Zeytinlikler kurtuldu; ‘Şimdilik!’

H. Gül KOLAYLI 14 Haziran 2017 Çarşamba, 06:36

Son günlerin en çok tartışılan konularından biri de Zeytinliklerin sanayiye açılmasını öngören yasa değişikliğiydi.

Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesine ilişkin kanun tasarısındaki kamu yararı kararı alınan yatırımlar için zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına izin veren 2. Madde tasarıdan çıkartıldı.

Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabi Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Ak Parti milletvekili Ziya Altunyaldız; "Çoğulcu demokratik bir anlayışla tüm kesimlerin görüşlerini aldık ve 3 parti grubu da uzlaşı temin ettik. Sonuç olarak zeytinlik maddesinin üretim reform tasarısından çıkarılması kararı aldık" dedi.

Zeytinliklerin imara açılmasını öngören yasaya itiraz eden isimlerden biri de CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal'dı.

Sarıbal 750 bin ailenin geçimini sağlayan zeytinliklerin sanayiye açılmasına yönelik kaygılarını kamuoyu ile paylaşmıştı:

 "Daha çok Ege ve Marmara bölgelerinden yapılan zeytincilik yaklaşık 750 bin ailenin geçim kaynağını oluşturmaktadır. Aydın, İzmir, Muğla, Balıkesir, Manisa ve Çanakkale üretimin gerçekleştiği başlıca illerdir.

TÜİK verilerine göre; zeytin dikim alanı 837 bin hektar olup; 2014-2015 hasat ve üretim yılında, 165 bin ton zeytinyağı üretiminin değeri yaklaşık 600 milyon dolar!"

 

GENEL KURUL'A YENİDEN GELEBİLİR

Orhan Sarıbal ile görüşüp komisyonun zeytinlikleri sanayileşmeye açan yasa tasarısındaki ilgili maddenin çıkartılmasına yönelik görüşlerini sordum:

"Büyük bir mücadele verdik" derken kaygılarını da dile getirdi:

"Bakan, öyle ya da böyle yeniden gündeme geleceği yönünde bir açıklama yaptı. Şimdilik durdurulmuş durumda. Bir şekilde yeniden gündeme getirilecek. Genel Kurul'da baskın bir önerge ile gelmesine yönelik endişemiz var.

Zeytinde yaşanan sorunlarla ilgili yönelik meslek odalarından üreticilere, sanayiciden ihracatçıya tüm bileşenleriyle oturup çözüm için ortak aklı geliştirmek zorundayız. Ortak aklın dışındaki her yaklaşım çözüm getirmez ve itirazla karşılanır."

 

ZEYTİN YOKSA HASTALIK VAR

Zeytinin insan sağlığı açısından önemine de dikkat çekti:

"Bakın zeytine dünyada, ABD'de, İtalya'da, İspanya''da, Yunanistan'da büyük önem verilip üretimleri artırılırken, insanlarına sağlıklı yağ yedirme çabası gösterilirken...

Biz zeytinlikleri, zeytin üretim alanlarını daraltıp zeytinyağı üretimini azaltıp insanlarımızın güvenli gıda ve dengeli beslenmelerine engel oluyoruz.

Bir de şunu söylemekte yarar var.  Zeytinyağı, zeytin yoksa kanser var,  damar sertliği, kolesterol, kalp krizi var.

Ayrıca zeytin yoksa binlerce yıllık tarih, kültür, üç kitapta yazan kutsallık yok! Belleğimiz yok. Barış, kardeşlik ağacı zeytin yoksa barış da yok."

 

 

MERA YOKSA ET, SÜT DE YOK!

Orhan Sarıbal ardından Meraların sanayiye açılmasını öngören yasa tasarısına dikkat çekti:

"Zeytinlikler konusunda verilen mücadelenin meralarda da verilmesi lazım. Ama meraların sahibi yok. Meralar devletin yani büyükşehrin, Milli Emlak'in, Hazine'nin Tarım Bakanlığı'nın yetkisinde olduğu için toplumun sesi çıkmıyor.

Ben özellikle de bu konuda mücadelemi sürdürüyorum.

Mülkiyet devletindir, ama o meraların asıl sahibi yüzlerce yıldır buraları kullanan, hayvanlarını otlatan, hayvan üreten ve et sağlayan köylülerdir.

Mera alanları çok önemlidir.  Söz konusu yasa tasarısının 36 maddesi ne yazık ki meraları küçük sanayi sitelerine, teknoloji bölgelerine,  organize sanayi bölgelerine enerji ve maden tesislerine açacaktır...

Son altı yıldır canlı hayvan ve kırmızı ete 4,5 milyar dolar para ödedik. Ama et ucuzlamadı. Sadece 2016 yılında yem ve katkı maddelerine 3 milyar 200 milyon dolar ödedik...

Meralar giderse mera yoksa ot yok! Ot yoksa et yok, süt yok...

Hayvancılıkta tamamen dışa bağımlı olunacak. 80 milyonluk bir ülke için çok önemli olan kırmızı et, protein ihtiyacı dışa bağımlı bırakılamaz!"

 

 

 

ALAN TANIMLANMASI, SINIRLANMASI

İki üç gün Bursa'da yoktuk. Geldik,  "Bayanlara mahsus vagon" uygulaması başlamış!

Gerekçe; taciz! Kadına taciz bu ülkenin genel sorunu.

Böyle sorunlarla önü alınmaz. Tam tersine artar! Alan tanımlaması, zihinsel alan sınırlamasıdır. Dışına çıktıkça tacizciye haklılık tanınır! Çorap söküğü gibi!

Tıpkı tacizci ve tecavüzcülerin "Çocuğun dizi, kolu gözüktü"; "Kadın kısmının gece sokakta işi ne?" "Kadın kısmının işte işi ne?" "Tek başına sokakta işi ne?" "Tayt giymiş, şort giymiş!" bahaneleri gibi...

Ne yapacak kadın! Kendini eve mi kilitleyecek? Her türlü sosyal, kültürel, sanatsal ve de iş yaşamından kendini soyutlayacak mı?

Siz bana kadının istihdama dahil olmadığı bir tanecik sanayileşmiş / gelişmiş/ demokratik ülke gösterebilir misiniz?

Baksanıza Kağıthane'de boşanma davası sırasında eşini 4 kurşunla katleden Recep İnçke savunmasında diyor ki;

"Rahmetli bazı görevlerini yerine getirmiyordu!" Neymiş bu görevler; "Çay yapmama, yemek yapmama!"

Kadını öldürme gerekçesi! İstemiyorsan boşan!  Zaten kadıncağız da şiddet gördüğü için boşanma davası açmış!

Kimi kadın annesiyle görüştü, diye katledildi, kimisi yemeğin altını yaktığı için, kimisi ise kapıyı geç açtığından!  Çoğu ise boşanmak ya da ayrılmak istediğinden; ya da kendisine dayatılan eşi istemediğinden!

Dün hepimizin içini yakan bir başka kayıp ise Ödemişli küçük Ceylin'in katledilişi!

Yarabbi, nasıl bir toplum olduk! Nasıl kıyılır o ışıl ışıl kara gözlü kuzuya... O yavrucuğa...