1 konutlar bin 400 lira! Ev bulamıyoruz... Şaşırdık kaldık" dedi.

ENGİN ER UYARDI

Ve yine "Bir bilene sormak lazım!" diyerek deprem, heyelan, obruk denilince bilgi kaynağımız olan Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi Başkanı Engin Er'i aradım...

Olaydan haberdardı; "Araziye gittik, gördük. Tekrar gideceğiz. O bölgede zaten daha önceden de hareket var. Geçen sene de benzeri bir durum yaşandı. Orası eski bir heyelan bölgesi. Bir, iki ay önce 'Bursa'da heyelanları bekleyin!' demiştim. Bunlarla ilgili belediyelerin, kazıya başlanmadan önce zemin vizesini mutlaka bir jeoloji mühendisine incelettirmesi gerekiyor. Raporlarla arazinin uygunluğunun kontrol edilmesi lazım" dedi.

Başkan Engin Er uyardı; "Yağış olduğu zamanlarda eğimli alanlarda yapılan kontrolsüz kazılarda bunlar olmaya devam edecek... Zemin etüt raporu alınırken, bazı sondajlar yapılıyor, sondaj örneklemedir. O örneklemenin araziye uygunluğunun test edilmesi lazım. Mesela zemin etütlerinde görüyoruz ki önerilen bazı yorumlamalar arazi ile uygun değil. Bunun kontrolünün meslektaşlarımızca yapılmasını öneriyoruz..."

Bölgedeki okul inşaatı bahçesinde yapılan kazının heyelanda etkili olup olmadığın, kazı alanına bitişik caddenin karşısındaki binalarla onların üstündeki caddede bulunan binaların etkilendiğini hatırlattım; "İnşaatla ilgili kesin bir şey diyemeyeceğim. Tam olarak incelemedim. Ancak, önceki kaymada bir parselde kazı yapıldı bütün mahalle kaydı... Heyelanın taç topuk bölgesi vardır. Alttaki yer topuk bölgesi; üsttekiler de taç oluyor. Kayma dairesinin çıkartılması lazım. Kayma dairesinde olan her kazı heyelan artırıcı etki yapar... Kayma dairesini belirledikten sonra kaymayı durduracak önlem alınması lazım..."

Ardından heyelan bölgesinde yapılaşma olup olmayacağını sordum; "Şu anda yapılaşma yapılamaz. Neresi kaydıysa orada bir sorun olduğu düşünülüyor. O bölgenin tamamının çalışılması lazım. Çözüm için acil planlama, kayma dairesinin tespiti ve bu alandaki tüm çalışmaların meslektaşlarımızın kontrolünde yapılması gerekir" dedi.

Önceliğin planlamadan geçtiğini de belirten Başkan Er; "Orada heyelan olduğu biliniyor, oradan 1/1000'lik planların yeniden yapılması lazım" ifadelerini kullandı...