Allah bize bir daha işgal göstermesin!

Hakan Yürük 11 Eylül 2018 Salı, 06:49

Bursa'ya ve Bursa tarihine doğduğu şehir Selanik'ten göçmen kimliği ile değil;

11 Eylül 1922'de Bursa'yı düşman işgalinden kurtaran ordunun komutanı olarak geçen Şükrü Naili (Gökberk) Paşa ve yaklaşık iki yıl iki ay süren işgal günlerinde mücadele edenleri hatırlayarak başlamak istedim.

 Bursa, 56. Fırka Yaveri Yüzbaşı Selahattin Bey'in anılarından öğrenildiğine göre 8 Temmuz 1920 günü saat 13:30 sıralarında terk edilmiştir. İşgalci Yunan ordusunun Bursa'nın ele geçirildiğine dair ilk resmi bildirisi 9 Temmuz 1920 günü "Paraskevupolos" imzasıyla yayınlandı.

10 Temmuz 1920 günlü Meclis oturumunda otuz imzalı şöyle bir önerge verilmiştir:

"Birinci başkentimiz olan Bursa'nın alçak Yunanlılar tarafından işgali ve işgal sonucunda din ve vatan kardeşlerimizin uğradıkları kötülüklerin üzüntüsüne katıldığımızın bir belirtisi olmak üzere birleşimin yirmi dakika tatili ile başkanlık kürsüsünün kara örtü ile kaplanmasını öneririz."

Önerge kabul edilerek, Meclis başkanlık kürsüsüne bir siyah şal örtülmüş ve bu siyah şal, 11 Eylül 1922 günü Bursa'nın kurtuluşuna değin orada kalmıştır.

Bursa'nın işgalinden sonra Meclis'te başta Hamdullah Suphi(Tanrıöver) Bey, Afyon Vekili Mehmet Şükrü Bey olmak üzere sert tartışmalar olmuş, Bursa'yı savunan Kolordu Komutanı Bekir Sami Bey görevinden alınmıştır. Bursa'nın işgalinden sonra Kastamonu İleri gazetesinde:

Sen de gittin, sen ey güzel Bursa

Bizi en gamlı günde terk ettin

Kalb-i millet müebbedeb dursa

Yeri var mateminle ey Bursa...

(Kastamonu Lisesi öğrencisi Rodoslu Bahri Vedat)

***

Acı tüm yurdu sarmıştı. Ama Bursa direnmeye ve milli ruhla ayağa kalkmak için milis hareketlerine başlamıştı bile. Bursa'daki Yunan askeri gücünün durumuna dair bilgiler toplanıyor, haber alma teşkilatları kurularak geliştiriliyordu.

Mümtaz Şükrü, Yıldırım Okulu Müdürü Faik, Ahmet Necati, Öğretmen İbrahim Hakkı, Kömürcü Cemal, Yıldız hanı işletmecisi Sadık ve Muin-i Hilal basımevinin sahibi Ahmet Refik beylerle Çaycı Bekir Hoca bilgileri çeşitli yollarla Kuvayi Milliye saflarına ulaştırıyordu. Bursalıların Kuvayi Milliye'den haber alabilmesi için (Ertuğrul) gazetesinde yazılar yayınlanmaya başlamıştı. Ancak bu yayınlar yedi gün sürdü. Yunan kuvvetleri gazeteyi kapattı. İkinci İnönü Savaşı'nın ardından Yunan ordusunun ve Rum-Ermeni çetelerinin barbarlığı inanılmaz boyutlara ulaşmıştı.

11 Mayıs 1921 günü Pazarköy (Orhangazi) Belediye Başkanı Mehmed ve eski başkan Hasan Tahsin beylerle Çakırlı köyünden Şerif Süleyman ve arkadaşları tarafından yapılan başvuru sonucu İtilaf Devletleri bir araştırma kurulu oluşturdu. Bu kurulun raporlarından sadece birinden alıntı yapacak olursak;

"Orhangazi'de bin evlik yangından ancak beş ev kurtulmuştur. Bunlardan birisi Türk cesetleri ile doluydu. Üst üste yığılmış cesetleri birbiri üzerinden indirerek hayatta kalanları ayırmak istedik. Ancak koma halinde ve nabızları durmak üzere olan bir ihtiyarla on altı yaşlarında bir genci ayırabildik. Diğer bir sokakta ağzına el bombası konmuş bir delikanlı bulunuyordu. Gözleri açık kalmıştı. Biraz ileride karnından bağırsakları dökülmüş bir kadının cesedi vardı. İki adım ötede iki yaşlarında başsız bir çocuk cesedi bulunuyordu. İleride gübre yığınları üzerinde on iki yaşlarında ırzına geçilmiş Kezban isminde bir kız güçlükle konuşabiliyordu. Sokaklardan birinde altmış yaşlarında olan Huriye Hanım'ın ırzına geçilmiş ve öldürülmüştü. Katliam programını Yüzbaşı Dimitri Gregorya idare etmişti."

Aynı kurul 15 Mayıs 1921-19 Ekim 1921 tarihli raporlarında benzeri manzaralardan bahsetmiş, Yunan mezalimini bütün dünyaya duyurmasına karşın kazanılan zafer ve bağımsızlığa kadar bu zulme Türk Milletinin kendi kaderini tayin etme mücadelesinden başka hiçbir güç dur dememiştir.

Kazanılan 30 Ağustos zaferinin ardından Yunan ordusu bozguna uğramaya başlamış ve 4 Eylül gecesi 3. Kolordu Komutanı Şükrü Naili (Gökberk) Paşa, Bursa'yı geri alma planlarını tamamlamış ve saat 21:00'de yazılı emrini geçmiştir. Mudanya ve Gemlik limanlarından kaçmaya çalışan Yunan birlikleri zaman kazanmak adına direnmeye çalışsalar da 10 Eylül 1922 saat 11:00 sıralarında Türk birlikleri Kestel'e varmış ve burada mola vererek Bursa'nın düşman işgalinden yağma ve yıkım olmadan kurtarılması için milis kuvvetlerinin hazırlıkları ile beraber planlamasını yapmıştır.

Bu arada canla başla mücadele eden Milis Kuvvetleri Komutanları İsmail oğlu Abdürrezzak Sözgeçiren, Püskülsüz İsmail Efe ve diğer kahramanların da mücadelelerini unutmamak lazım. 11 Eylül 1922 sabahı 3. Kolordu Komutanı Mirliva Şükrü Naili (Gökberk) karargahı ile Bursa'ya gelerek şehri teslim almış, komuta yerini 'Belediye'ye kurmuş, saat 10:00'da Batı Cephesi Komutanlığı'na çektiği telgrafla Bursa'nın kurtarıldığını bildirmiştir.

Ankara, Bursa'nın işgalden kurtarılışını bütün ülkeye şu telgrafla duyurmuştur:

"11 EYLÜL 1922 YEŞİL BURSA AL SANCAĞINA KAVUŞTU."

Siyah şal başkanlık kürsüsünden kaldırılmıştı.

Ruhları şad, mekânları cennet olsun.